Eski Filipinler Devlet Başkanı Rodrigo Duterte, görevde olduğu dönemde yürüttüğü ve binlerce kişinin ölümüne yol açan "uyuşturucu savaşı" sırasında işlenen cinayetlerle ilgili olarak ilk kez Uluslararası Ceza Mahkemesi'nde (ICC) bizzat hazır bulundu. Lahey'deki mahkemede görülen ön duruşmaya katılan Duterte, hakkındaki suçlamaları reddederken, asıl yargılama süreci 30 Kasım'da başlayacak. Duterte, insanlığa karşı suç işlemekle suçlanıyor.
Uyuşturucu Savaşının Arka Planı
Rodrigo Duterte, 2016 yılında Filipinler Devlet Başkanı seçildikten kısa süre sonra ülke çapında "uyuşturucu savaşı" adı altında bir kampanya başlattı. Bu kampanya kapsamında güvenlik güçleri, uyuşturucu satıcıları ve kullanıcılarına yönelik çok sayıda operasyon düzenledi. İnsan hakları örgütlerinin verilerine göre, bu operasyonlarda en az 6.000 kişi hayatını kaybetti; ancak bağımsız gözlemciler ve bazı uluslararası kuruluşlar bu sayının 30.000'e kadar çıkabileceğini belirtiyor. Kurbanların çoğunun yoksul mahallelerden geldiği ve yargısız infaz edildiği iddia ediliyor.
Uluslararası Ceza Mahkemesi, 2018 yılında Duterte yönetiminin bu kampanyasını incelemeye başladı. Filipinler, 2019'da Roma Statüsü'nden çekildiğini açıklayarak ICC'nin yargı yetkisini reddetti. Ancak mahkeme, ülkenin statüden çekilmesinden önce işlenen suçlar üzerinde yargı yetkisinin devam ettiğini savundu. Duterte'nin avukatları, mahkemenin yetkisiz olduğunu ve davanın siyasi motivasyon taşıdığını öne sürüyor.
Duterte, 2022'de görevden ayrıldıktan sonra da tartışmaların odağında kaldı. Yerine gelen Ferdinand Marcos Jr. yönetimi, ICC ile işbirliği konusunda isteksiz davrandı. Ancak mahkeme, delilleri toplamak için Filipinler'deki bazı tanıklarla görüşmeler yaptı. Duterte'nin bizzat duruşmada hazır bulunması, davanın ciddiyetini ve uluslararası toplumun baskısını gösteriyor.
Uluslararası Boyut ve Tepkiler
Duterte'nin ICC'de yargılanması, devlet başkanlarının görevleri sırasında işledikleri suçlardan dolayı uluslararası mahkemeler önünde hesap vermesi açısından emsal teşkil ediyor. Daha önce Sırbistan eski Devlet Başkanı Slobodan Milošević ve Liberya eski Devlet Başkanı Charles Taylor gibi isimler de uluslararası mahkemelerde yargılanmıştı. Filipinler hükümeti, ICC'nin kararına saygı duyacağını ancak egemenlik haklarını koruyacağını açıkladı.
Uluslararası Af Örgütü ve İnsan Hakları İzleme Örgütü gibi kuruluşlar, davanın insan hakları ihlallerinin cezasız kalmaması açısından kritik olduğunu vurguladı. ABD ve Avrupa Birliği, süreci dikkatle izlediklerini bildirdi. Çin ise Filipinler'in iç işlerine karışılmaması gerektiğini savunarak dolaylı olarak Duterte'ye destek verdi. Bölgesel güç dengesi açısından Güneydoğu Asya'da otoriter yönetimlerin insan hakları ihlalleri nedeniyle yargılanması, diğer ülkelerdeki benzer uygulamalar için caydırıcı olabilir.
Davanın 30 Kasım'da başlayacak olan esas duruşmaları aylarca sürebilir. Duterte'nin sağlık durumu ve yaşı (78) göz önüne alındığında, yargılama sürecinin nasıl ilerleyeceği belirsizliğini koruyor. Mahkeme, delilleri değerlendirdikten sonra Duterte'yi suçlu bulursa, müebbet hapis cezasına çarptırılabilir. Karar, Filipinler'in iç siyasetini de etkileyebilir; Duterte'nin kızı Sara Duterte'nin başkan yardımcısı olması nedeniyle, dava ülke içinde siyasi gerilimi artırabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Duterte'nin yargılanması, uluslararası ceza adaleti ve devlet başkanlarının dokunulmazlığı konusunda küresel bir emsal oluşturuyor. Türkiye, Uluslararası Ceza Mahkemesi'ne taraf olmasa da, insan hakları ihlalleri ve yargısız infazlarla ilgili uluslararası tartışmaları yakından takip ediyor. Bu dava, Türkiye'nin terörle mücadele ve güvenlik politikalarında uluslararası hukuka uyum konusundaki hassasiyetini artırabilir. Ayrıca, Güneydoğu Asya'daki istikrar, Türkiye'nin bölgesel ortaklıkları ve ekonomik ilişkileri açısından önem taşıyor. Filipinler ile savunma sanayii işbirliği ve ticaret hacmi göz önüne alındığında, siyasi belirsizlik iki ülke ilişkilerini etkileyebilir.