Küresel piyasalar, Körfez bölgesinde tırmanan jeopolitik gerilimlerin etkisiyle dalgalı bir seyir izlerken, ABD doları başta olmak üzere önemli para birimlerinde belirgin dalgalanmalar yaşanıyor. Suudi Arabistan ile Yemen'deki Husiler arasındaki çatışmaların yanı sıra İran'ın nükleer programına ilişkin endişeler, yatırımcıların güvenli liman arayışını hızlandırdı. Dolar endeksi, hafta başında 98,5 seviyesine kadar gerileyerek son ayların en düşük seviyesini gördü. Analistler, gerilimlerin devam etmesi halinde doların daha da baskı altında kalabileceği uyarısında bulunuyor.
Gelişmenin Arka Planı
Körfez bölgesindeki son gerginlikler, Suudi Arabistan'ın Husilere yönelik hava saldırılarını yoğunlaştırması ve İran'ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerini artırmasıyla başladı. ABD'nin bölgedeki askeri varlığını güçlendirmesi, piyasalarda yeni bir çatışma endişesi yarattı. Bu durum, ham petrol fiyatlarının varil başına 75 doların üzerine çıkmasına neden olurken, küresel enflasyon baskılarını da artırdı. Dolar, geleneksel olarak jeopolitik krizlerde güvenli liman olarak görülse de, ABD'nin artan borç yükü ve faiz indirimi beklentileri doları zayıflatıyor. Federal Rezerv'in (Fed) para politikasında gevşemeye gitme olasılığı, doların cazibesini azaltan bir diğer faktör olarak öne çıkıyor.
Asya piyasaları, doların zayıflamasından en çok etkilenen bölgelerden biri oldu. Japonya'da dolar/yen paritesi 150 seviyesinin altına inerken, Güney Kore wonu ve Singapur doları da değer kazandı. Hong Kong ve Şanghay borsaları, risk iştahındaki azalmayla birlikte haftanın ilk işlem gününde düşüş kaydetti. Öte yandan, altın fiyatları ons başına 2.350 doları aşarak rekor seviyelere yaklaştı.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Körfez gerilimleri, yalnızca enerji piyasalarını değil, aynı zamanda küresel ticaret akışlarını da tehdit ediyor. Hürmüz Boğazı'ndan geçen petrol tankerlerine yönelik saldırı riski, navlun maliyetlerini artırırken, tedarik zincirlerinde aksamalara yol açıyor. Avrupa Birliği ülkeleri, enerji arz güvenliği konusunda alarm durumuna geçerken, Asya'daki büyük ithalatçılar alternatif tedarik yolları arayışına girdi. Gelişmekte olan ülkeler ise doların zayıflamasıyla dış borç yüklerinin hafiflemesinden kısmen faydalanıyor, ancak yüksek enerji fiyatları bu avantajı dengeliyor.
Rusya-Ukrayna savaşının henüz sona ermediği bir dönemde Körfez'de yeni bir krizin ortaya çıkması, küresel ekonomiyi stagflasyon riskiyle karşı karşıya bırakıyor. Uluslararası Para Fonu (IMF) ve Dünya Bankası, bölgesel istikrarın sağlanması için acil diplomatik girişimler çağrısında bulundu. ABD Başkanı Joe Biden yönetimi, İran'la nükleer müzakereleri yeniden başlatma sinyali verirken, Suudi Arabistan'a da itidal çağrısı yapıyor. Ancak piyasalarda, kısa vadede gerilimlerin azalmayacağına dair bir fikir birliği oluşmuş durumda.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Körfez gerilimleri, Türkiye için iki yönlü bir etki yaratıyor. Birincisi, enerji ithalatçısı konumundaki Türkiye, yükselen petrol ve doğalgaz fiyatlarından olumsuz etkileniyor. Cari açık ve enflasyon baskıları artabilir. İkincisi, doların zayıflaması Türk lirası üzerinde kısa vadeli rahatlama sağlayabilir, ancak bu etki sınırlı kalabilir. Türkiye'nin Körfez ülkeleriyle geliştirdiği ekonomik ve diplomatik ilişkiler, bir kriz anında Ankara'yı dengeleyici bir aktör konumuna getirebilir. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Suudi Arabistan ve Katar ile yakın temasları, Türkiye'nin bölgede arabuluculuk rolü üstlenme potansiyelini güçlendiriyor. Ancak, enerji maliyetlerindeki artışın ekonomiye yansımaları dikkatle izlenmeli.