İsrail'de eski Genelkurmay Başkanı Gadi Eisenkot, Başbakan Binyamin Netanyahu'yu iktidardan uzaklaştırmak amacıyla sessiz ama etkili bir siyasi kampanya yürütüyor. 2015-2019 yılları arasında İsrail Savunma Kuvvetleri (IDF) Genelkurmay Başkanı olarak görev yapan Eisenkot, Netanyahu'nun ülkeyi keskin bir şekilde sağa kaydıran kutuplaştırıcı yönetiminin ardından İsraillileri birleştirme sözü verdi. Eisenkot'un bu çabası, İsrail siyasetinde derin bir bölünmenin yaşandığı ve Netanyahu'nun yargı reformu ve Gazze savaşı politikaları nedeniyle tartışmaların arttığı bir dönemde dikkat çekiyor.
Gelişmenin arka planı
Gadi Eisenkot, İsrail'in en saygın askeri figürlerinden biri. 2015-2019 yılları arasında IDF Genelkurmay Başkanı olarak görev yaptı ve bu dönemde İsrail'in savunma stratejisinde önemli rol oynadı. Askeri kariyerinin ardından siyasete atılan Eisenkot, şu anda ana muhalefet partisi konumundaki Ulusal Birlik Partisi'nin (National Unity) önde gelen isimlerinden biri. Parti, merkez sağ ve merkez sol unsurları bir araya getirerek Netanyahu'nun Likud partisine karşı bir alternatif oluşturmayı hedefliyor.
Eisenkot'un kampanyası, Netanyahu'nun 2022 sonunda iktidara gelmesinden bu yana İsrail'de artan kutuplaşmaya bir yanıt olarak görülüyor. Netanyahu hükümeti, yargı sisteminde köklü değişiklikler öngören ve ülke içinde geniş protestolara yol açan bir reform süreci başlatmıştı. Ayrıca 7 Ekim 2023'te Hamas'ın saldırısı sonrası başlayan Gazze savaşı, Netanyahu'nun liderliğini hem iç hem de dış politikada zorlu bir sınavdan geçirdi. Eisenkot, bu süreçte Netanyahu'nun sert politikalarının İsrail'i daha da böldüğünü ve uluslararası alanda izole ettiğini savunuyor.
Eisenkot'un "sessiz çağrısı", yüksek sesli mitingler yerine daha çok kapalı kapılar ardında yürütülen görüşmeler, yerel topluluklarla yapılan toplantılar ve ılımlı bir söylemle karakterize ediliyor. Bu strateji, İsrail seçmeninin yorgun olduğu ve kutuplaşmadan bıktığı bir dönemde, geniş bir koalisyon oluşturmayı amaçlıyor. Eisenkot, özellikle güvenlik konularında deneyimli bir isim olarak, Netanyahu'nun güvenlik politikalarını eleştirirken aynı zamanda ulusal birliği vurguluyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Eisenkot'un siyasi yükselişi, İsrail'in iç siyasetindeki dalgalanmaların yanı sıra Orta Doğu'daki genel dengeler açısından da önemli. İsrail, Gazze savaşı sonrası bölgesel konumunu yeniden tanımlamaya çalışırken, ABD ile ilişkilerde de iniş çıkışlar yaşanıyor. Netanyahu'nun sert çizgisi, özellikle iki devletli çözüm konusunda uluslararası baskılarla çelişiyor. Eisenkot'un olası bir liderliği, İsrail'in daha ılımlı ve diyaloga açık bir çizgiye yönelmesine işaret edebilir. Ancak şu an için Netanyahu'nun koalisyonu, aşırı sağ partilerin desteğiyle ayakta duruyor ve erken seçim ihtimali düşük görünüyor.
Bölgesel olarak, İsrail'deki siyasi belirsizlik, Arap ülkeleriyle normalleşme süreçlerini ve Filistin meselesini doğrudan etkiliyor. Eisenkot'un birleştirici mesajı, özellikle ABD ve Avrupa başkentlerinde olumlu karşılanabilir. Zira Batılı müttefikler, Netanyahu'nun politikalarından duydukları rahatsızlığı sık sık dile getiriyor. Öte yandan, İran'ın nüfuz alanı ve Lübnan'daki Hizbullah tehdidi gibi güvenlik meseleleri, İsrail'in dış politikasında önceliğini koruyor. Eisenkot'un askeri geçmişi, onu bu konularda güvenilir bir isim haline getirebilir.
Küresel açıdan bakıldığında, İsrail'deki liderlik değişimi, Orta Doğu barış süreci ve küresel enerji piyasaları üzerinde etkili olabilir. Ancak Eisenkot'un henüz resmi bir seçim zaferi kazanmadığı ve Netanyahu'nun siyasi manevra kabiliyetinin yüksek olduğu unutulmamalı. İsrail kamuoyu yoklamaları, Netanyahu'nun popülaritesinin azaldığını gösterse de, sağ bloğun hala güçlü olduğu biliniyor. Eisenkot'un "sessiz" stratejisi, belki de bu nedenle daha geniş bir seçmen kitlesine ulaşmayı hedefliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İsrail'de muhalefetin güçlenmesi ve Eisenkot gibi ılımlı bir figürün öne çıkması, Türkiye-İsrail ilişkileri açısından potansiyel bir yumuşama sinyali olarak yorumlanabilir. Ankara, Netanyahu hükümetinin Gazze politikalarını sert bir şekilde eleştirirken, Eisenkot'un birleştirici ve daha ölçülü söylemi, iki ülke arasındaki diyalog kanallarının yeniden açılmasına zemin hazırlayabilir. Ancak Türkiye, Filistin davasına verdiği desteği sürdürecektir. İsrail'in iç siyasetindeki bu değişim, bölgesel istikrar ve enerji işbirliği açısından da takip edilmeli. Yine de somut bir politika değişikliği için erken; gelişmeleri izlemek gerekiyor.