Birleşmiş Milletler, Sudan'ın Kuzey Darfur eyaletinin başkenti El-Faşir'de kuşatma altında bulunan yüz binlerce sivilin, yoğun insansız hava aracı (İHA) saldırıları, kritik su kıtlığı ve hızla yayılan kolera salgını nedeniyle kitlesel vahşet riskiyle karşı karşıya olduğu uyarısında bulundu. BM insani yardım koordinatörlüğü, kentteki durumun vahim olduğunu ve kadın ile kız çocuklarının yüksek oranda cinsel şiddete maruz kaldığını bildirdi. El-Faşir, ülkeyi sarsan iç savaşın en kanlı çatışma alanlarından biri haline gelirken, uluslararası toplumun acil müdahale çağrıları yanıtsız kalıyor.
Kentin Vahim Durumu: Saldırılar, Kıtlık ve Kolera
BM raporlarına göre, El-Faşir'de yaklaşık 800 bin sivil, Hızlı Destek Kuvvetleri (HDK) tarafından kuşatılmış durumda. İHA saldırıları, kentin yerleşim bölgelerini hedef alıyor ve çok sayıda sivilin ölümüne neden oluyor. Kentteki su altyapısının büyük bölümü imha edilmiş durumda; bu da kolera vakalarının hızla artmasına yol açıyor. BM Dünya Sağlık Örgütü, El-Faşir'de son haftalarda yüzlerce kolera vakasının tespit edildiğini ve temiz suya erişim olmadan salgının kontrol altına alınamayacağını belirtiyor.
Kadın ve kız çocuklarına yönelik cinsel şiddet vakalarında endişe verici bir artış gözlemleniyor. İnsan hakları örgütleri, HDK askerlerinin ve diğer silahlı grupların sistematik olarak kadın ve kız çocuklarına tecavüz ve cinsel saldırıda bulunduğunu rapor ediyor. BM, bu saldırıların etnik temizliğe varabilecek boyutta bir vahşet hareketinin parçası olduğundan şüpheleniyor. Uluslararası Kızılhaç Komitesi ise kentte doktor ve sağlık ekipmanı yetersizliğinden dolayı yaralılara müdahale edilemediğini aktarıyor.
Çatışmanın Bölgesel ve Küresel Yansımaları
El-Faşir'deki bu insani felaket, Sudan'da Nisan 2023'te patlak veren ve ordu ile HDK arasında süren iç savaşın bir parçası. Darfur bölgesi, 2000'li yılların başında yaşanan soykırım benzeri katliamların izleriyle hâlâ yüzleşiyor. Şimdi bölge yeniden şiddet sarmalına girmiş durumda; BM, kitlesel vahşet riskinin gerçek olduğunu ve uluslararası toplumun harekete geçmemesi halinde tarihin tekerrür edeceğini vurguluyor. Çad ve diğer komşu ülkeler, Sudan'dan kaçan yüz binlerce mülteciye ev sahipliği yaparken, bu durum bölgesel istikrarı da tehdit ediyor.
Küresel güçler, Sudan krizine müdahale konusunda bölünmüş durumda. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi, ateşkes çağrısı yapmasına rağmen, kalıcı bir çözüm için somut adım atabilmiş değil. Sudan ordusu ve HDK arasındaki güç mücadelesi, ülkenin zengin yeraltı kaynaklarını ve jeopolitik konumunu kontrol etme amacı taşıyor. Rusya'nın özel askeri şirketleri ile Birleşik Arap Emirlikleri'nin HDK'ya destek verdiği iddiaları, çatışmayı uluslararası bir boyuta taşıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Sudan'daki krizi yakından takip ediyor; iki ülke arasındaki tarihi ve ekonomik ilişkiler, bu çatışmanın sonuçlarından etkileniyor. Türkiye'nin, Sudan'daki yatırımları ve kalkınma projeleri bulunuyor; özellikle Kızıldeniz kıyısındaki Suakin Adası'ndaki restorasyon çalışmaları, iki ülke arasındaki iş birliğinin sembolü. Ancak iç savaş, bu projelerin sekteye uğramasına yol açıyor ve bölgede kalıcı istikrarsızlık, Türkiye'nin Afrika Boynuzu ve Kızıldeniz'deki jeopolitik çıkarlarını da tehdit ediyor. Ayrıca, Sudan'daki çatışmanın büyümesi, bölgeye yönelik düzensiz göç dalgalarını artırabilir; bu da Türkiye'nin göç yönetimi ve güvenlik politikalarını doğrudan etkileme potansiyeli taşıyor.