ABD’nin ev sahipliğinde düzenlenen 2026 FIFA Dünya Kupası, organizasyonun yapıldığı şehirlerde turizm patlaması yaşandığına dair birçok hikaye üretilmesine yol açtı. İskoç taraftarların Boston’daki barları tüketmesi gibi anekdotlar medyada geniş yer bulurken, Haziran ayına ait resmi istihdam verileri bu canlanmanın henüz somut istatistiklere yansımadığını ortaya koydu. Uzmanlar, büyük spor etkinliklerinin ekonomiye katkısının genellikle abartıldığını ve kalıcı istihdam yaratmak yerine geçici bir hareketlilik sağladığını belirtiyor. Özellikle konaklama, yeme-içme ve perakende sektörlerinde beklenen iş artışının sınırlı kaldığı görülüyor.
Gelişmenin arka planı
Dünya Kupası, ABD genelinde 16 farklı şehirde düzenleniyor. Her maç günü on binlerce turistin kentlere akın etmesi, otel doluluk oranlarını ve restoran gelirlerini artırsa da bu durumun istihdama dönüşmesi beklenenden yavaş ilerliyor. Haziran ayı istihdam raporu, turizm odaklı işlerde yalnızca yüzde 0,2’lik bir artış olduğunu gösteriyor. Oysa turnuva öncesi yapılan tahminler, konaklama ve eğlence sektöründe en az 50 bin yeni iş yaratılacağı yönündeydi. Ancak işverenler, mevcut personellerini fazla mesaiyle idare ederek yeni alımları erteliyor. Ayrıca birçok küçük işletme, turnuva bitiminde talebin düşeceği endişesiyle geçici kontratlı çalışanları tercih ediyor. Bu durum, resmi istihdam rakamlarına etkin bir şekilde yansımıyor.
Öte yandan, Dünya Kupası organizasyon komitesi verilerine göre, sadece Boston’da maç günlerinde şehir merkezindeki yaya trafiği yüzde 40 artmış durumda. Bar ve restoranların ciroları yüzde 60’a varan oranlarda yükselmiş olsa da işletmeler, artan talebi mevcut kadrolarıyla karşılamaya çalışıyor. Bu da işe alım sayılarını sınırlıyor. Ayrıca seyahat ve turizm dernekleri, birçok otelin yaz başında zaten tam kapasite çalıştığını, bu nedenle ek personel ihtiyacının sınırlı kaldığını belirtiyor.
Bölgesel veya küresel boyut
Dünya Kupası gibi dev organizasyonların ekonomik etkisi üzerine yapılan akademik çalışmalar, bu tür etkinliklerin genellikle kısa vadeli bir tüketim patlaması yarattığını ancak uzun vadeli istihdam ve büyüme üzerinde sınırlı bir etkisi olduğunu gösteriyor. Örneğin, 2014 Brezilya Dünya Kupası ve 2018 Rusya Dünya Kupası sonrasında ev sahibi ülkelerde turizm sektörü istihdamında kalıcı bir artış gözlemlenmemişti. ABD özelinde ise durum biraz farklı: Ülke zaten dünyanın en büyük turizm pazarına sahip olduğu için, ek talep mevcut kapasite tarafından absorbe edilebiliyor. Ayrıca, maç biletlerinin pahalı olması ve birçok turistin kısa süreli ziyaretler yapması, perakende ve konaklama dışındaki sektörlere sınırlı yansıyor.
Küresel ölçekte ise Dünya Kupası, uluslararası seyahat hareketliliğini artırarak hava yolu şirketlerine ve küresel otel zincirlerine önemli gelir sağlıyor. Ancak bu gelirin yerel ekonomiye yayılımı sınırlı kalıyor. Özellikle büyük küresel markalar, artan talebi mevcut tedarik zincirleriyle karşılarken, yerel işletmeler bu pastadan daha az pay alıyor. Bu durum, büyük organizasyonların “damlama etkisi” teorisini sorgulatıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Dünya Kupası’nın istihdam yaratma konusunda beklentileri karşılayamaması, Türkiye gibi benzer büyük organizasyonlara ev sahipliği yapmayı hedefleyen ülkeler için önemli bir ders niteliğinde. Türkiye, 2032 Avrupa Futbol Şampiyonası’na ev sahipliği yapmaya hazırlanırken, bu tür etkinliklerin kısa vadeli ekonomik canlanma sağlarken kalıcı istihdam yaratmadığı gerçeğini dikkate almalı. Organizasyonlara yönelik yatırımların sürdürülebilir istihdam politikalarıyla desteklenmesi, Türkiye’nin turizm ve hizmet sektörlerinde yapısal dönüşüm sağlamasına yardımcı olabilir. Ayrıca, bu analizler ışığında Türkiye’nin ev sahipliği tekliflerinde ve yatırım planlamalarında daha gerçekçi ekonomik modeller kullanması, kamu kaynaklarının verimli tahsis edilmesini sağlayacaktır.