24 Eylül'de New York'taki BM Genel Kurulu salonunda Endonezyalı diplomatlar, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu konuşmaya başlarken koltuklarını terk etti. Onlar yalnız değildi; birkaç ülkenin diplomatı da çıkış kapılarına yöneldi. Netanyahu onlarla alay etti. Bu eylem, Filistin meselesinde artan küresel huzursuzluğun ve tek devlet çözümü tartışmalarının somut bir yansıması oldu.
BM'deki Protestonun Arka Planı
Endonezya, uzun süredir Filistin'in bağımsızlığını destekleyen ve İsrail ile diplomatik ilişkisi olmayan bir ülke. Netanyahu'nun konuşması sırasında salonu terk etme kararı, Cakarta'nın Filistin politikasındaki kararlılığını gösteriyor. Netanyahu, konuşmasında ayrılanları 'korkaklar' olarak nitelendirerek alay etti. Ancak bu protesto, BM Genel Kurulu'nda Filistin yanlısı tutumun sembolik bir ifadesiydi. Aynı gün, birçok ülke temsilcisi İsrail'in Gazze'deki saldırılarını kınadı. Endonezya'nın eylemi, İslam İşbirliği Teşkilatı üyeleri arasında da yankı buldu.
Filistin meselesi, BM'de yıllardır iki devletli çözüm ekseninde tartışılıyor. Ancak son yıllarda İsrail'in yerleşim politikaları ve ABD'nin tutumu nedeniyle iki devletli çözümün imkânsızlaştığı yönünde görüşler artıyor. Endonezya gibi ülkeler, tek devlet çözümünü, yani tek bir Filistin devleti altında tüm Filistinlilerin eşit vatandaşlık haklarına sahip olduğu bir yapıyı savunmaya başladı. Bu, İsrail'in bir Yahudi devleti olarak tanınmasını reddeden ve Filistin topraklarının tamamında bağımsız bir Filistin devleti kurulmasını öngören bir yaklaşım.
Netanyahu'nun konuşmasında 'iki devletli çözüm' ifadesini kullanması, ancak aynı zamanda İsrail'in güvenlik ihtiyaçlarını vurgulaması, uluslararası toplumda samimiyetsizlik olarak algılandı. Endonezya'nın protestosu, bu algının bir sonucu.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Endonezya'nın BM'deki çıkışı, İslam dünyasında Filistin davasına verilen desteğin arttığını gösteriyor. Malezya, Türkiye, Pakistan gibi ülkeler de benzer tutum sergiliyor. Ancak ABD'nin İsrail'e olan koşulsuz desteği, BM Güvenlik Konseyi'nde herhangi bir yaptırım kararını engelliyor. Bu durum, uluslararası hukukun ve BM'nin etkinliğini sorgulatıyor. Filistin yönetimi, tek devlet çözümünü resmen desteklemese de, iki devletli çözümün öldüğünü kabul eden sesler yükseliyor. Endonezya'nın eylemi, bu tartışmayı alevlendirebilir.
Öte yandan, İsrail'in Gazze'ye yönelik saldırıları ve insani kriz, dünya kamuoyunda öfke yaratıyor. BM Genel Kurulu'nda yapılan protestolar, bu öfkenin diplomatik tezahürü. Ancak somut bir sonuç çıkmadıkça, bu tür eylemler sembolik kalmaya mahkûm. Filistinliler için tek devlet çözümü, İsrail'in demografik yapısını değiştirecek ve apartheid benzeri bir sistemi ortadan kaldıracak bir seçenek olarak görülüyor. Ancak İsrail'in buna asla razı olmayacağı açık.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Filistin davasını en güçlü savunan ülkelerden biri olarak Endonezya'nın protestosunu destekleyecek konumda. Cumhurbaşkanı Erdoğan, sık sık İsrail'i eleştiriyor ve iki devletli çözümün öldüğünü, tek devlet çözümünün kaçınılmaz olduğunu dile getiriyor. Türkiye'nin BM'deki tutumu, Endonezya ile paralellik gösteriyor. Bu gelişme, Türkiye'nin İslam dünyasındaki liderlik iddiasını güçlendirebilir. Ayrıca, Türkiye'nin İsrail ile olan ticari ilişkileri ve bölgesel dengeler açısından dikkatli bir diplomasi yürütmesi gerekiyor. Filistin meselesi, Türk kamuoyunda hassas bir konu; hükümetin bu konudaki söylemi iç politikada da yankı buluyor.