Nijeryalı eşcinsel papaz Jide Macaulay, hayatının büyük bir kısmını ülkesindeki en savunmasız LGBTQ+ bireylerine yardım ederek geçirdi. Şimdi ise Bel Trew'in yeni belgeseli 'Hunted'ın (Avlanan) mesajının duyulması ve eyleme geçirilmesi gerektiğini vurguluyor. Macaulay, benzer bir zulme maruz kaldığını belirterek, sessiz kalmanın kabul edilemez olduğunu ifade ediyor.
Bel Trew'in 'Hunted' belgeseli: LGBTQ+ bireylerin yaşadığı zulmü gözler önüne seriyor
Bel Trew, uluslararası alanda tanınan bir gazeteci ve belgesel yapımcısı. 'Hunted' adlı belgeselinde, dünyanın dört bir yanındaki LGBTQ+ bireylerin karşılaştığı sistematik zulmü, ayrımcılığı ve şiddeti belgeliyor. Belgesel, özellikle Nijerya, Uganda ve Rusya gibi LGBTQ+ haklarının kısıtlandığı veya cezalandırıldığı ülkelere odaklanıyor. Jide Macaulay, belgeselde kendi hikayesini anlatıyor: Nijerya'da bir papaz olarak hem dini liderliğini hem de eşcinsel kimliğini bir arada yaşamanın zorluklarını, maruz kaldığı tehditleri ve ayrımcılığı paylaşıyor.
Macaulay, Nijerya'da eşcinselliğin yasal olmadığını, hatta bazı bölgelerde taşlanarak ölüm cezasına çarptırılabileceğini hatırlatıyor. Ülkede LGBTQ+ bireyler, aileleri tarafından reddedilme, işten atılma, şiddet ve hatta ölüm tehdidiyle karşı karşıya kalıyor. Macaulay'ın kurduğu 'House of Rainbow' adlı topluluk, LGBTQ+ bireylere manevi ve psikolojik destek sağlıyor, ancak bu tür girişimler sürekli olarak baskı ve saldırılara maruz kalıyor.
Küresel boyut: LGBTQ+ hakları ihlalleri dünya genelinde artıyor
'Hunted' belgeseli, sadece Nijerya'ya değil, dünya genelindeki LGBTQ+ karşıtı politikalara da dikkat çekiyor. Uganda'da 2023'te kabul edilen yasa, eşcinselliği ölüm cezasına kadar varan ağır cezalarla tehdit ediyor. Rusya'da ise 'geleneksel değerler' adı altında LGBTQ+ propagandası yasaklanıyor ve bu yasa, bireylerin özgürce yaşamasını engelliyor. Macaulay, bu gelişmelerin küresel bir geri adım olduğunu, uluslararası toplumun harekete geçmesi gerektiğini söylüyor. Bel Trew'in belgeseli, bu ihlallerin görünür kılınması ve uluslararası kamuoyunda baskı oluşturulması açısından kritik bir rol oynuyor.
Macaulay, Batılı ülkelerin de bu konuda samimi olması gerektiğini vurguluyor: 'Bir yandan LGBTQ+ haklarını savunup diğer yandan bu ülkelerle ticaret anlaşmaları yapmak çelişki yaratıyor. Söylemler eyleme dönüşmeli.' Belgesel, izleyicilere bu çelişkileri sorgulatmayı ve harekete geçme sorumluluğu hissettirmeyi amaçlıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye'de LGBTQ+ bireyler, anayasal güvence altında olmalarına rağmen ayrımcılık ve nefret söylemiyle sıkça karşılaşıyor. 'Hunted' belgeseli, Nijerya ve Uganda gibi ülkelerdeki durumu gözler önüne sererken, Türkiye'nin bu konudaki durumunu da düşünmeye sevk ediyor. Türkiye, uluslararası insan hakları sözleşmelerine taraf olmasına rağmen, LGBTQ+ hakları konusunda yasal düzenlemelerde ilerleme kaydedemedi. Sivil toplum örgütleri ve aktivistler sürekli baskı altında. Belgeselin gündeme getirdiği küresel LGBTQ+ karşıtı dalga, Türkiye'nin bu alandaki kırılganlığını artırabilir ve uluslararası alanda eleştirilere yol açabilir.