Ermenistan'da 20 Haziran 2021 tarihinde yapılacak erken genel seçimler öncesinde siyasi atmosfer giderek geriliyor. Seçim kampanyalarında korku siyasetinin ana tema haline geldiği belirtiliyor. Başbakan Nikol Paşinyan liderliğindeki iktidar partisi ve muhalefet arasındaki güç mücadelesi, ülkenin geleceği açısından kritik bir dönemeç olarak değerlendiriliyor. Uzmanlar, bu seçimlerin sadece Ermenistan'ın iç siyasetini değil, aynı zamanda bölgesel dengeleri de etkileyebileceğini vurguluyor.
Korku siyasetinin yükselişi
Seçim sürecinde her iki taraf da seçmenleri korkutmaya yönelik söylemler kullanıyor. İktidar partisi, muhalefetin ülkeyi kaosa sürükleyeceğini iddia ederken, muhalefet ise Başbakan Paşinyan'ın Karabağ savaşındaki yenilgisiyle ülkenin güvenliğini tehlikeye attığını savunuyor. Siyasi analistler, bu korku söyleminin seçmenlerin tercihlerini doğrudan etkilediğini belirtiyor. Özellikle sosyal medya ve geleneksel medya üzerinden yürütülen kampanyalarda, taraflar birbirlerini 'ulusal ihanet' ve 'çöküş' gibi suçlamalarla hedef alıyor.
Ermenistan'da erken seçime gitme kararı, Paşinyan'ın Kasım 2020'de imzaladığı Dağlık Karabağ ateşkes anlaşmasının ardından muhalefetin sokak protestoları ve siyasi baskıları sonucu alınmıştı. Muhalefet, Paşinyan'ı Karabağ'ın büyük bölümünü Azerbaycan'a teslim etmekle suçluyor. Bu suçlama, özellikle eski cumhurbaşkanları Serj Sarkisyan ve Robert Koçaryan liderliğindeki muhalefet cephesinde güçlü bir şekilde dile getiriliyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Ermenistan seçimleri, sadece ülke içi değil, aynı zamanda bölgesel güç dinamikleri açısından da önem taşıyor. Rusya, Karabağ sorununun çözümünde arabuluculuk yaparken, aynı zamanda Ermenistan'ın en büyük askeri ve ekonomik destekçisi konumunda. Batılı ülkeler ise özellikle demokratik süreçlerin işleyişine odaklanmış durumda. Seçimlerin ardından iktidara gelecek hükümetin, Rusya ile ilişkiler ve Batı'ya açılım politikaları arasında bir denge kurması bekleniyor. Ayrıca, Türkiye ile normalleşme süreci ve Azerbaycan'la devam eden Karabağ gerginliği de seçim sonuçlarından doğrudan etkilenecek konular arasında.
Son olarak, seçimlerin şeffaf ve adil bir şekilde geçmesi için uluslararası toplumdan çeşitli gözlemci heyetlerinin Ermenistan'a geleceği bildirildi. Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT) ve Avrupa Konseyi'nin seçim gözlem misyonları, süreci yakından takip edecek.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Ermenistan seçimleri, Türkiye'nin Güney Kafkasya politikası açısından doğrudan önem taşıyor. Türkiye, Azerbaycan'ın Karabağ zaferi sonrasında bölgesel etkisini artırırken, Ermenistan ile normalleşme adımları da atmıştı. Seçim sonucunda Paşinyan'ın koltuğunu koruması durumunda mevcut normalleşme sürecinin devam etmesi muhtemel. Ancak muhalefetin zaferi, özellikle eski yönetim kadrolarının geri dönmesi halinde, Türkiye-Ermenistan ilişkilerinde yeni gerginliklere yol açabilir. Ayrıca, Ermenistan'da istikrarın sağlanamaması, bölgesel enerji ve ulaşım projelerini de olumsuz etkileyebilir. Bu nedenle Ankara'nın seçimleri yakından izlemesi ve sonuçlara göre esnek bir dış politika stratejisi belirlemesi bekleniyor.