Kongo Demokratik Cumhuriyeti’nde (KDC) devam eden Ebola salgınında teyit edilen vaka sayısı 1000’in üzerine çıktı. Sağlık Bakanlığı’nın Pazar günü yaptığı açıklamaya göre, ülkede kümülatif olarak 1003 doğrulanmış Ebola vakası bulunuyor ve bunların 254’ü ölümle sonuçlandı. Salgın, özellikle ülkenin doğusundaki Ituri, Kuzey Kivu ve Güney Kivu eyaletlerinde yoğunlaşırken, sağlık yetkilileri hastalığın yayılma hızından ve güvenlik sorunlarından endişe duyuyor. 2018 yılının Ağustos ayında başlayan bu salgın, ülke tarihindeki en büyük ikinci Ebola salgını olarak kayıtlara geçti.
Salgının arka planı ve mevcut durum
Kongo’daki Ebola salgını, ilk olarak 1 Ağustos 2018’de Kuzey Kivu eyaletinde tespit edildi. Dünya Sağlık Örgütü (WHO), salgını kısa sürede ‘uluslararası öneme sahip halk sağlığı acil durumu’ ilan etti. O tarihten bu yana virüs, ülkenin doğusundaki çatışma bölgelerinde yayılmaya devam ediyor. Sağlık Bakanlığı verilerine göre, doğrulanmış vakaların yanı sıra 295 olası vaka da bulunuyor. Toplam ölü sayısı ise 632’ye ulaştı. Sağlık çalışanları, salgının kontrol altına alınmasını zorlaştıran en önemli faktörlerin başında, bölgedeki silahlı grupların faaliyetleri ve toplumsal güvensizlik olduğunu belirtiyor. Birçok sağlık merkezine saldırı düzenlenirken, aşı kampanyaları ve tedavi çalışmaları aksıyor.
WHO ve diğer uluslararası kuruluşlar, salgınla mücadele için bölgeye binlerce sağlık personeli göndermiş durumda. Ancak güvenlik endişeleri nedeniyle bazı bölgelere erişim sınırlı kalıyor. Ayrıca, yerel halkın sağlık ekiplerine yönelik güvensizliği de önemli bir engel teşkil ediyor. Ebola, yüksek ateş, kanama ve organ yetmezliğine yol açan, ölüm oranı yüksek bir virüs. Hastalığın yayılmasını önlemek için temaslı takibi ve aşılama çalışmaları büyük önem taşıyor. Şu ana kadar 250 binden fazla kişi aşılanmış olsa da, salgının tamamen kontrol altına alınamadığı görülüyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Kongo’daki Ebola salgını, yalnızca ülke sınırları içinde kalmayarak komşu ülkeleri de tehdit ediyor. Uganda, Ruanda ve Güney Sudan gibi ülkeler, sınır geçişlerinde sıkı denetimler uyguluyor. Nitekim geçtiğimiz aylarda Uganda’da da birkaç vaka tespit edilmiş, ancak hızlı müdahale ile yayılım engellenmişti. Küresel sağlık güvenliği açısından, Ebola gibi salgın hastalıkların uluslararası yayılma riski her zaman mevcut. WHO, üye ülkeleri acil durum hazırlıklarını artırmaya çağırıyor.
Salgının ekonomik etkileri de göz ardı edilemez. Bölgede tarım ve ticaret olumsuz etkilenirken, sağlık harcamaları artıyor. Ayrıca, salgın nedeniyle seyahat kısıtlamaları ve sınır kapatmaları, bölgesel entegrasyon çabalarını da sekteye uğratıyor. Afrika Birliği ve diğer bölgesel kuruluşlar, salgınla mücadele için koordinasyon çağrıları yapıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Kongo ile tarihsel olarak güçlü bağlara sahip olmamakla birlikte, Afrika kıtasında artan diplomatik ve ekonomik varlığı nedeniyle salgın gelişmelerini yakından takip etmektedir. Türk Havayolları’nın Kinşasa seferleri ve Türkiye’nin bölgedeki insani yardım faaliyetleri, salgının Türkiye’ye olası etkilerini artırmaktadır. Doğrudan bir tehdit bulunmasa da, küresel salgınlar Türkiye’nin sağlık güvenliği politikaları açısından önem taşımaktadır. Ayrıca, Türkiye’nin Afrika’daki yatırımları ve ticari ilişkileri, salgının kontrol altına alınamaması durumunda risk altına girebilir. Bu nedenle, Türkiye’nin uluslararası sağlık kuruluşlarıyla iş birliğini sürdürmesi ve bölgeye yönelik sağlık desteğini artırması stratejik bir öneme sahiptir.