Küresel piyasalarda yapay zeka yatırımlarının enflasyon üzerinde yarattığı baskı, beklentilerin aksine sınırlı kalıyor. Özellikle teknoloji devlerinin yarı iletken ve veri merkezi yatırımları, kısa vadede fiyat artışlarına yol açsa da genel enflasyon üzerindeki etkisi “cüzi” olarak değerlendiriliyor. Öte yandan, Avrupa borsaları tarihsel ortalamalarının üzerinde değerlenmiş durumda; yatırımcılar için fırsat maliyeti artıyor. Bu iki gelişme, merkez bankalarının faiz politikalarını şekillendirirken dikkate alacağı önemli sinyaller sunuyor.
Yapay Zeka Enflasyonu: Gerçek mi, Abartı mı?
Son aylarda yapay zeka (AI) alanındaki patlama, enerji tüketimi, çip üretimi ve altyapı yatırımlarında büyük bir artışa neden oldu. Ancak ekonomistlere göre, bu harcamaların tüketici fiyatlarına yansıması oldukça sınırlı. JPMorgan Chase’in yayımladığı bir rapora göre, AI kaynaklı enflasyonun genel TÜFE’ye katkısı yüzde 0,1’in altında kalıyor. Bunun başlıca nedeni, yapay zeka yatırımlarının henüz emtia ve işgücü piyasalarında büyük bir talep şoku yaratmamış olması. Ayrıca, çip üretimindeki verimlilik artışları ve enerji sektöründeki yenilenebilir kaynaklara geçiş, maliyet baskılarını hafifletiyor.
Yine de bazı uzmanlar, orta vadede durumun değişebileceği uyarısında bulunuyor. Özellikle Nvidia gibi çip üreticilerinin hisselerindeki aşırı değerlenme ve veri merkezlerinin elektrik talebindeki artış, enflasyonist baskıları yeniden gündeme getirebilir. Ancak mevcut veriler, “AI enflasyonu” kavramının abartıldığını gösteriyor.
Avrupa Hisse Senetleri: Fiyatlar Uçuk, Karlar Dengeli
Avrupa borsaları, 2024’ün ikinci yarısında rekor seviyelere ulaşırken, fiyat/kazanç (F/K) oranları 20’nin üzerine çıktı. Bu, son 10 yılın ortalaması olan 16 seviyesinin belirgin şekilde üzerinde. Yatırım bankaları, özellikle lüks tüketim ve teknoloji sektörlerinde hisselerin “pahalı” olduğu konusunda uyarıyor. Örneğin LVMH ve ASML gibi devlerin hisse fiyatları, şirket karlarındaki büyümeye kıyasla daha hızlı artış gösterdi. Goldman Sachs analistleri, Avrupa’da hisse senetlerinin “fair value”nun üzerinde işlem gördüğünü ve düzeltme riskinin arttığını belirtiyor.
Öte yandan, Avrupa Merkez Bankası’nın (ECB) faiz indirimlerine ara vermesi ve jeopolitik riskler (Rusya-Ukrayna savaşı, Çin’deki yavaşlama) yatırımcı iştahını sınırlıyor. Ancak enerji fiyatlarının görece istikrarlı seyretmesi ve Avrupa ekonomisinde resesyon riskinin azalması, hisse senetlerine olan ilgiyi canlı tutuyor. Bu denge, yatırımcılar için “yüksek fiyat, yüksek risk” ikilemi yaratıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişmeler, Türkiye ekonomisi için doğrudan bir risk oluşturmasa da dolaylı etkiler barındırıyor. Küresel AI yatırımlarının yavaşlaması, Türkiye’nin çip ve teknoloji ithalatını olumsuz etkileyebilir. Ayrıca Avrupa’daki hisse senedi balonu, uluslararası sermayeyi gelişmekte olan piyasalardan uzaklaştırarak Türk varlıklarına olan talebi azaltabilir. TCMB’nin faiz politikasını belirlerken, Avrupa ve ABD’deki enflasyon ve büyüme verilerini takip etmesi gerekiyor. Kısa vadede AI enflasyonunun düşük kalması, Türkiye için ek bir dış şok anlamına gelmezken, Avrupa borsalarındaki olası bir çöküş, Türk finansal piyasalarında dalgalanmaya yol açabilir.