Eski ABD Savunma Bakanı Mark Esper, İran'ın Kasım ayındaki ABD ara seçimleri öncesinde Washington'la yürüttüğü barış müzakerelerinde "alabileceğinin maksimumunu almaya" çalışacağını söyledi. Esper, Çarşamba gecesi katıldığı bir televizyon programında yaptığı açıklamada, seçimlerin ardından Başkan Donald Trump'ın askeri gücünü Tahran'a karşı "serbest bırakacağını" öngördüğünü belirtti. Eski bakanın bu yorumları, iki ülke arasında dolaylı görüşmelerin devam ettiği bir dönemde geldi. Trump yönetimi, İran'ın nükleer programı ve bölgesel faaliyetlerine karşı maksimum baskı politikasını sürdürürken, Tahran da uranyum zenginleştirme faaliyetlerini artırarak yanıt veriyor.
Seçim Takvimi ve Müzakere Stratejisi
Esper, İran'ın özellikle sonbahar aylarında müzakerelerde elini güçlendirmeye çalışacağını, çünkü Trump yönetiminin seçim öncesi büyük bir askeri hamle yapmakta tereddüt edeceğini düşündüklerini ifade etti. "İranlılar, Kasım ayına kadar zaman kazanmak ve mümkün olduğunca fazla taviz koparmak isteyeceklerdir. Ancak seçimler geçtikten sonra Başkan Trump'ın eli çok daha serbest kalacak ve askeri seçenekler masaya gelecektir" dedi. Eski bakanın bu değerlendirmesi, Washington'da İran konusunda iki farklı yaklaşımın bulunduğunu gösteriyor: Bir yanda müzakereleri tercih eden Dışişleri Bakanlığı kanadı, diğer yanda daha sert bir çizgi izlenmesini savunan Savunma Bakanlığı ve bazı Kongre üyeleri.
Esper, Trump'ın ilk döneminde Savunma Bakanlığı görevini yürütmüştü. Görev süresi boyunca İran'a karşı çeşitli askeri seçeneklerin değerlendirildiği ancak uygulanmadığı biliniyor. Esper, son kitabı ve röportajlarında Trump'ın ulusal güvenlik politikalarını eleştirmiş, ancak aynı zamanda İran konusunda sert bir duruş sergilemesi gerektiğini savunmuştu.
Bölgesel ve Küresel Boyut
ABD-İran gerginliği, sadece ikili ilişkileri değil, tüm Orta Doğu dengelerini etkiliyor. İran'ın nükleer anlaşmaya dönüş koşulları, bölgedeki vekil güçleri, Yemen savaşı ve enerji piyasaları bu gerilimden doğrudan etkileniyor. Trump yönetimi, İran'a yönelik yaptırımları sıkılaştırırken, Tahran da uranyum zenginleştirme oranını %60'a çıkararak uluslararası topluma meydan okuyor. Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu'nun (IAEA) son raporları, İran'ın nükleer faaliyetlerinin denetiminde ciddi engeller olduğunu ortaya koyuyor.
Uzmanlar, ABD ara seçimlerinin sonucunun İran politikasında belirleyici olacağını söylüyor. Demokratların Kongre'de daha fazla koltuk kazanması halinde, yeni bir nükleer anlaşma için müzakerelerin hızlanabileceği; Cumhuriyetçilerin kontrolü elinde tutması durumunda ise askeri seçeneklerin daha da güçleneceği değerlendiriliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, ABD-İran gerginliğinden doğrudan etkilenen ülkelerin başında geliyor. İran'a yönelik yaptırımlar, Türkiye'nin enerji ithalatını ve komşusuyla ticaretini olumsuz etkiliyor. Ayrıca, olası bir askeri çatışma, sınır güvenliği, mülteci akını ve bölgesel istikrarsızlık gibi riskleri de beraberinde getirebilir. Türkiye, bu nedenle ABD ve İran arasında dengeli bir politika izlemeye çalışıyor; bir yandan Washington'la stratejik ilişkilerini sürdürürken, diğer yandan Tahran'la diplomatik ve ekonomik bağlarını koparmamaya özen gösteriyor. Esper'in açıklamaları, Türkiye'nin bu hassas dengede daha dikkatli manevra yapması gerektiğini bir kez daha hatırlatıyor.