Libya'nın doğusundaki parlamento, 20 Ekim Salı günü Türkiye ile imzalanan deniz anlaşmasını onayladı. Reuters'a konuşan iki milletvekili, anlaşmanın ekonomik, siyasi ve ulusal güvenlik alanlarında stratejik avantajlar getireceğini ve 2020 yılında Ankara ile siyasi bağların kesilmesine yönelik kararı ortadan kaldırdığını belirtti. Bu gelişme, Doğu Akdeniz'deki güç dengeleri ve Libya'daki iç savaş sonrası siyasi süreç açısından önemli bir dönüm noktası olarak değerlendiriliyor.
Anlaşmanın Arka Planı ve 2020 Boykotu
Türkiye ile Libya arasındaki deniz anlaşması, 2019 yılında dönemin Libya Ulusal Mutabakat Hükümeti (UMH) ile imzalanmıştı. Ancak ülkenin doğusunu kontrol eden Tobruk merkezli Temsilciler Meclisi, 2020 yılında bu anlaşmayı tanımadığını açıklamış ve Türkiye ile siyasi ilişkileri askıya almıştı. Doğu Libya parlamentosunun bu kararı, ülkedeki bölünmüşlüğün bir yansımasıydı. Birleşmiş Milletler öncülüğünde yürütülen barış çabaları ve 2021'de kurulan geçici birlik hükümetine rağmen, Libya'daki siyasi istikrarsızlık devam ediyor. Son onay kararı, Doğu Libya'nın Türkiye ile ilişkilerini normalleştirme yönünde attığı somut bir adım olarak öne çıkıyor.
Anlaşmanın onaylanması, Libya'nın doğusundaki güçlerin Türkiye ile ekonomik ve güvenlik işbirliğini yeniden tesis etme isteğini gösteriyor. Milletvekillerinin Reuters'a verdiği bilgiye göre, anlaşma kapsamında deniz yetki alanlarının sınırlandırılması ve doğal kaynakların paylaşımı gibi konularda işbirliği öngörülüyor. Ayrıca, Türk şirketlerinin Libya'nın doğusunda altyapı ve enerji projelerine katılmasının önü açılıyor. Bu durum, ülkenin yeniden inşası sürecinde Türkiye'nin rolünü güçlendirebilir.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Doğu Akdeniz'deki deniz yetki alanları konusu, son yıllarda Türkiye, Yunanistan, Kıbrıs Rum Yönetimi, Mısır ve İsrail arasında gerilimlere yol açmıştı. Libya ile imzalanan deniz anlaşması, Türkiye'nin bölgedeki kıta sahanlığı iddialarını destekleyen hukuki bir dayanak olarak görülüyor. Doğu Libya parlamentosunun bu anlaşmayı onaylaması, Türkiye'nin bölgedeki pozisyonunu güçlendirirken, Yunanistan ve Mısır gibi aktörlerin tepkisini çekebilir. Öte yandan, Libya'nın doğusundaki güçlerin Türkiye ile yakınlaşması, ülkedeki iç dengeleri de etkileyebilir. Birleşmiş Milletler ve uluslararası toplum, Libya'da kalıcı barış ve istikrar için tüm tarafların diyaloğunu teşvik ediyor.
Anlaşmanın onaylanması, Libya'nın egemenlik haklarını kullanması açısından da önemli. Ancak, ülkedeki siyasi bölünmüşlük nedeniyle anlaşmanın ne ölçüde uygulanacağı belirsizliğini koruyor. Trablus merkezli Ulusal Birlik Hükümeti'nin anlaşmaya ilişkin tutumu ise henüz netlik kazanmadı. Uzmanlar, Doğu Libya'nın bu adımının, ülkenin batısıyla yaşanan siyasi rekabette bir manevra olarak da okunabileceğini belirtiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye açısından bu gelişme, Doğu Akdeniz'deki deniz yetki alanları ve enerji kaynakları konusundaki haklarını güçlendirme potansiyeli taşıyor. Libya ile imzalanan deniz anlaşmasının Doğu Libya tarafından onaylanması, Ankara'nın bölgedeki hukuki ve siyasi pozisyonunu desteklerken, Türk şirketlerinin Libya'nın yeniden inşasında daha fazla rol almasının yolunu açabilir. Ayrıca, Libya'nın doğusundaki güçlerle ilişkilerin normalleşmesi, Türkiye'nin Libya politikasında bütüncül bir yaklaşım benimsemesine katkı sağlayabilir. Ancak, anlaşmanın uygulanması ve Libya'daki istikrarsızlığın sürmesi, bu avantajların ne ölçüde hayata geçeceğini belirleyecek. Türkiye'nin, Libya'nın tüm taraflarıyla diyaloğunu sürdürerek kalıcı bir çözüm için çaba göstermesi kritik önemde.