Eski Fransız ve İngiliz diplomatlardan oluşan yüzden fazla isim, İsrail'in Filistin topraklarında uyguladığı politikaları 'etnik temizlik' olarak nitelendiren ortak bir mektup kaleme aldı. Mektup, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ve Birleşik Krallık Başbakanı Keir Starmer'a hitaben yazıldı. Diplomatlar, hükümetlerin İsrail'e yönelik ticaret ve silah satışlarını durdurarak Filistin devletinin kurulmasına yönelik uluslararası baskıyı artırmasını talep ediyor. Bu çağrı, Gazze'deki insani kriz ve Batı Şeria'daki yerleşim faaliyetlerinin artmasıyla birlikte uluslararası kamuoyunda yankı buluyor.
Diplomatlardan güçlü uyarı
Mektuba imza atan 100'den fazla eski diplomat, aralarında eski büyükelçiler, büyükelçilik müsteşarları ve üst düzey bürokratların bulunduğu geniş bir yelpazeyi temsil ediyor. Bu isimler, İsrail'in Filistin topraklarındaki uygulamalarını 'silme' olarak tanımlıyor ve bunun uluslararası hukuk ile insan hakları normlarına aykırı olduğunu vurguluyor. Mektupta, İsrail hükümetinin Gazze'ye yönelik saldırılarının ardından Batı Şeria'yı ilhak politikasını yoğunlaştırdığı ve Filistinlilerin topraklarından zorla çıkarılmasına zemin hazırladığı belirtiliyor. Diplomatlar, bu durumun 'etnik temizlik' olarak adlandırılabileceğini ifade ediyor.
Fransa ve Birleşik Krallık'ın, insan haklarına saygı ve uluslararası hukuka bağlılık konusundaki geleneksel söylemlerine rağmen, İsrail'e yönelik politikalarında bu ilkeleri göz ardı ettiğini savunan diplomatlar, hükümetlerin Filistin halkının temel haklarını korumak için somut adımlar atması gerektiğini belirtiyor. Mektup, iki ülkenin de İsrail ile kapsamlı ticaret anlaşmaları bulunduğuna dikkat çekerek, silah satışlarının ve ticaretin durdurulmasının İsrail üzerinde ciddi bir baskı oluşturacağını öne sürüyor.
Uluslararası hukuk ve insan hakları boyutu
Uluslararası toplumun Filistin meselesine yaklaşımı, son yıllarda giderek daha fazla eleştiri konusu oluyor. Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nda alınan kararlar, Uluslararası Adalet Divanı'nın görüşleri ve çeşitli insan hakları örgütlerinin raporları, İsrail'in işgal altındaki topraklardaki uygulamalarının uluslararası hukuku ihlal ettiğini ortaya koyuyor. Eski diplomatların bu mektubu, emekli olmalarına rağmen hükümetlerinin politikalarına duydukları rahatsızlığı dile getirmeleri açısından da sembolik bir önem taşıyor.
Bu gelişme, özellikle Avrupa Birliği ülkelerinin İsrail'e yönelik tutumlarındaki bölünmüşlüğü de gözler önüne seriyor. Bazı AB ülkeleri İsrail'in meşru müdafaa hakkını savunurken, diğerleri Filistinlilerin haklarını ön planda tutarak daha eleştirel bir tavır takınıyor. Fransa ve İngiltere'nin, BM Güvenlik Konseyi'nin daimi üyeleri olarak bu konudaki sorumluluklarına işaret eden diplomatlar, iki ülkenin aktif birer arabulucu rolü üstlenmesi gerektiğini vurguluyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin Filistin davasına verdiği desteği uluslararası platformda güçlendirebilecek bir zemin oluşturuyor. Türkiye, uzun süredir Filistin'in yanında yer alan ve İsrail'i eleştiren bir dış politika izliyor. Eski diplomatların bu çağrısı, Türkiye'nin tezlerini destekleyen bir uluslararası mutabakatın oluşmasına katkı sağlayabilir. Ayrıca, Türkiye'nin Avrupa ülkeleriyle ilişkilerinde Filistin konusundaki işbirliği imkanlarını artırabilir. Türkiye'nin, bu tür girişimleri destekleyerek hem Filistin halkının yanında olduğunu hem de uluslararası hukukun üstünlüğüne vurgu yapan bir tutum sergilemesi, bölgesel prestijini artırabilir. Ancak bu durumun, Türkiye-İsrail ilişkilerinde daha fazla gerginliğe yol açabileceği de göz ardı edilmemelidir.