Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Sözcüsü Tarık Jasarevic, Gazze Şeridi'nde ateşkesin sağlanmasına rağmen binlerce hastanın hâlâ tıbbi tahliye beklediğini açıkladı. Anadolu Ajansı'nın (AA) yazılı sorularına verdiği yanıtta Jasarevic, 12 bin 913 hastanın, bunların 6 bin 186'sının çocuk olduğunu, tıbbi tahliye için beklediğini ifade etti. DSÖ yetkilisi, İsrail'in saldırıları sonucu ağır yaralanan hastaların Gazze'deki yetersiz sağlık altyapısı nedeniyle acil tahliyeye ihtiyaç duyduğunu vurguladı. Bu durum, 7 Ekim 2023'te başlayan çatışmaların ardından bölgede yaşanan insani krizin boyutlarını bir kez daha gözler önüne serdi.
Gelişmenin arka planı
Gazze'deki sağlık sistemi, İsrail'in saldırıları nedeniyle neredeyse çökmüş durumda. Hastanelerin büyük bir kısmı ya doğrudan hedef alındı ya da yakıt, ilaç ve tıbbi malzeme eksikliği nedeniyle hizmet veremez hale geldi. Bu koşullarda, özellikle onkoloji hastaları, diyaliz gerektiren böbrek hastaları ve ağır yaralılar için tahliye hayati önem taşıyor. Jasarevic, tahliye bekleyen hastaların sayısının her geçen gün arttığını belirtti ve uluslararası topluma acil çağrıda bulundu. DSÖ, ateşkesin kalıcı olması ve tıbbi tahliyelerin güvenli bir şekilde yapılabilmesi için tüm taraflara insani koridorların açılması yönünde çağrı yapıyor.
Gazze'deki sağlık tesisleri, saldırıların başlamasından bu yana defalarca hedef alındı. Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre, bugüne kadar 100'den fazla sağlık kuruluşu hasar gördü veya tamamen yok edildi. Bu durum, bölgedeki enfeksiyon hastalıklarının yayılma riskini de artırıyor. Sıvı kaybı, yetersiz beslenme ve temiz suya erişimdeki zorluklar, özellikle çocuklarda ölümcül sonuçlara yol açabiliyor. DSÖ, tahliye bekleyen hastaların sayısının resmi kayıtlara dayandığını ancak gerçek sayının daha da yüksek olduğunu tahmin ediyor.
Bölgesel veya küresel boyut
Gazze'deki insani kriz, yalnızca Filistinlilerin değil, tüm Orta Doğu bölgesinin istikrarını tehdit ediyor. Ateşkes anlaşması, insani yardımların bölgeye ulaşması için bir umut ışığı olsa da, tıbbi tahliyelerin yavaş ilerlemesi, uluslararası toplumun etkisizliğini gösteriyor. Birleşmiş Milletler ve diğer yardım kuruluşları, Gazze'den hasta tahliyesi için Mısır ve Ürdün gibi ülkelere başvuruyor. Ancak bu süreç, bürokratik engeller ve güvenlik endişeleri nedeniyle beklenenden yavaş ilerliyor.
Öte yandan, bu durum bölgesel güç dengelerini de etkiliyor. Gazze'deki insani trajedi, İsrail'in uluslararası alanda artan eleştirilere maruz kalmasına neden oluyor. Mısır, Ürdün ve Katar gibi ülkeler, arabuluculuk çabalarını sürdürürken, İran destekli grupların bölgedeki aktiviteleri de dikkat çekiyor. Gazze'deki durum, aynı zamanda küresel insani hukuk normlarının ciddi şekilde ihlal edildiği bir örnek olarak değerlendiriliyor. Sağlık hizmetlerine erişimin engellenmesi, savaş suçu kapsamında değerlendirilebilecek eylemler arasında yer alıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Gazze'deki insani krizin başlangıcından bu yana Filistin halkına güçlü destek veren ülkelerin başında geliyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın uluslararası platformlarda yaptığı çağrılar ve Türk Kızılay'ının bölgeye gönderdiği insani yardımlar, Ankara'nın Filistin davasına verdiği önemi ortaya koyuyor. Türkiye, DSÖ'nün tahliye çağrısına da olumlu yanıt vermesi beklenen ülkeler arasında yer alıyor. Öte yandan, bu durum Türkiye'nin bölgesel liderlik rolünü pekiştirebilir. Ancak Türkiye'nin bu süreçteki etkisi, uluslararası toplumun somut adımlarına bağlı. Türk hükümetinin, tıbbi tahliye mekanizmalarına aktif katılımı, hem insani diplomasi hem de stratejik çıkarları açısından önem taşıyor. Bu gelişme, Türkiye'nin Orta Doğu'daki etkinliğini artırabilir ve Filistin halkının yanında olduğu yönündeki söylemini güçlendirebilir.