Ermenistan'da Pazar günü yapılan erken parlamento seçimleri, Başbakan Nikol Paşinyan hükümetinin üç yıl önce Azerbaycan'a karşı yaşanan askeri yenilginin ardından imzaladığı barış anlaşmasının halk tarafından nasıl değerlendirildiğini ortaya koyacak kritik bir sınav niteliği taşıyor. Seçimler aynı zamanda, geleneksel müttefiki Rusya'ya karşı mesafeli duruşuyla bilinen Paşinyan'ın ülkenin jeopolitik yönünü nasıl şekillendireceği konusunda bir referandum işlevi görüyor. FRANCE 24 muhabiri Philip Turle, oylamanın 'Ermenistan'ın jeopolitik geleceği ve Rusya ile ilişkileri hakkında bir oy' olduğunu vurguluyor.
Seçimin Arka Planı ve Paşinyan'ın Zorlu Sınavı
Ermenistan'da 2020 yılının Eylül ayında patlak veren Dağlık Karabağ savaşı, 44 gün süren çatışmaların ardından Azerbaycan'ın zaferiyle sonuçlanmıştı. Rusya'nın arabuluculuğunda imzalanan ateşkes anlaşması, Ermenistan'ın onlarca yıldır kontrol ettiği toprakların büyük bölümünü kaybetmesine yol açmıştı. Savaşın ardından ülkede büyük bir siyasi kriz yaşanmış, muhalefet Paşinyan'ı 'vatana ihanet' ve 'yenilgiyi kabullenmekle' suçlamıştı. Başbakan Paşinyan ise, ateşkesin ülkeyi tamamen yok olmaktan kurtardığını ve barışın tek yol olduğunu savunuyor. Bu seçimler, Paşinyan'ın 'barış gündeminin' halk nezdinde ne kadar karşılık bulduğunu göstermesi açısından hayati önem taşıyor.
Seçimlerin ana tartışma konusu, Rusya'nın bölgede artan etkisi ve Ermenistan'ın bu etkiye karşı duruşu oldu. Paşinyan, seçim kampanyası boyunca, Ermenistan'ın bağımsız bir dış politika izlemesi gerektiğini ve Rusya'ya aşırı bağımlılığın ülkeyi zor durumda bıraktığını dile getirdi. Öte yandan, eski Cumhurbaşkanı Robert Koçaryan liderliğindeki muhalefet bloku ise, Rusya ile yakın ilişkilerin korunması gerektiğini savunuyor. Paşinyan, 2018'de 'kadife devrim' ile iktidara geldiğinde de Batı yanlısı bir duruş sergilemiş, ancak Rusya ile ilişkilerde denge politikası izlemek zorunda kalmıştı. Seçim sonuçları, ülkenin önümüzdeki dönemde Rusya mı yoksa Batı mı ekseninde ilerleyeceğine dair önemli bir ipucu verecek.
Bölgesel Boyut: Güney Kafkasya'da Yeni Dengeler
Ermenistan'daki seçimlerin sonucu, sadece ülkenin iç siyasetini değil, aynı zamanda Güney Kafkasya'daki güç dengelerini de etkileyecek. Azerbaycan, Karabağ zaferi sonrası bölgedeki etkinliğini artırmış durumda. Türkiye'nin de desteklediği Azerbaycan, Ermenistan'la barış anlaşması imzalanması için Paşinyan hükümetine baskı yapıyor. Paşinyan'ın seçimleri kazanması halinde, Azerbaycan ve Türkiye ile barış sürecinin hızlanması ve sınırların açılması bekleniyor. Ancak muhalefetin kazanması durumunda, Karabağ konusunda daha sert bir tutum sergilenmesi ve bölgesel gerilimin yeniden tırmanması riski bulunuyor.
Rusya ise, Ermenistan'daki gelişmeleri yakından takip ediyor. Moskova, Ermenistan'ın Kolektif Güvenlik Anlaşması Örgütü (KGAÖ) ve Avrasya Ekonomik Birliği gibi yapılar içindeki varlığını sürdürmesini istiyor. Ancak Paşinyan'ın Batı ile daha yakın ilişkiler kurma arayışı, Rusya'yı rahatsız ediyor. Bu nedenle, seçim sonucu, Rusya'nın Güney Kafkasya'daki etkisinin geleceği açısından da belirleyici olacak. Batılı gözlemciler, seçimlerin adil ve şeffaf geçmesi için çağrıda bulunurken, Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT) de seçim sürecini izliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Ermenistan seçimleri, Türkiye'nin Güney Kafkasya politikası açısından kritik bir dönemeçtir. Ankara, Azerbaycan'la stratejik ortaklık çerçevesinde, Ermenistan'la ilişkilerin normalleşmesinin ancak Karabağ sorununun çözümüne bağlı olduğunu belirtmektedir. Paşinyan'ın barış yanlısı söylemleri, Türkiye ile Ermenistan arasında 2009'da imzalanan ancak hayata geçirilemeyen protokollerin yeniden canlandırılması ihtimalini gündeme getirebilir. Ancak muhalefetin zaferi, bu süreci sekteye uğratabilir. Türkiye, bölgede istikrarı ve Azerbaycan'ın kazanımlarının korunmasını öncelik olarak görürken, seçim sonucu ne olursa olsun, Ankara'nın temel hedefi Ermenistan'la ilişkilerde somut adımlar atmak ve sınır kapılarını açmaktır. Bu, sadece ikili ilişkiler için değil, aynı zamanda Orta Asya ve Hazar enerji koridorlarının güvenliği açısından da önem taşımaktadır.