Ermenistan, 20 Haziran'da erken genel seçimler için sandık başına gidiyor. Başbakan Nikol Paşinyan liderliğindeki Sivil Sözleşme Partisi, ülkenin Rusya'dan uzaklaşarak Batı'ya yönelen yeni jeopolitik rotası için güçlü bir yetki arayışında. Seçim, sadece Ermenistan'ın iç siyaseti açısından değil, aynı zamanda Rusya ile Batı arasındaki nüfuz mücadelesinin bir yansıması olarak da büyük önem taşıyor.
Seçimin arka planı: Paşinyan'ın dönüşüm çabası
Nikol Paşinyan, 2018'deki 'kadife devrim'le iktidara geldiğinde, ülkeyi Rusya'nın gölgesinden kurtarma vaadiyle yola çıkmıştı. Ancak 2020'de Dağlık Karabağ'da Azerbaycan'a karşı yaşanan yenilgi, Paşinyan'ı zor durumda bıraktı. Savaş sonrası imzalanan ateşkes anlaşması, Rusya'nın arabuluculuğunda gerçekleşmiş ve bölgeye Rus barış gücü konuşlandırılmıştı. Bu durum, Paşinyan'ın Batı yanlısı söylemlerine rağmen Ermenistan'ın Moskova'ya bağımlılığını artırdı.
Şimdi Paşinyan, Ukrayna krizinin gölgesinde, Rusya'nın Güney Kafkasya'daki etkisini azaltmak istiyor. Ancak muhalefet, özellikle eski Cumhurbaşkanı Robert Koçaryan liderliğindeki ittifak, Rusya ile daha yakın ilişkileri savunuyor. Koçaryan, 1990'larda Dağlık Karabağ'da askeri komutan olarak tanınmış ve Rusya yanlısı duruşuyla biliniyor. Seçim anketleri, Paşinyan ve Koçaryan'ın başa baş gittiğini gösteriyor.
Bölgesel ve küresel boyut: Kafkasya'da güç denklemi
Ermenistan seçimleri, sadece ikili ilişkileri değil, aynı zamanda bölgesel dengeleri de etkileyecek. Rusya, Ermenistan'daki askeri üsleri ve Kolektif Güvenlik Anlaşması Örgütü (KGAÖ) üyeliğiyle ülkeyi etki alanında tutmak istiyor. Batı ise, özellikle ABD ve Fransa, Ermenistan'da demokratik reformları destekliyor ve ülkeyi Rusya'dan koparmayı hedefliyor. Avrupa Birliği'nin Doğu Ortaklığı programı kapsamında Ermenistan ile ilişkileri derinleştirme çabaları, Moskova'da rahatsızlık yaratıyor.
Seçimin bir diğer kritik boyutu, Dağlık Karabağ sorunu. Paşinyan, savaş sonrası imzalanan anlaşmanın getirdiği statükoyu kabul etmiş görünüyor, ancak muhalefet bu tavizi 'ihanet' olarak niteliyor. Gelecekteki bir hükümetin Karabağ politikası, Azerbaycan ve Türkiye ile ilişkileri doğrudan etkileyecek. Rusya'nın bölgedeki barış gücü misyonu, seçim sonrası da devam edecek gibi görünse de, Paşinyan'ın zaferi halinde Batılı arabuluculuk girişimlerinin artması bekleniyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Ermenistan seçim sonuçları, Türkiye için doğrudan bir anlam taşıyor. Ankara, tarihsel nedenlerle Ermenistan'la sınır kapılarını kapalı tutuyor ve Dağlık Karabağ meselesinde Azerbaycan'ı destekliyor. Paşinyan'ın yeniden seçilmesi halinde, Türkiye-Ermenistan ilişkilerinde normalleşme adımları atılabileceği yönünde sinyaller var. Ancak Paşinyan'ın Batı yanlısı politikası, Türkiye'nin Rusya ile dengelerini de etkileyebilir. Koçaryan'ın zaferi ise, Türkiye ile ilişkilerin daha fazla gerginleşmesine ve Rusya'nın bölgede elinin güçlenmesine yol açabilir. Her durumda, Türkiye'nin Güney Kafkasya politikası seçim sonrası gelişmelere göre şekillenecektir.