Michigan'daki Demokrat Parti ön seçimini kazanan doktor ve eski sağlık yetkilisi Abdul El-Sayed, tartışmalı sol yorumcu Hasan Piker'a yönelik '9/11'i Amerika hak etti' sözlerine ilişkin baskılara boyun eğmedi. Pazar günü NBC'nin 'Meet the Press' programına katılan El-Sayed, Piker'ın geçmişteki çıkışını savunmasa da, kendisini bu sözlerden uzaklaştırmaya yönelik çağrıları 'cancel kültürü' olarak nitelendirdi ve bu tür baskıların ilerici siyaseti zayıflattığını söyledi.
Gelişmenin Arka Planı
Abdul El-Sayed, 6 Ağustos'ta yapılan Michigan 13. Bölge ön seçimini kazanarak Kasım ayındaki genel seçimlerde yarışmaya hak kazandı. El-Sayed, kampanyasında sağlık hizmetleri, iklim değişikliği ve ekonomik eşitsizlik gibi ilerici konulara odaklandı. Ancak son günlerde, kendisini destekleyen Hasan Piker'ın 2018'de yaptığı ve sosyal medyada yeniden gündeme gelen '9/11' yorumları tartışma yarattı. Piker, o dönemdeki bir yayınında, ABD'nin dış politikası nedeniyle 11 Eylül saldırılarını 'hak ettiğini' söylemişti.
El-Sayed, 'Meet the Press' programında sunucu Kristen Welker'ın ısrarlı sorularıyla karşılaştı. Welker, Piker'ın sözlerini hatırlatarak, El-Sayed'ın bu açıklamaları kınayıp kınamayacağını sordu. El-Sayed ise, 'Hasan'ın o sözlerini duymadım ve katılmıyorum. Ancak kimin kimi desteklediğine bakarak politika yapmak yerine, halkın ihtiyaçlarına odaklanmalıyız' şeklinde yanıt verdi. Ayrıca, 'cancel kültürü'nün ilerici hareketi böldüğünü ve sağın ekmeğine yağ sürdüğünü belirtti.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Bu tartışma, ABD'de ilerici kanat ile merkezci Demokratlar arasındaki gerilimin bir yansıması olarak görülüyor. Hasan Piker, Twitch'te milyonlarca takipçisi olan ve özellikle genç seçmenler arasında etkili bir isim. Piker'ın sosyalist söylemleri ve Filistin'e destek açıklamaları, özellikle Gazze savaşı sonrası daha da ön plana çıktı. El-Sayed'ın Piker'ı desteklemeye devam etmesi, ilerici tabanı memnun ederken, merkezci çevrelerde endişe yaratıyor.
Uzmanlar, bu tür tartışmaların kasım seçimlerinde bağımsız ve kararsız seçmenleri etkileyebileceğini belirtiyor. Ayrıca, 'cancel kültürü' tartışması, ABD siyasetinde ifade özgürlüğü ve hesap verebilirlik konularında derin bir bölünmüşlüğün olduğunu gösteriyor. El-Sayed'ın duruşu, ilerici siyasetçilerin bu tür baskılara karşı nasıl bir tutum alacağı sorusunu da gündeme getiriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'deki bu iç siyasi tartışma, Türk dış politikası açısından doğrudan bir etki yaratmasa da, dolaylı olarak önem taşıyor. El-Sayed gibi Müslüman kökenli bir siyasetçinin ilerici çizgide yükselişi, ABD'de İslam karşıtlığı ve göçmen karşıtı söylemlerin gerilemesi açısından olumlu bir sinyal olarak değerlendirilebilir. Ayrıca, Hasan Piker'ın Filistin yanlısı duruşu, ABD'deki İsrail politikasına yönelik eleştirilerin güçlenmesine katkı sağlayabilir. Bu durum, Türkiye'nin Filistin davasına verdiği destekle örtüşen bir gelişme olarak okunabilir. Ancak, ABD'deki siyasi kutuplaşmanın derinleşmesi, Türkiye-ABD ilişkilerinin geleceğini etkileyebilecek genel bir istikrarsızlık unsuru olarak izlenmelidir.