Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ), yapay zeka (AI) teknolojilerine yönelik küresel talebin Asya'daki ihracatı hızlandırmasıyla 2024 yılına ilişkin küresel mal ticareti büyüme tahminini yukarı yönlü revize etti. DTÖ Başekonomisti Robert Staiger, CNA'ya verdiği mülakatta, Orta Doğu'daki çatışmalara rağmen küresel tedarik zincirlerinin beklenenden daha dayanıklı çıktığını vurguladı. Staiger, özellikle yarı iletken ve elektronik ürünlerdeki güçlü Asya ihracatının, dünya ticaretindeki toparlanmanın ana motoru olduğunu belirtti.
Tahminlerdeki Revizyonun Arka Planı
DTÖ'nün açıkladığı yeni tahminlere göre, küresel mal ticareti hacminin 2024 yılında yüzde 2,6 oranında artması bekleniyor. Bu rakam, Nisan ayında öngörülen yüzde 2,4'lük artışın hafif üzerinde. Revizyonun arkasında, yapay zeka uygulamalarına yönelik artan yatırımların tetiklediği çip ve ileri teknoloji ürünleri ihracatındaki sıçrama yatıyor. Asya ekonomileri, özellikle Çin, Güney Kore, Japonya ve Tayvan, bu dalgadan en çok faydalanan ülkeler arasında. DTÖ verilerine göre, 2024'ün ilk yarısında Asya'dan yapılan elektronik bileşen ve yarı iletken ihracatı, geçen yılın aynı dönemine kıyasla çift haneli oranlarda arttı.
Staiger, Kızıldeniz'deki Husi saldırıları nedeniyle Süveyş Kanalı'ndan geçen gemi trafiğinde yaşanan düşüşe ve Panama Kanalı'ndaki kuraklık kaynaklı kısıtlamalara rağmen, tedarik zincirlerinin alternatif rotalara hızla uyum sağladığını ifade etti. Şirketlerin stok seviyelerini artırarak ve lojistik güzergahlarını çeşitlendirerek kesintileri telafi ettiğini belirten Staiger, "Küresel tedarik zincirleri, Kovid-19 pandemisinden bu yana önemli ölçüde güçlendi. Orta Doğu'daki çatışma ve deniz taşımacılığındaki aksamalar, ticareti olumsuz etkilemekle birlikte, sistemin genel direncini kıramadı" dedi.
Bölgesel ve Küresel Boyut
DTÖ'nün iyimserliğine karşın, küresel ticaretin önünde hala önemli riskler bulunuyor. Jeopolitik gerilimler, özellikle ABD-Çin arasındaki teknoloji savaşı ve Rusya-Ukrayna savaşının yarattığı enerji ve gıda güvenliği sorunları, ticaret akışlarını baskılamaya devam ediyor. Ayrıca, Avrupa'da ekonomik büyümenin zayıf seyretmesi ve Çin'de iç talebin canlanmaması, küresel ticaretin hızını sınırlayabilecek faktörler arasında. Ancak DTÖ, yapay zeka kaynaklı yatırımların bu olumsuzlukları kısmen dengelediğini ve 2025 yılı için de ılımlı bir büyüme öngördüğünü açıkladı. Örgüt, 2025'te küresel mal ticaretinin yüzde 3,3 artacağını tahmin ediyor.
Asya'nın yükselişi, küresel ticaretin merkez ağırlığının Doğu'ya kaydığını bir kez daha gösteriyor. Bölge ülkeleri, yarı iletken üretimindeki hakimiyetlerini koruyarak ve yapay zeka ekosistemine yatırım yaparak bu trendi sürdürmeye çalışıyor. Çin, Tayvan ve Güney Kore, çip üretiminde küresel ölçekte lider konumda. Japonya ise üretim ekipmanları ve kimyasallar alanında kritik bir rol oynuyor. DTÖ'ye göre, Asya'nın ticaret hacmi 2024'te yüzde 4,2 büyüyecek ve bu, küresel ortalamanın üzerinde bir performans anlamına geliyor.
Öte yandan, Avrupa ve Kuzey Amerika'nın ticaret büyümesi daha mütevazı kalacak. Avrupa Birliği, yüksek enerji maliyetleri ve zayıf dış talep nedeniyle yüzde 1,8'lik bir büyüme ile sınırlı kalabilir. ABD'de ise güçlü dolar ve iç talepteki yavaşlama, ithalatı frenleyebilir. Buna karşın, yapay zeka çipleri ve veri merkezi ekipmanlarına olan talep, ABD'nin Asya'dan yaptığı ithalatı canlı tutuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
DTÖ'nün küresel ticaret tahminini yükseltmesi ve yapay zeka odaklı büyümenin Asya'da yarattığı ivme, Türkiye için hem fırsat hem de risk barındırıyor. Türkiye, Asya ile Avrupa arasında bir köprü konumunda; ancak küresel ticaretin merkezinin Doğu'ya kayması, Türkiye'nin geleneksel ihracat pazarları olan AB ve Orta Doğu'daki payını göreceli olarak azaltabilir. Yapay zeka ve yarı iletken tedarik zincirlerinde ise Türkiye henüz istenen düzeyde yer alamıyor. Öte yandan, Orta Doğu'daki çatışmalara rağmen tedarik zincirlerinin dayanıklılığı, Türkiye'nin lojistik avantajını koruyor. Türkiye, Asya'dan gelen yarı mamul ve teknoloji ürünlerinin Avrupa'ya sevkiyatında transit ülke olarak öne çıkabilir. Ayrıca, DTÖ'nün iyimserliği, Türkiye'nin ihracat pazarlarındaki toparlanmaya işaret ediyor; ancak jeopolitik riskler ve Avrupa'daki durgunluk, Türk ihracatçısı için temkinli olmayı gerektiriyor.