GlobalMercek
Telegram
⚠ EDİTÖRYEL NOT

Bu platform, başta Batı medyası olmak üzere küresel ana akım haber kaynaklarını çeviri yoluyla Türk okuyucuya sunmaktadır. Amacımız bu haberlerin önemli bir bölümünün ne denli taraflı, çifte standartlı ve manipülatif olduğunu açığa çıkarmaktır. Batı medyasının kendi çıkarlarına göre şekillendirdiği bu içerikleri eleştirel bir bakışla okumanızı tavsiye ederiz.

DÜNYA GÜNDEMİ
Dış Politika

Dünyanın Yeni Barış Elçileri: Otoriter Rejimler

✍️ GlobalMercek 📖 3 dk okuma
📊
📡 Batı Medyası
Kaynak perspektifi: Batı Liberal Ekonomi Medyası
📊 Batı Liberal Ekonomi Medyası
Çeviri Kaynağı
The Economist — Bu haber, The Economist'da yayımlanan haberin Türkçe çevirisidir.
Orijinal Habere Git

Küresel çatışma çözümünde dengeler değişiyor. Bir zamanlar Batılı demokrasilerin tekelinde olan arabuluculuk ve barış inşası süreçleri, giderek otoriter rejimlerin eline geçiyor. Rusya, Çin, Türkiye ve Körfez ülkeleri, dünyanın dört bir yanındaki savaş ve gerilimlerde kendilerini barış elçisi olarak konumlandırıyor. Ancak bu aktörlerin imzaladığı anlaşmalar, klasik Batı merkezli barış modellerinden belirgin şekilde farklılaşıyor. Kalıcı olmaktan çok, kısa vadeli çıkar dengelerine dayanan bu anlaşmalar, yeni bir küresel düzenin habercisi mi?

Gelişmenin Arka Planı

Soğuk Savaş sonrası dönemde ABD ve Avrupa Birliği, barış süreçlerinin ana mimarlarıydı. Dayton Anlaşması'ndan Oslo Barış Süreci'ne, Afrika'daki çatışmalardan Orta Doğu'daki krizlere kadar Batılı güçler masanın başında oturuyordu. Ancak 21. yüzyılın ikinci on yılıyla birlikte bu tablo değişmeye başladı. ABD'nin Afganistan ve Irak'taki başarısızlıkları, Avrupa'nın enerji krizi ve iç siyasi bölünmeleri, Batılı arabuluculuğun meşruiyetini sorgulanır hale getirdi.

Bu boşluğu dolduran otoriter rejimler, barışı bir ideolojik hedef olarak değil, pragmatik bir araç olarak görüyor. Rusya, Suriye iç savaşında Esad rejimini askeri olarak desteklerken, Astana süreciyle kendini barışın garantörü ilan etti. Çin, Suudi Arabistan-İran normalleşmesinde tarihi bir rol oynarken, Afrika'da silah satışı ve altyapı yatırımları karşılığında arabuluculuk yapıyor. Türkiye, Libya'dan Karabağ'a kadar birden çok çatışmada askeri müdahale ve diplomatik girişimi birleştiriyor. Katar ve BAE ise Afrika Boynuzu'nda nüfuz mücadelesi verirken, Somali ve Sudan'daki barış süreçlerine ev sahipliği yapıyor.

Bu yeni barış anlaşmalarının ortak özellikleri var: Genellikle kapsamlı bir siyasi çözümden çok, ateşkes ve güç paylaşımına odaklanıyorlar. İnsan hakları, demokrasi veya hesap verebilirlik gibi konular ikinci plana atılıyor. Anlaşmalar, taraflar arasında sıfır toplamlı bir denklem yaratmaktan çok, statükoyu koruyarak çatışmayı dondurmayı hedefliyor. Örneğin, Libya'da Türkiye ve Rusya'nın desteklediği ateşkes, ülkeyi ikiye bölmüş durumda. Suriye'deki Astana süreci isrejime karşı savaşan muhaliflerin çoğunu dışlamış ve siyasi çözümü yıllarca geciktirmiştir.

Bölgesel ve Küresel Boyut

Otoriter barışın yükselişi, sadece çatışma bölgelerini değil, küresel güç dengelerini de etkiliyor. Batılı demokrasilerin normatif gücü azalırken, otoriter devletler kendi modellerini ihraç ediyor: Egemenlik, istikrar ve güvenlik ön planda; özgürlükler ve katılım geri planda. Bu durum, özellikle Afrika ve Asya'da otoriter yönetimlere meşruiyet kazandırıyor. Ayrıca, yeni barış anlaşmaları genellikle silah ticareti, enerji anlaşmaları ve askeri üslerle iç içe geçiyor. Barış artık bir insan hakkı olmaktan çok, bir ticaret metası haline geliyor.

Ancak bu modelin sürdürülebilirliği tartışmalı. Dondurulmuş çatışmalar (örneğin Ukrayna, Suriye, Libya) yeniden alevlenme potansiyeli taşıyor. Ayrıca, otoriter rejimlerin arabuluculuğu, kendi çıkarlarıyla çeliştiğinde tıkanıyor. Rusya'nın Ukrayna işgali, Çin'in Tayvan üzerindeki baskısı ve Türkiye'nin Doğu Akdeniz'deki gerilimleri, bu ülkelerin barış elçisi rolünü sorgulatıyor.

Türkiye Açısından Değerlendirme

Türkiye, bu yeni barış mimarisinin en aktif aktörlerinden biri. Libya, Karabağ ve Somali'deki arabuluculuk girişimleri, Ankara'nın bölgesel güç olarak etkisini artırıyor. Ancak Türkiye'nin barış anlayışı, genellikle kendi güvenlik çıkarları ve enerji bağımlılığıyla şekilleniyor. Bu durum, Batılı müttefikleriyle zaman zaman gerilim yaratırken, Rusya ve İran'la işbirliğini derinleştiriyor. Türkiye'nin bu roldeki başarısı, yalnızca çatışmaları dondurmakla kalmayıp, kalıcı barış için kapsayıcı mekanizmalar oluşturup oluşturamayacağına bağlı. Aynı zamanda, Suriye ve Libya'daki varlığı, uluslararası hukuk ve insan hakları açısından eleştirileri de beraberinde getiriyor. Türkiye, barış arabulucusu olarak meşruiyetini korumak için şeffaflık ve tüm tarafları kapsayan bir yaklaşım benimsemek zorunda.

Etiketler:
barışarabuluculukotoriter rejimlerRusyaÇinTürkiyeçatışma çözümüküresel düzen

İlgili Haberler

Trump’tan Xi Jinping’e jest: Tayvan’la temas yok, silah satışı durdu
Dış Politika

Trump’tan Xi Jinping’e jest: Tayvan’la temas yok, silah satışı durdu

6 dk önce

Avusturya Başbakanı'ndan Putin diyaloğu çağrısı
Dış Politika

Avusturya Başbakanı'ndan Putin diyaloğu çağrısı

8 dk önce

Oxford Union'da Filistinli öğrencinin Tommy Robinson'a üstünlüğü
Dış Politika

Oxford Union'da Filistinli öğrencinin Tommy Robinson'a üstünlüğü

14 dk önce

Hürmüz Boğazı'nda Geçiş Ücreti İran'dan mı
Dış Politika

Hürmüz Boğazı'nda Geçiş Ücreti İran'dan mı

14 dk önce