İsrail'de bu ay sonunda yapılacak genel seçimler öncesinde, Başbakan Binyamin Netanyahu'yu koltuğundan etmeyi hedefleyen önde gelen siyasetçi Gadi Eisenkot, perşembe günü göreve gelmesinden itibaren 18 ay içinde "Hamas'ın askeri kanadını yok edeceği" taahhüdünde bulundu. Eski genelkurmay başkanı Eisenkot, bu sözüyle Netanyahu'nun sağındaki seçmene hitap etmeyi amaçlıyor.
Seçim yarışında sağa kayış
Eisenkot, İsrail ordusunun eski genelkurmay başkanı olarak güvenlik alanındaki deneyimiyle öne çıkıyor. Netanyahu'nun uzun yıllar süren iktidarına son vermek isteyen muhalefet cephesinde yer alan Eisenkot, son dönemde sert söylemleriyle dikkat çekiyor. Hamas'ın 7 Ekim 2023'te düzenlediği ve yaklaşık 1200 İsraillinin ölümüne yol açan saldırının ardından İsrail'de güvenlik konuları seçim kampanyasının merkezine yerleşmiş durumda. Kamuoyu araştırmaları, Netanyahu'nun güvenlik konusundaki geleneksel üstünlüğünün sarsıldığını gösteriyor. Eisenkot, bu boşluğu doldurmak için daha şahin bir çizgi izleyerek Netanyahu'yu sağından kuşatmaya çalışıyor.
Eisenkot'un açıklaması, İsrail'in Gazze'deki askeri operasyonlarının süresi ve kapsamına dair tartışmaların gölgesinde geldi. Netanyahu hükümeti, Hamas'ı tamamen ortadan kaldırmayı hedeflediğini sık sık dile getirirken, muhalefet kanadından da benzer vaatler yükseliyor. Ancak Eisenkot'un 18 aylık süre taahhüdü, mevcut hükümetin belirsiz takvimine karşı somut bir alternatif sunma çabası olarak yorumlanıyor.
Bölgesel ve küresel yansımalar
İsrail'deki seçim atmosferi, yalnızca ülke iç siyasetini değil, aynı zamanda Ortadoğu'nun genel güvenlik mimarisini de yakından ilgilendiriyor. Hamas'ın askeri kapasitesinin tamamen yok edilmesi hedefi, Gazze'deki insani durum ve sivil kayıplar konusunda uluslararası alanda artan eleştirilerle çelişiyor. Birleşmiş Milletler ve çeşitli insan hakları örgütleri, Gazze'deki operasyonların sivil altyapıyı ciddi şekilde tahrip ettiğini vurguluyor. Eisenkot'un sert söylemi, İsrail'in Batılı müttefikleriyle ilişkilerinde yeni gerilimlere yol açabilir.
Öte yandan, İsrail siyasetindeki bu sağa kayış, Filistin meselesinde iki devletli çözüm umutlarını daha da zayıflatabilir. Netanyahu'nun ardından gelecek olası bir hükümetin de benzer güvenlik odaklı politikalar izlemesi, bölgede kalıcı bir barış için gerekli koşulların oluşmasını engelleyebilir. ABD yönetimi, İsrail'e yönelik askeri desteğini sürdürürken, insani yardım konusunda da baskı yapmayı sürdürüyor. Eisenkot'un çıkışı, ABD'nin İsrail iç siyasetindeki dengeleri nasıl okuduğu açısından da önemli.
Ayrıca, İsrail'deki seçim sonuçları, bölgesel aktörlerin pozisyonlarını da etkileyecek. Mısır ve Katar'ın arabuluculuğunda yürütülen ateşkes ve esir takası müzakereleri, İsrail'in iç siyasi belirsizliğinden olumsuz etkilenebilir. Eisenkot'un vaadi, müzakerelerde İsrail'in elini sertleştirebilir ve Hamas'ın taviz verme isteğini azaltabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İsrail'deki seçim sürecini ve özellikle Hamas'a yönelik söylemleri yakından takip ediyor. Eisenkot'un "Hamas'ın askeri kanadını yok etme" vaadi, Türkiye'nin Filistin davasına verdiği destek ve Hamas ile sürdürdüğü siyasi diyalog açısından dikkatle izlenmeli. Türkiye, Gazze'deki insani krizin derinleşmesinden endişe duyuyor ve kalıcı ateşkes için çaba harcıyor. İsrail'de güvenlik odaklı söylemlerin güçlenmesi, bölgesel istikrarı ve Türkiye'nin arabuluculuk rollerini zorlaştırabilir. Ayrıca, Doğu Akdeniz'deki enerji ve güvenlik dengeleri de İsrail siyasetindeki dalgalanmalardan etkilenebilir. Türkiye, İsrail ile ilişkilerinde normalleşme sürecini sürdürürken, Hamas'la temaslarını da sürdürme konusunda kararlı görünüyor.