Ermenistan'ın simgesi haline gelen tatlı kayısılar, ülkenin Rusya ile Batı arasında sıkışan dış politikasının yeni hedefi oldu. Rusya, Ermenistan'ın Batı'ya yönelme adımlarına misilleme olarak Ararat Vadisi'nde yetiştirilen kayısı başta olmak üzere çok sayıda tarım ürününün ithalatına yasak ve kısıtlama getirdi. Bu hamle, Kafkaslar'daki güç dengelerini yeniden şekillendirirken Ermeni çiftçileri ekonomik olarak zor durumda bırakıyor.
Rusya'nın misillemesi: Gıda ambargosu
Rusya, Şubat 2024'te Ermenistan'dan meyve, sebze ve çiçek ithalatına yönelik kısıtlamaları duyurdu. Resmi gerekçe olarak bitki sağlığı standartları gösterilse de, analistler bu adımın Ermenistan'ın Avrupa Birliği ve NATO'ya yakınlaşmasına bir yanıt olduğunu belirtiyor. Ermenistan, 2023 sonunda AB ile vize serbestisi müzakerelerine başlamış ve Rusya'nın Ukrayna savaşındaki tutumunu eleştiren açıklamalar yapmıştı. Kayısı, Ermenistan'ın en önemli ihracat kalemlerinden biri; yıllık 70-100 bin ton üretimin yaklaşık yüzde 60'ı Rusya'ya gönderiliyor. Kısıtlamalar, özellikle kırsal kesimde gelir kaybına yol açtı.
Ermeni hükümeti, Rusya'nın kararını 'siyasi baskı' olarak nitelendirirken, alternatif pazar arayışlarına hız verdi. İran, Çin ve Körfez ülkeleriyle ticaret anlaşmaları masada olsa da, lojistik maliyetler ve gümrük engelleri nedeniyle kısa vadede Rusya'nın yerini doldurması zor görünüyor. Bu durum, Ermenistan'ın Moskova'ya bağımlılığını bir kez daha gözler önüne seriyor.
Bölgesel ve küresel boyut: Kafkaslar'da denklem değişiyor
Rusya'nın Ermenistan'a yönelik ticari baskıları, iki ülke arasındaki stratejik ortaklığın çatırdadığına işaret ediyor. Ermenistan, Rusya'nın Dağlık Karabağ'daki barış gücü misyonunu yetersiz bulduğu için sıkça eleştiriyor ve Batı'dan güvenlik garantisi arayışına giriyor. ABD ve Fransa, Erivan'a diplomatik destek verirken, AB'nin Ermenistan'daki sivil misyonu da genişletiliyor. Ancak Rusya, bu adımları kendi nüfuz alanına doğrudan müdahale olarak algılıyor. Ekonomik kısıtlamalar, Ermenistan'ı müzakere masasına dönmeye zorlama amacı taşıyor. Bölgede aynı zamanda Azerbaycan ile süren gerginlik, Ermenistan'ın elini zayıflatıyor; Bakü, Moskova ile yakın ilişkilerini koruyor. Türkiye'de Ermenistan ile normalleşme süreci ise Rusya'nın tepkisi nedeniyle yavaş ilerliyor.
Rusya'nın bu hamlesi, sadece iki ülke arasındaki bir ticari anlaşmazlık değil; aynı zamanda Avrasya Ekonomik Birliği gibi Moskova öncülüğündeki yapıların üye ülkeler üzerinde bir baskı aracına dönüştüğünü gösteriyor. Ermenistan, birliğe üye olmasına rağmen Rusya'nın keyfi kısıtlamalarına maruz kalıyor. Bu durum, diğer eski Sovyet cumhuriyetlerinde de endişe yaratıyor; Kazakistan ve Kırgızistan gibi ülkeler, benzer yaptırımlarla karşılaşma riskini değerlendiriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Rusya-Ermenistan gerilimi, Türkiye'nin Kafkasya politikasını doğrudan etkiliyor. Ermenistan'ın Batı'ya yönelmesi, Türkiye ile normalleşme sürecini hızlandırabilir; ancak Rusya'nın baskıları Erivan'ın elini zayıflatıyor. Türkiye, Azerbaycan'la ortak hareket ederek bölgede dengeleri gözetmek zorunda. Ekonomik açıdan, Türk tarım ürünlerinin Rusya pazarındaki rekabet gücü artabilir; ancak Ankara, Ermeni üreticilerin yerini almak yerine, Karadeniz Tahıl Koridoru benzeri çözümlerle bölgesel istikrarı desteklemeyi tercih edebilir. Kısacası, Türkiye'nin hem Rusya'yla hem de Ermenistan'la ilişkilerinde ince bir denge kurması gerekiyor.