Yunan Sahil Güvenlik yetkilileri, Ege Denizi'nde göçmen geçişleri sırasında meydana gelen olaylarda toplam 12 kişinin hayatını kaybettiğini bildirdi. Pazartesi günü Midilli (Lesbos) adası açıklarında bir teknenin çarpışması sonucu altı kişi öldü; ölenler arasında bir bebek ve dört kadın bulunuyor. Yetkililer, arama kurtarma çalışmalarının devam ettiğini ve ölü sayısının artabileceğini belirtti.
Gelişmenin Arka Planı
Ege Denizi, son yıllarda Orta Doğu ve Afrika'dan Avrupa'ya ulaşmaya çalışan göçmenler için en tehlikeli rotalardan biri haline geldi. Yunanistan kıyılarına yakın sularda sık sık yaşanan tekne kazaları, insan kaçakçılarının denize elverişsiz botlarla göçmen taşıması nedeniyle trajik sonuçlar doğuruyor. Midilli, Sakız ve Sisam adaları, Türkiye kıyılarından kısa mesafede olduğu için göçmenlerin ilk hedefi konumunda. Yunan Sahil Güvenlik, son dönemde artan göçmen akınına karşı devriye sayısını artırmış olsa da, özellikle gece saatlerinde ve kötü hava koşullarında faciaların önüne geçilemiyor. Uluslararası Göç Örgütü (IOM) verilerine göre, 2023 yılında Akdeniz'de 2.500'den fazla göçmen hayatını kaybetti; Ege rotası bu ölümlerin önemli bir kısmını oluşturuyor.
Pazartesi günkü olayda, bir lastik botun kayalıklara çarpması sonucu altı kişi yaşamını yitirdi. Sahil güvenlik ekipleri, olay yerine yakın zamanda ulaşarak kurtarma çalışmalarına başladı ancak akıntı ve dalgalar nedeniyle zorluklar yaşandı. Yunan yetkililer, ölenlerin kimliklerini henüz açıklamadı; ancak görgü tanıklarına göre grubun çoğunluğu Afganistan ve Suriye uyruklu. Bu arada, aynı gün içinde farklı noktalarda meydana gelen diğer olaylarda da toplam altı kişinin daha cesedine ulaşıldığı, böylece günlük ölü sayısının 12'ye yükseldiği bildirildi. Yunan Sahil Güvenlik, sabah saatlerinden itibaren üç ayrı kurtarma operasyonu düzenlediğini ve onlarca göçmeni kurtardığını açıkladı.
Göçmen hakları örgütleri, AB'nin göç politikalarını eleştirerek, yasal yollarla iltica başvurusu yapma imkanlarının kısıtlanmasının insanları kaçakçılara mahkum ettiğini savunuyor. Son yıllarda Yunanistan'ın göçmenlere yönelik sert tutumu ve geri itme politikaları uluslararası alanda tartışma konusu olmuştu. Özellikle 2020'de Moria kampının yanmasının ardından Midilli'deki koşullar ağırlaşmış, yeni kapalı kamplar inşa edilmişti. Ancak bu kamplardaki aşırı kalabalık ve kötü yaşam koşulları, göçmenlerin Avrupa içlerine geçme umudunu sürdürüyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Ege Denizi'ndeki göçmen trajedisi, sadece bölgesel bir insani kriz değil, aynı zamanda AB-Türkiye ilişkilerini de yakından ilgilendiren bir mesele. 2016 yılında imzalanan AB-Türkiye Göç Anlaşması çerçevesinde Türkiye, Yunanistan'a geçişleri engellemekle yükümlü tutulmuş; karşılığında AB, Türkiye'deki mülteciler için mali destek sağlamıştı. Ancak son yıllarda anlaşmanın uygulanmasında aksaklıklar yaşanıyor ve Ege'deki geçişler yeniden artış gösteriyor. Uzmanlar, özellikle Afganistan'daki Taliban yönetimi sonrası artan göç dalgasının ve Suriye'deki istikrarsızlığın bu artışta etkili olduğunu belirtiyor. AB ülkeleri arasında göçmen politikaları konusunda derin görüş ayrılıkları bulunuyor; bazı ülkeler sınır kontrollerini sıkılaştırırken, insan hakları örgütleri daha fazla yasal göç yolu açılması çağrısı yapıyor.
Yunanistan, göçmen akınını durdurmak için son yıllarda denizde ve karada sert önlemler almış, hatta sınırda duvar inşa etmişti. Ancak bu önlemler, kaçakçıların daha riskli rotalar kullanmasına yol açarak ölümleri artırabiliyor. Uluslararası Göç Örgütü, Ege'de can kaybının önlenmesi için daha etkin arama kurtarma kapasitesi ve bölgesel işbirliği çağrısında bulunuyor. Öte yandan, AB'nin yeni Göç ve İltica Paktı kapsamında üye ülkeler arasında sorumluluğun adil paylaşımı hedefleniyor; ancak bu düzenlemelerin pratikte ne kadar etkili olacağı belirsiz.
Türkiye, Ege'deki göçmen krizinde hem transit hem de ev sahibi ülke konumunda. Türkiye'de yaklaşık 4 milyon mülteci bulunuyor ve bu durum AB ile ilişkilerde önemli bir pazarlık unsuru. Son dönemde Türkiye, Yunanistan ile diyalog kanallarını açık tutmaya çalışsa da, kıyılarındaki göçmen hareketliliği iki ülke arasında zaman zaman gerginliğe yol açıyor. Yunan Sahil Güvenlik'in sert müdahaleleri ve geri itme iddiaları, insan hakları örgütlerinin tepkisini çekmeye devam ediyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Ege'deki göçmen faciası, Türkiye'nin göç yönetimi ve AB ile ilişkileri açısından kritik bir sınav niteliğinde. Türkiye, 2016 anlaşması gereği Ege'deki geçişleri engelleme sorumluluğunu taşıyor; ancak son dönemde artan göç baskısı ve ekonomik zorluklar, bu yükümlülüğü zorlaştırıyor. Yaşanan ölümler, Türkiye'nin insan kaçakçılığıyla mücadelede daha etkin olması gerektiğini gösterirken, aynı zamanda AB'nin Türkiye'ye yönelik mali desteğin sürekliliği ve vize serbestisi gibi konularda somut adımlar atması beklentisini de artırıyor. Ayrıca, Yunanistan ile yaşanan geri itme tartışmaları, iki ülke arasındaki güveni zedeleyerek bölgesel istikrarı tehdit ediyor. Türkiye'nin, göçmenlerin hayatını koruyacak önlemleri alırken, aynı zamanda AB ile yapıcı diyalog zeminini güçlendirmesi gerekiyor.