İngiltere Kalkınma Bakanı Jenny Chapman, Ebola krizinin, ülkesinin yabancı yardım bütçesinde yaptığı kesintilerin 'ters etki yarattığını' ortaya koyduğunu kabul etti. Chapman, Demokratik Kongo Cumhuriyeti'nde (DKC) 'inanılmaz derecede sıkı çalışan' bir İngiliz ekibinin bulunduğunu ancak dünyanın salgına yetersiz yanıt verdiğini ve bu krizin 'aylarca' sürmesini beklediğini söyledi.
Gelişmenin arka planı
Chapman, İngiltere'nin DKC'deki Ebola salgınına müdahale için 55 kişilik bir ekip gönderdiğini ancak bu ekibin bütçesinin geçen yıl yapılan kesintilerden etkilendiğini ifade etti. Bakan, 'Yardım bütçesindeki kesintilerin ters etki yarattığını görüyoruz. Biz ekiplerimizi gönderiyoruz ama dünya genelinde yeterli kaynak ayrılmıyor' dedi. İngiltere, 2021 yılında gayri safi milli gelirinin yüzde 0,7'si olan kalkınma yardımı hedefini yüzde 0,5'e düşürmüştü.
Ebola salgını, Ağustos 2018'den bu yana DKC'de devam ediyor ve şimdiye kadar 2.000'den fazla kişiyi öldürdü. Salgın aynı zamanda komşu Uganda'ya da sıçradı ve bölgede ciddi bir sağlık krizine yol açtı. Dünya Sağlık Örgütü (WHO), salgını 'uluslararası öneme sahip bir halk sağlığı acil durumu' ilan etti ancak finansman eksikliği müdahaleyi zorlaştırıyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Chapman'ın açıklamaları, gelişmiş ülkelerin yardım bütçelerini kısmalarına rağmen küresel sağlık krizlerinin giderek arttığı bir dönemde geldi. Uzmanlar, Ebola gibi salgınların sınırları aştığını ve etkili bir müdahale için uluslararası işbirliğinin şart olduğunu vurguluyor. Özellikle Afrika'daki zayıf sağlık sistemleri, virüsün yayılmasını hızlandırıyor ve ölüm oranlarını artırıyor.
İngiltere'nin yardım kesintileri, ülkede siyasi tartışmalara da neden oldu. Muhalefet partileri, hükümeti küresel sağlık güvenliği konusunda 'sorumluluktan kaçmakla' suçlarken, iktidardaki Muhafazakar Parti bütçe disiplinini öne sürüyor. Chapman'ın açıklamaları, bu tartışmaları yeniden alevlendirebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Ebola salgınının küresel ölçekte yarattığı tehdit, Türkiye için de önem taşımaktadır. Türkiye, Afrika ile artan ticari ve diplomatik ilişkileri kapsamında, bölgedeki sağlık krizlerine duyarlı olmak zorundadır. DKC'deki salgın, Türkiye'nin Afrika politikasında sağlık altyapısına yatırım yapması gerektiğini göstermektedir. Ayrıca, salgınların küresel seyahat ve ticaret üzerindeki etkisi, Türkiye'nin turizm ve ihracat sektörlerini dolaylı olarak etkileyebilir. Türkiye, WHO gibi uluslararası kuruluşlarla işbirliğini artırarak hem kendi sınırlarını koruyabilir hem de Afrika'daki insani krizlere katkıda bulunabilir.