Dünya Kupası'nın ev sahiplerinden Meksika, turnuva boyunca sadece yeşil sahalardaki performansıyla değil, ülkenin kanayan yarası haline gelen 'kayıp kişiler' kriziyle de gündeme geliyor. Son haftalarda kartellere ait olduğu düşünülen toplu mezarların keşfedilmesi ve kayıp sayılarının tarihi rekorlara ulaşması, bu insanlık dramını uluslararası kamuoyunun yeniden dikkatine sundu. Meksika'da 1960'lardan bu yana yaklaşık 100 bin kişi kaybolurken, bu sayının büyük kısmı 2006'da uyuşturucu kartellerine karşı başlatılan savaşın ardından gerçekleşti.
Keşfedilen toplu mezarlar ve artan kayıplar
Meksika'nın kuzey eyaletlerinden Tamaulipas'ta, geçtiğimiz haftalarda bir çiftlikte yapılan kazılarda en az 30 ceset bulundu. Bunların çoğunun, karteller tarafından kaçırılan göçmenlere ait olduğu değerlendiriliyor. Benzer şekilde, Jalisco ve Michoacán eyaletlerinde de toplu mezarlar ortaya çıkarıldı. Bu keşifler, Meksika'da şiddetin ve cezasızlığın boyutlarını bir kez daha gözler önüne seriyor. Meksika hükümeti, kayıp kişilerin bulunması için 'Ulusal Kayıp Kişiler Arama Sistemi'ni kurmuş olsa da, sistemin yetersiz kaldığı eleştirileri sürüyor. Aileler, hükümetin kayıp yakınlarının akıbetini araştırmakta isteksiz olduğunu ve çoğu zaman polisin olaylara müdahale etmediğini belirtiyor.
Resmi verilere göre 2022 yılı itibarıyla Meksika'da kayıp sayısı 100 bini aşmış durumda. Bu, ülkeyi dünyada en fazla kayıp vakasının yaşandığı ülkelerden biri haline getiriyor. Uzmanlar, gerçek rakamın çok daha yüksek olabileceğine dikkat çekiyor. Kayıpların büyük kısmının uyuşturucu kartelleri tarafından kaçırıldığı, işkence gördüğü ve öldürüldüğü biliniyor. Ancak birçok vaka aydınlatılamıyor ve failler cezasız kalıyor. Bu durum, Meksika'da adalet sistemine olan güveni derinden sarsmış durumda.
Dünya Kupası'nın gölgesindeki kriz
Dünya Kupası gibi büyük bir uluslararası organizasyon, Meksika'nın bu sorununu küresel ölçekte görünür kıldı. Turnuva sırasında yabancı gazeteciler, kayıp yakınlarının protestolarını ve arama çalışmalarını yakından takip etti. Özellikle sosyal medyada #MexicoIsBleeding etiketiyle yayılan görüntüler, Meksika hükümetini zor durumda bıraktı. Meksikalı yetkililer, turnuva boyunca güvenlik önlemlerini artırmış olsa da, kartel şiddetinin tamamen önlenmesi mümkün olmadı. Bazı bölgelerde turistlerin hedef alındığı saldırılar yaşandı; ancak bunlar genellikle turistik bölgelerden ziyade, kartellerin kontrolündeki kırsal alanlarda meydana geldi.
Uluslararası insan hakları örgütleri, Meksika hükümetini kayıp kişiler sorununa kalıcı çözüm bulmaya çağırıyor. Birleşmiş Milletler, Meksika'yı kayıp kişilerin akıbetini aydınlatmak ve failleri yargılamak için daha fazla çaba göstermeye davet etti. Ancak Meksika'da siyasi irade eksikliği, yolsuzluk ve polis-yargı işbirliğindeki zaaflar, çözümü engelleyen başlıca faktörler olarak öne çıkıyor. Uzmanlar, kartellerin gücünün kırılmadığı sürece kayıp krizinin devam edeceği uyarısında bulunuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Meksika'daki kayıp kişiler krizi, Türkiye için de önemli dersler barındırıyor. Türkiye, terör örgütü PKK ile mücadele sürecinde binlerce kayıp vakası yaşamış, özellikle 1990'larda faili meçhul cinayetler ve kayıplar ülke gündemini uzun süre meşgul etmişti. Meksika'daki gibi bir 'kayıp kişiler krizi' ile karşı karşıya olmasa da, Türkiye'de de kayıp yakınlarının adalet arayışı sürüyor. Bu durum, Türkiye'de insan hakları ve hukuk devleti ilkelerinin güçlendirilmesi gerektiğini hatırlatıyor. Ayrıca, Dünya Kupası gibi büyük organizasyonların ev sahipliği yapan ülkelerin insan hakları karnesini küresel ölçekte görünür kıldığı gerçeği, Türkiye'nin uluslararası etkinlikler düzenlerken bu tür hassasiyetleri göz önünde bulundurması gerektiğine işaret ediyor. Sonuç olarak, Meksika'daki kriz, cezasızlık kültürünün ve kurumsal zaafların bir toplumda ne kadar derin yaralar açabileceğini gösteriyor.