Endonezya'nın Borneo adasında, turba bataklıklarında çıkan yangınlar, binlerce yıllık karbon depolarını açığa çıkararak Güneydoğu Asya'yı zehirli bir duman bulutuyla kaplıyor. Bu yangınları söndürmek için hayatlarını riske atan gönüllüler, aynı zamanda küresel iklim kriziyle mücadelede kritik bir cephede savaşıyor. Bu yangınlar, "karbon bombası" olarak adlandırılıyor çünkü turba bataklıkları, orman yangınlarının atmosfere saldığından çok daha fazla karbonu depoluyor.
Turba Yangınları: Görünmeyen Düşman
Turba, kısmen çürümüş bitki maddesinden oluşan, yüzyıllar boyunca biriken organik toprak türüdür. Borneo'nun geniş turba ormanları, milyonlarca ton karbonu hapsederek doğal bir karbon yutağı işlevi görüyor. Ancak palm yağı plantasyonları için yapılan ormansızlaştırma ve kuraklık, bu bataklıkları tutuşturarak yeraltında için için yanan yangınlara dönüştürüyor. Bu yangınlar, yerin altında haftalar, hatta aylar boyunca devam edebiliyor ve söndürülmesi son derece zor. Endonezya Ulusal Afet Yönetimi Ajansı (BNPB) verilerine göre, 2019'da çıkan yangınlar yaklaşık 1,6 milyon hektar alanı kül etti ve 900.000'den fazla kişide solunum yolu hastalığına yol açtı. 2023 yılında ise El Niño'nun etkisiyle yangınlar yeniden şiddetlendi.
Bu yangınlarla mücadele eden gönüllüler, çoğunlukla yerel halktan oluşuyor. Ellerinde basit ekipmanlarla, yangın söndürme uçaklarının ulaşamadığı uzak bölgelere giriyorlar. Turba yangınları, yüzeyde görünmediği için, gönüllüler önce toprağı kazıp için için yanan kısımları açığa çıkarıyor, ardından su taşıyarak veya kumla örterek söndürmeye çalışıyor. Soludukları duman, karbon monoksit, formaldehit ve cıva gibi toksik maddeler içeriyor. Bu nedenle birçok gönüllü maske takmak zorunda kalıyor, ancak yine de sağlık riskleri devam ediyor.
Endonezya hükümeti, yangınları önlemek için çeşitli adımlar attı. 2016'da kurulan Turba Restorasyon Ajansı (BRG), bozulan turba alanlarını restore etmeyi amaçlıyor. Ancak ajansın bütçesi sınırlı ve yasadışı arazi yakma faaliyetleri devam ediyor. Uluslararası kamuoyu ise, Endonezya'nın yangınları kontrol altına alma çabalarını yetersiz buluyor. Greenpeace ve diğer çevre örgütleri, palm yağı şirketlerini yangınlardan sorumlu tutuyor ve sürdürülebilir üretim çağrısı yapıyor.
Güneydoğu Asya'yı Saran Duman: Sınır Aşan Kriz
Borneo'daki yangınların etkisi sadece Endonezya ile sınırlı değil. Muson rüzgarları, zehirli dumanı Malezya, Singapur, Tayland ve Filipinler'e taşıyor. 2015 ve 2019'daki büyük yangınlarda, Singapur ve Malezya'da okullar tatil edildi, uçuşlar iptal edildi ve halk maskeyle yaşamak zorunda kaldı. Bu durum, ASEAN ülkeleri arasında diplomatik gerginliğe yol açtı. Malezya ve Singapur, Endonezya'yı yangınları önlemede yetersiz kalmakla suçladı. Endonezya ise, yangınların büyük ölçüde küresel iklim değişikliği ve El Niño kaynaklı kuraklıktan kaynaklandığını savundu.
Bilim insanları, turba yangınlarının küresel ısınmayı hızlandırdığı konusunda uyarıyor. 2015'teki yangınlar, atmosfere yaklaşık 1,5 milyar ton karbondioksit saldı; bu, Japonya'nın yıllık emisyonundan daha fazla. Bu tür yangınlar, iklim değişikliğini tetikleyen bir geri bildirim döngüsü yaratıyor: Daha sıcak ve kurak hava, daha fazla yangına, yangınlar ise daha fazla sera gazı salımına neden oluyor. Uluslararası toplum, Endonezya'nın turba restorasyonu ve yangın önleme çabalarına daha fazla destek vermesi gerektiği konusunda hemfikir. Ancak, finansman ve teknoloji transferi konusunda yeterli ilerleme sağlanamıyor.
Türkiye açısından bakıldığında, Endonezya'daki yangınlar doğrudan bir tehdit oluşturmasa da, küresel iklim krizinin bir parçası olarak dolaylı etkileri var. Türkiye, son yıllarda Akdeniz iklim kuşağında artan orman yangınlarıyla mücadele ediyor. 2021'deki büyük yangınlar, Türkiye'nin iklim değişikliğine karşı kırılganlığını gösterdi. Endonezya'daki turba yangınları, benzer şekilde, iklim değişikliğinin orman ekosistemleri üzerindeki yıkıcı etkilerini gözler önüne seriyor. Türkiye, orman yangınlarıyla mücadelede uluslararası işbirliğine önem veriyor ve son yıllarda yangın söndürme uçakları ve insansız hava araçları konusunda kapasitesini artırdı. Ayrıca, Türkiye'nin Paris Anlaşması kapsamındaki taahhütleri, sera gazı emisyonlarını azaltmayı hedefliyor. Endonezya'daki yangınlar, küresel emisyonları artırarak bu hedeflere ulaşmayı zorlaştırabilir.
Türkiye, aynı zamanda bölgesel bir güç olarak, iklim diplomasisinde aktif rol alabilir. G20 üyesi olan Türkiye, Endonezya gibi gelişmekte olan ülkelere yeşil teknoloji ve finansman sağlanması konusunda uluslararası platformlarda sesini yükseltebilir. Ancak, Türkiye'nin kendi ekonomik öncelikleri ve enerji ihtiyaçları, bu tür taahhütlerde denge gözetmesini gerektiriyor. Yine de, orman yangınlarıyla mücadelede edinilen deneyimler, Türkiye'nin uluslararası alanda işbirliği yapması için bir fırsat sunuyor.
Sonuç olarak, Borneo'daki turba yangınları, sadece Endonezya'nın değil, tüm gezegenin sorunu. Gönüllülerin fedakarlığı, küresel iklim mücadelesinin önemini bir kez daha gösteriyor. Türkiye, bu mücadelede hem kendi kırılganlıklarını azaltmak hem de küresel işbirliğine katkı sağlamak için adımlar atmalı.