Eski üst düzey Fransız ve İngiliz diplomatlardan oluşan bir grup, Cumartesi günü hükümetlerine, Filistin topraklarında uluslararası hukukun üstünlüğünü sağlamak için ortak hareket etme çağrısında bulundu. İmzacılar, İsrail'in "yaşayabilir bir Filistin devleti" umudunu yok etmeyi amaçladığını öne sürdü. Açıklama, bölgede artan tansiyonun ve uluslararası toplumun İsrail-Filistin çatışmasına yönelik artan endişelerinin yaşandığı bir dönemde geldi.
Diplomatik çağrı ve imzacılar
İmzacılar arasında, her iki ülkenin dışişleri bakanlıklarında ve büyükelçiliklerinde görev yapmış, kariyerlerinin zirvesinde emekli olmuş diplomatlar yer alıyor. İsimleri basına yansıyan bazı diplomatlar, Fransa'nın eski Birleşmiş Milletler Daimi Temsilcisi ve İngiltere'nin Orta Doğu'daki eski büyükelçileri olarak biliniyor. Açıklamada, iki ülkenin de Filistin halkına karşı tarihsel sorumlulukları olduğu ve bu sorumluluğun gereği olarak uluslararası hukukun ihlallerine sessiz kalmamaları gerektiği vurgulandı.
Diplomatlar, İsrail'in Batı Şeria'daki yerleşim politikalarını ve Doğu Kudüs'teki uygulamalarını uluslararası hukukun açık ihlali olarak nitelendirdi. Açıklamada, 1967 sınırlarına dayalı, başkenti Doğu Kudüs olan bağımsız bir Filistin devletinin kurulmasının artık imkânsız hale getirilmeye çalışıldığı ifade edildi. Bu durumun, iki devletli çözümün temelini oluşturan tüm parametreleri ortadan kaldırdığına dikkat çekildi.
Uluslararası hukuk ve iki devletli çözüm
Uluslararası toplumun uzun süredir üzerinde mutabık olduğu iki devletli çözüm, Filistin-İsrail çatışmasının çözümünde temel bir çerçeve olarak kabul ediliyor. Ancak son yıllarda İsrail'in yerleşim faaliyetlerini genişletmesi, bu çözümün uygulanabilirliğini ciddi şekilde tehdit ediyor. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin 2334 sayılı kararı, işgal altındaki Filistin topraklarındaki yerleşimleri 'açık bir uluslararası hukuk ihlali' olarak tanımlıyor ve İsrail'e bu faaliyetleri durdurma çağrısı yapıyor.
Fransa ve İngiltere, Avrupa Birliği üyesi olarak, bu konuda daha önce de benzer endişeleri dile getirmişti. Ancak diplomatlar, mevcut hükümetlerin bu konudaki söylemlerinin eyleme dönüşmediğini, aksine İsrail'e yönelik eleştirilerin giderek daha fazla bastırıldığını öne sürüyor. Açıklamada, iki ülkenin Filistin halkına karşı "ahlaki ve hukuki yükümlülükleri" olduğu ve bu yükümlülüklerin yerine getirilmesi için somut adımlar atılması gerektiği belirtiliyor.
Uzmanlar, bu diplomatik girişimin sembolik önemine dikkat çekiyor. Emekli diplomatların, kariyerlerinin ardından böyle bir açıklama yapmaları, konunun ciddiyetini ve duyulan rahatsızlığı ortaya koyuyor. Ayrıca, bu tür açıklamaların, kamuoyunda Filistin meselesine yönelik duyarlılığın artmasına katkı sağlayabileceği değerlendiriliyor.
Ancak diplomatların çağrısının, mevcut hükümetlerin politikalarında bir değişiklik yaratıp yaratmayacağı belirsizliğini koruyor. Hem Fransa hem de İngiltere, son dönemde Orta Doğu'da etkilerini artırma çabası içinde. Fransa, İsrail-Lübnan sınırındaki gerilimde arabuluculuk rolü üstlenirken; İngiltere, bölgedeki NATO ortaklarıyla ilişkilerini güçlendirmeye çalışıyor. Bu bağlamda, diplomatların çağrısının dikkate alınıp alınmayacağı önümüzdeki günlerde netleşecek.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Filistin davasına uzun süredir verdiği siyasi destekle biliniyor. Bu diplomatik girişim, Türkiye'nin savunduğu iki devletli çözüm ve Filistin halkının haklarının korunması ilkeleriyle örtüşüyor. Türkiye, uluslararası platformlarda İsrail'in yerleşim politikalarını ve insan hakları ihlallerini sürekli gündeme getiriyor. Bu açıklamanın, özellikle Avrupalı aktörlerin Filistin konusundaki tutumlarını gözden geçirmeleri yönünde bir baskı oluşturması, Türkiye'nin tezlerini güçlendirebilir. Ancak girişimin somut bir sonuç doğurması beklenmiyor. Türkiye'nin bu konudaki tutarlı duruşu, bölgesel liderlik iddiasını pekiştiriyor.