Demokratik Kongo Cumhuriyeti'nde (DRC) yeni bir anayasa referandumu yapılmasına yönelik planlar, ülkede siyasi gerilimi tırmandırıyor. Muhalefet partileri, Devlet Başkanı Félix Tshisekedi'yi anayasa değişikliğini kullanarak üçüncü bir dönem için iktidarda kalmayı hedeflemekle suçluyor. Planlanan protestolar, Afrika Birliği (AU) arabuluculuk teklifinin ardından ertelenmiş olsa da, taraflar arasındaki güvensizlik derinleşiyor. Başkent Kinşasa başta olmak üzere büyük kentlerde güvenlik önlemleri artırılmış durumda. Uzmanlar, ülkenin 2018'deki tartışmalı seçimlerden bu yana en ciddi siyasi kriziyle karşı karşıya olduğunu belirtiyor.
Gelişmenin Arka Planı
DR Kongo'nun mevcut anayasası, 2006 yılında kabul edilmiş ve devlet başkanının görev süresini iki dönemle sınırlandırmıştır. Tshisekedi, 2019'da göreve geldikten sonra anayasa değişikliği çağrılarını sıkça dile getirmeye başladı. Resmi gerekçe, mevcut anayasanın ülkenin istikrarını ve kalkınmasını engellediği yönünde. Ancak muhalefet, bu girişimi Tshisekedi'nin iktidarını uzatma çabası olarak görüyor. Geçtiğimiz haftalarda muhalefet liderleri, referandum planlarına karşı geniş çaplı sokak protestoları düzenleme çağrısı yapmıştı. Afrika Birliği'nin devreye girmesiyle bu protestolar geçici olarak ertelendi. AU, tarafları diyalog masasına oturmaya davet ederken, Tshisekedi yönetimi referandumun demokratik bir süreç olduğunu savunuyor. Ülkedeki sivil toplum örgütleri ise anayasa değişikliğinin ülkeyi daha da istikrarsızlaştırabileceği uyarısında bulunuyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
DR Kongo, Orta Afrika'nın en büyük ülkesi olmasının yanı sıra zengin doğal kaynaklara (kobalt, bakır, altın) sahip olması nedeniyle bölgesel ve küresel aktörler için stratejik öneme sahiptir. Ülkedeki siyasi istikrarsızlık, Büyük Göller Bölgesi'ndeki komşu ülkeleri de doğrudan etkileyebilir. Ruanda, Uganda ve Burundi ile sınır paylaşan Kongo'da yaşanacak bir kriz, mülteci akınlarına ve silahlı grupların faaliyetlerinin artmasına yol açabilir. Küresel ölçekte ise özellikle elektrikli araç bataryaları için kritik öneme sahip kobalt arzı, Kongo'dan sağlanmaktadır. Bu nedenle ABD, Çin ve AB, Kongo'daki gelişmeleri yakından izlemektedir. Afrika Birliği'nin arabuluculuk çabaları, kıtada demokratik normların korunması ve anayasal düzenin sürdürülmesi açısından da kritik bir sınav niteliği taşıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, son yıllarda Afrika açılımı kapsamında DR Kongo ile ekonomik ve diplomatik ilişkilerini geliştirmektedir. Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı (TİKA) ülkede kalkınma projeleri yürütürken, Türk Hava Yolları Kinşasa'ya seferler düzenlemektedir. Kongo'daki siyasi istikrarsızlık, Türk şirketlerinin yatırımlarını ve ticaretini olumsuz etkileyebilir. Ayrıca, maden kaynaklarına erişim konusunda Türkiye'nin Çin ve AB ile rekabet ettiği düşünülürse, Kongo'daki siyasi dengeler Ankara için de önem taşımaktadır. Türkiye, krizin barışçıl çözümü ve anayasal düzenin korunması yönünde diplomatik destek sağlayarak bölgedeki etkinliğini artırabilir.