Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, önümüzdeki ay Ankara'da düzenlenecek NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi'nde ABD Başkanı Donald Trump ile büyük olasılıkla ikili bir görüşme gerçekleştireceğini açıkladı. Erdoğan'ın bu açıklaması, Türkiye ile ABD arasında Suriye'nin kuzeyi, F-35 programı ve S-400 hava savunma sistemleri gibi hassas konuların ele alınacağı bir döneme denk geliyor. Zirve, 32 NATO liderini bir araya getirecek ve ittifakın gündemindeki savunma harcamaları, terörle mücadele ve Çin'in yükselişi gibi başlıklar masaya yatırılacak.
Zirvenin arka planı ve kritik başlıklar
NATO Zirvesi, ittifakın 70. yıl dönümüne yaklaşırken, üye ülkeler arasında savunma bütçeleri ve stratejik öncelikler konusunda yaşanan görüş ayrılıklarının gölgesinde gerçekleşecek. Türkiye'nin ev sahipliği yapacağı zirvede, Trump'ın Avrupalı müttefiklere yönelik eleştirileri ve NATO'nun geleceğiyle ilgili tartışmalar öne çıkacak. Erdoğan-Trump görüşmesinde ise iki ülke arasında son dönemde tırmanan gerginliklerin ele alınması bekleniyor. Özellikle Türkiye'nin Rus yapımı S-400 savunma sistemlerini satın alması nedeniyle ABD'nin F-35 savaş uçağı programından çıkarılma tehdidi, görüşmenin en önemli gündem maddelerinden biri olacak. Ayrıca Suriye'nin kuzeyinde oluşturulması planlanan güvenli bölge ve YPG'nin durumu da iki liderin masasında olacak.
Zirve öncesinde, ABD ile Türkiye arasında diplomatik temaslar yoğunlaşmış durumda. Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ve ABD'li mevkidaşı Mike Pompeo arasında yapılan görüşmelerde, zirvede ele alınacak konuların ön hazırlığı yapıldı. Erdoğan'ın Trump ile yapacağı görüşmenin, iki ülke ilişkilerinde bir dönüm noktası olabileceği yorumları yapılıyor.
Bölgesel ve küresel boyut
NATO Zirvesi, sadece ikili ilişkiler açısından değil, küresel güç dengeleri bakımından da kritik öneme sahip. İttifakın Doğu Avrupa'da Rusya'ya karşı caydırıcılık politikaları, Akdeniz'deki enerji keşifleri ve Çin'in artan askeri varlığı, liderlerin gündeminde olacak. Türkiye'nin ev sahipliği yapması, ülkenin NATO içindeki stratejik konumunu bir kez daha vurgularken, Erdoğan'ın Trump ile görüşmesinin sonuçları, Orta Doğu'daki dengeleri de etkileyebilir. Suriye iç savaşının sona ermesi ve bölgesel istikrarın sağlanması amacıyla Türkiye'nin oynadığı rol, görüşmelerde önemli bir yer tutacak.
Öte yandan, Avrupalı müttefikler, Trump'ın NATO'ya yönelik eleştirileri ve ABD'nin ittifaktan çekilme ihtimaline karşı endişeli. Zirvede, savunma harcamalarının GSYH'nin yüzde 2'sine çıkarılması hedefinin yanı sıra, yeni tehditlere karşı ortak stratejiler geliştirilmesi de ele alınacak. Türkiye'nin bu konudaki tutumu, özellikle Doğu Akdeniz'deki hidrokarbon arama faaliyetleri ve Libya politikası bağlamında yakından takip edilecek.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Erdoğan-Trump görüşmesi, Türkiye-ABD ilişkilerinde son yıllarda yaşanan krizlerin aşılması için bir fırsat penceresi sunuyor. S-400 krizi ve F-35 programından çıkarılma tehdidi, Türk savunma sanayii ve dış politikası üzerinde doğrudan baskı oluşturuyor. Görüşmeden çıkacak somut adımlar, Türkiye'nin NATO içindeki konumunu ve bölgesel etkinliğini doğrudan etkileyecek. Ayrıca Suriye'de güvenli bölge kurulması ve YPG'nin statüsü gibi konularda ABD ile varılacak bir mutabakat, Türkiye'nin güney sınırındaki tehditleri azaltabilir. Ancak Trump'ın öngörülemez politikaları ve Kongre'nin Türkiye karşıtı tutumu, görüşmenin somut sonuçlara ulaşmasını zorlaştırabilir.