Eski bir NATO yetkilisi, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in Ukrayna savaşını kazandığını düşündüğünü ve bu değerlendirmesinde haklı olduğunu açıkladı. New Eurasian Strategies Centre dış politika direktörü, hükümetlere Rusya'ya karşı yanıtlarını 'artırmaları' çağrısında bulundu. Bu açıklama, Batı'nın Ukrayna stratejisinin sorgulandığı ve savaşın gidişatına dair endişelerin arttığı bir dönemde geldi.
Gelişmenin Arka Planı
Eski NATO yetkilisinin değerlendirmesi, Rusya'nın Ukrayna'daki işgalinin başlangıcından bu yana geçen sürede sahadaki durumun değiştiğini gösteriyor. Putin yönetimi, askeri operasyonlarını genişletirken Batı'nın yaptırımlarına rağmen ekonomik ve askeri kapasitesini koruyor. Uzman, Putin'in savaşı kazandığını düşünmesinin nedenlerini şöyle sıralıyor: Rusya'nın doğu ve güney Ukrayna'daki toprak kazanımları, Batı'nın askeri yardımlarının sınırlı kalması ve Avrupa ülkelerinin enerji bağımlılığı nedeniyle Rusya'ya karşı tam bir birlik sergileyememesi. Ayrıca, ABD ve Avrupa'da savaş yorgunluğu ve kamuoyu desteğinin azalması, Kremlin'in elini güçlendiriyor.
New Eurasian Strategies Centre, Avrasya bölgesine odaklanan bir düşünce kuruluşu olarak biliniyor. Dış politika direktörü, yaptığı açıklamada, Batı'nın Ukrayna'ya verdiği desteğin yetersiz olduğunu ve Rusya'nın ilerleyişini durdurmak için daha fazla askeri ve ekonomik yardımın şart olduğunu vurguladı. Bu çağrı, NATO ülkelerinin savunma harcamalarını artırma ve Ukrayna'ya silah tedarikini hızlandırma yönündeki tartışmalarla örtüşüyor.
Rusya-Ukrayna savaşı, 2022'de başlamasından bu yana on binlerce can kaybına ve milyonlarca insanın yerinden edilmesine yol açtı. Batı, Rusya'ya karşı benzeri görülmemiş yaptırımlar uyguladı ancak bu yaptırımların Rus ekonomisini ne ölçüde zayıflattığı tartışmalı. Rusya, enerji ihracatını Asya pazarlarına yönlendirerek gelirini korudu ve askeri üretimini artırdı. Ukrayna ise Batı'dan aldığı silahlarla direniyor ancak karşı taarruzunun beklenen başarıyı getirmediği belirtiliyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Eski NATO yetkilisinin uyarısı, küresel güvenlik mimarisi açısından önemli sonuçlar doğurabilir. Rusya'nın Ukrayna'daki kazanımları, diğer otoriter rejimlere cesaret verebilir ve uluslararası hukukun temel ilkelerini zayıflatabilir. NATO, Doğu Avrupa'daki varlığını güçlendirirken İsveç ve Finlandiya'nın ittifaka katılmasıyla sınırlarını genişletti. Ancak uzmanlar, ittifak içindeki birlik ve kararlılığın sürdürülmesinin zor olduğunu belirtiyor.
Avrupa Birliği, Rusya'ya karşı yaptırımları artırmayı ve Ukrayna'ya mali destek sağlamayı planlıyor. Ancak Macaristan gibi bazı üyeler, Rusya ile diyaloğun sürdürülmesi gerektiğini savunuyor. ABD ise Ukrayna'ya askeri yardımı sürdürme konusunda Kongre'de yaşanan bütçe anlaşmazlıkları nedeniyle zorluklarla karşılaşıyor. Bu durum, Batı'nın ortak bir strateji belirlemesini güçleştiriyor.
Çin ve Hindistan gibi ülkeler, Rusya ile ekonomik ve diplomatik ilişkilerini sürdürerek Batı'nın yaptırımlarını deliyor. Çin, Rusya'ya teknoloji ve finansal destek sağlarken Hindistan, Rus petrolünü indirimli fiyatlarla alarak enerji ihtiyacını karşılıyor. Bu ülkelerin tutumu, Rusya'nın izolasyonunu engelliyor ve savaşın uzamasına neden oluyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Rusya ve Ukrayna arasındaki savaşta denge politikası izleyerek her iki tarafla da ilişkilerini sürdürüyor. Eski NATO yetkilisinin Putin'in kazandığını düşündüğü yönündeki değerlendirmesi, Türkiye'nin arabuluculuk rolünü ve Montrö Sözleşmesi kapsamındaki tutumunu daha da önemli hale getiriyor. Türkiye, tahıl koridoru anlaşması gibi girişimlerle küresel gıda güvenliğine katkı sağlarken, Rusya ile enerji ve ticaret bağlarını koruyor. Savaşın uzaması, Türkiye'nin Karadeniz'deki güvenlik endişelerini artırırken, Batı ile ilişkilerinde denge gözetmesini gerektiriyor. Bu durum, Türk dış politikası için hem fırsatlar hem de riskler barındırıyor.