ABD'den gelen güçlü ekonomik verilerin ardından dolar, küresel piyasalarda değer kazanırken Japon yeni, 40 yılın en düşük seviyelerine yakın seyretmeye devam ediyor. Beklenenden iyi gelen ABD istihdam ve enflasyon verileri, Federal Rezerv'in faiz indirimlerine daha geç başlayabileceği beklentisini güçlendirdi. Bu durum, gelişmiş ülke para birimleri arasında doların cazibesini artırırken, özellikle Asya para birimleri üzerinde baskı oluşturdu. Yen/dolar paritesi 155 seviyesinin hemen altında işlem görüyor; bu seviye, 1990'dan bu yana görülen en düşük noktalardan biri.
Gelişmenin arka planı
ABD Çalışma Bakanlığı'nın açıkladığı verilere göre, tarım dışı istihdam beklentileri aşarken, enflasyon da dirençli kalmaya devam ediyor. Bu iki faktör, Fed'in para politikasını gevşetmekte acele etmeyeceği yönündeki piyasa algısını pekiştiriyor. Öte yandan, Japonya Merkez Bankası (BoJ), uzun süredir devam eden ultra gevşek para politikasını sonlandırmış olsa da faiz oranları hala çok düşük seviyelerde. BoJ, Nisan ayında faizleri 0-0,1% aralığına yükseltmiş ancak bu artış yenin değer kaybını durdurmaya yetmemişti. Piyasalar, BoJ'un yenin aşırı değer kaybını engellemek için yakında müdahale edebileceğini speküle ediyor. Ancak şimdiye kadar resmi bir müdahale açıklanmadı.
Japonya'nın ticaret dengesi de yen üzerinde baskı oluşturuyor. Ülke, enerji ve hammadde ithalatında yüksek dolar maliyetiyle karşı karşıya. Bu da cari açığı körükleyerek yeni daha da zayıflatıyor. Öte yandan, zayıf yen Japon ihracatçıları için avantaj sağlasa da, ithalat maliyetlerini artırarak iç talebi olumsuz etkiliyor. Japon hükümeti, yenin aşırı değer kaybının ekonomik istikrarı tehdit ettiğini belirterek gerekli adımları atacaklarını sinyallemişti.
Bölgesel ve küresel boyut
Yenin zayıflaması, Asya ve gelişmekte olan piyasalarda domino etkisi yaratıyor. Güney Kore wonu, Tayvan doları ve Çin yuanı da dolar karşısında değer kaybediyor. Çin Merkez Bankası, yuanı istikrarda tutmak için sabit kur ayarlamaları yaparken, diğer Asya merkez bankaları da faiz artırımı veya müdahale opsiyonlarını değerlendiriyor. Küresel ölçekte, güçlü dolar gelişmekte olan ülkeler için borç yükünü artırıyor ve sermaye çıkışlarına neden oluyor. Özellikle Türkiye gibi yüksek dış finansman ihtiyacı olan ülkeler, doların güçlenmesinden olumsuz etkileniyor. Ayrıca, ABD faizlerinin yüksek kalması, küresel büyüme üzerinde aşağı yönlü risk oluşturuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Güçlü dolar ve zayıf yen, Türkiye ekonomisi için doğrudan bir etki yaratmasa da dolaylı sonuçlar doğuruyor. Gelişmekte olan ülke para birimleri üzerindeki baskı, Türk lirasının da değer kaybını hızlandırabilir. Ayrıca, Japonya ile ticarette Türkiye'nin ihracatı daha rekabetçi hale gelebilir ancak ithalatta maliyet artışı yaşanabilir. Küresel risk iştahının azalması, Türkiye'nin dış borçlanma maliyetlerini yükseltebilir. Merkez Bankası'nın faiz politikası ve rezerv yönetimi bu gelişmeler ışığında daha da önem kazanıyor.