Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Hamas'ın Gazze'deki çatışmalarda "mümkün olan tüm samimi dayanışmayı" gösterdiğini belirterek, İsrail'in saldırılarını "terör" olarak nitelendirdi. Erdoğan'ın bu açıklamaları, Hamas'ın 7 Ekim'de İsrail'e düzenlediği saldırıların ardından başlayan ve Gazze Şeridi'nde binlerce sivilin ölümüne yol açan çatışmalara ilişkin Türkiye'nin tutumunu net biçimde ortaya koydu. Cumhurbaşkanı, uluslararası topluma İsrail'e karşı daha güçlü bir duruş çağrısında bulundu ve ateşkesin acilen sağlanması gerektiğini vurguladı. Bu açıklamalar, Türkiye ile İsrail arasındaki gerilimi daha da artırırken, bölgedeki dengeleri de yakından ilgilendiriyor.
Erdoğan'ın Hamas değerlendirmesi ve İsrail eleştirisi
Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK Parti Grup Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, Hamas'ın özellikle ateşkes müzakerelerinde "samimi" bir tutum sergilediğini öne sürdü. Erdoğan, "Hamas, şu ana kadar mümkün olan tüm samimi dayanışmayı göstermiş bir örgüttür" ifadelerini kullandı. Öte yandan İsrail'in Gazze'ye yönelik saldırılarını "barbarca" olarak nitelendiren Erdoğan, İsrail hükümetinin "terör devleti" gibi davrandığını savundu. Bu açıklamalar, Türkiye'nin Filistin davasına verdiği geleneksel desteğin devamı olarak yorumlandı.
Erdoğan, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'yu sık sık "Gazze'nin kasabı" olarak nitelendirerek sert ifadeler kullanıyor. Son olarak İsrail'in Refah kentine yönelik kara operasyonu planlarına da tepki gösteren Erdoğan, bu adımın uluslararası hukuka aykırı olduğunu ve büyük bir insani felakete yol açacağını belirtti. Türkiye, Gazze'ye insani yardım ulaştırılması için Mısır ve Katar ile koordinasyon içinde çalışırken, İsrail ile ticari ilişkilerini de kısmen askıya alma kararı aldı.
İsrail tarafı ise Türkiye'nin bu açıklamalarına sert tepki gösterdi. İsrail Dışişleri Bakanlığı sözcüsü, "Türkiye'nin Hamas'a verdiği destek, terörizmi meşrulaştırmaktadır" şeklinde bir açıklama yaptı ve Erdoğan'ın açıklamalarını "provokatif" olarak nitelendirdi. Bu karşılıklı suçlamalar, iki ülke arasında 2010'daki Mavi Marmara krizinden bu yana en derin diplomasi krizine işaret ediyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Erdoğan'ın açıklamaları, sadece Türkiye-İsrail ilişkilerini etkilemekle kalmıyor, aynı zamanda İslam dünyasında da yankı buluyor. Türkiye'nin Hamas'a verdiği destek, Katar ve Malezya gibi ülkelerle benzer bir tutum sergilerken, Mısır ve Ürdün gibi İsrail ile diplomatik ilişkileri bulunan ülkelerle ise görüş ayrılıklarına yol açıyor. Öte yandan Batı ülkeleri, Türkiye'nin Hamas'ı "terör örgütü" olarak görmeyi reddetmesini eleştiriyor. ABD ve Avrupa Birliği, Hamas'ın silahlı kanadını terör örgütü listesinde tutarken, Türkiye bu örgütü "direniş hareketi" olarak tanımlıyor.
Erdoğan'ın bu çıkışı, aynı zamanda Türkiye'nin Doğu Akdeniz'deki enerji politikalarını da etkileyebilir. İsrail ile doğalgaz boru hattı projeleri üzerinde yapılan görüşmeler, bu gerilim nedeniyle askıya alınmış durumda. Bölgede tırmanan gerilim, Hamas'ın 7 Ekim saldırısı sonrasında İsrail'in Gazze'ye yönelik başlattığı operasyonlarla başladı. Şu ana kadar Gazze'de 30 bini aşkın kişi hayatını kaybetti. Birleşmiş Milletler, bölgede insani felaketin eşiğine gelindiği uyarısında bulunuyor ve ateşkes çağrıları yapıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Erdoğan'ın bu açıklamaları, Türkiye'nin Filistin politikasında ve İslam dünyasındaki liderlik iddiasında önemli bir gösterge. Türkiye, Hamas'a verdiği destekle hem iç kamuoyunda hem de İslam dünyasında güç kazanmayı hedeflerken, bu tutum İsrail ile ilişkilerin daha da bozulmasına neden oluyor. Ayrıca ABD ve AB ile kimi zaman yaşanan gerilimler de bu politikanın sonucu olarak görülebilir. Ancak Türkiye'nin bu tutumu, bölgesel etkinliğini artırmakla birlikte, enerji ve ticaret başta olmak üzere ekonomik ilişkilerde de maliyetleri beraberinde getirebilir. İsrail ile ticaretin azalması, Türkiye ekonomisi için yeni arayışları gündeme getirebilir.