Doğu Afrika Ham Petrol Boru Hattı (EACOP) projesine karşı yeni bir hukuki engel daha ortaya çıktı. Uganda’nın Hoima bölgesinde yaşayan dört çiftçi, boru hattının geçiş güzergâhı üzerinde kalan arazilerinin kamulaştırılması ve yetersiz tazminat nedeniyle Londra Yüksek Mahkemesi’nde dava açtı. Davanın hedefinde, projenin arkasındaki İngiliz şirketi ve onun bağlı ortaklıkları yer alıyor. Çiftçiler, arazilerinin işgal edilmesi ve geçim kaynaklarının yok edilmesi nedeniyle tazminat ve hattın inşasının durdurulmasını talep ediyor. Bu dava, EACOP’un karşılaştığı çok sayıdaki hukuki ve çevresel engelin en sonuncusu.
Gelişmenin Arka Planı
EACOP, Uganda’nın batısındaki Albert Gölü bölgesinde çıkarılacak ham petrolü Tanzanya’nın Tanga limanına taşımayı amaçlayan 1.443 kilometrelik bir boru hattı projesidir. Projenin toplam maliyetinin yaklaşık 5 milyar dolar olduğu tahmin ediliyor. Proje ortakları arasında Fransız TotalEnergies (%62), Çin Ulusal Petrol Şirketi’nin bir yan kuruluşu olan CNOOC (%8) ve Uganda ile Tanzanya’nın ulusal petrol şirketleri (%15’er) bulunuyor. Ancak proje, başlangıcından bu yana çevresel ve sosyal etkileri nedeniyle yoğun eleştirilere maruz kalıyor. Boru hattı, hassas ekosistemlerden, tarım arazilerinden ve yerli halkların yaşam alanlarından geçiyor. Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası (EBRD) ve diğer uluslararası finans kuruluşları, çevresel kaygılar nedeniyle projeye finansman sağlamaktan çekiniyor. Uganda hükümeti ise petrol gelirlerinin ülke ekonomisine büyük katkı sağlayacağını savunuyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
EACOP, Afrika’nın en büyük petrol boru hattı projelerinden biri olarak bölgesel enerji jeopolitiğinde kilit bir rol oynuyor. Uganda ve Tanzanya, petrol ihracatından elde edecekleri gelirle ekonomik kalkınmayı hızlandırmayı hedefliyor. Ancak proje, iklim aktivistleri ve insan hakları örgütleri tarafından “karbon bombası” olarak nitelendiriliyor; çünkü boru hattı sayesinde çıkarılacak petrolün yakılmasıyla atmosfere milyonlarca ton karbondioksit salınacak. Ayrıca proje, yerel toplulukların yerinden edilmesi, su kaynaklarının kirlenmesi ve biyolojik çeşitliliğin kaybı gibi riskler taşıyor. Davanın Londra’da görülmesi, İngiltere’nin uluslararası şirketlerin yabancı ülkelerdeki insan hakları ihlallerine karşı hukuki sorumluluğunu gündeme getiriyor. Benzer davalar, Nijerya ve Ekvador gibi ülkelerde de İngiliz mahkemelerinde görülmüştü.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Doğu Afrika’da artan ekonomik ve diplomatik varlığıyla dikkat çekiyor. Enerji ihtiyacının büyük bölümünü ithal eden Türkiye için Afrika’daki petrol ve doğal gaz projeleri, çeşitlendirme stratejisi açısından önem taşıyor. Ancak EACOP’un çevresel ve sosyal riskleri, Türk şirketlerinin benzer projelere yatırım yaparken daha dikkatli olması gerektiğini gösteriyor. Ayrıca, Londra’da görülen bu dava, uluslararası hukukun ev sahibi ülkelerdeki yatırımları nasıl etkileyebileceğine dair bir emsal oluşturabilir. Türkiye’nin Afrika açılımı kapsamında, bu tür davaların takip edilmesi ve yatırım kararlarında hukuki risklerin değerlendirilmesi faydalı olacaktır.