Bloomberg ETF IQ programına katılan Amplify ETFs kurucusu ve CEO'su Christian Magoon, şirketin amiral gemisi fonu Amplify CWP Enhanced Dividend Income ETF'in (DIVO) JPMorgan Equity Premium Income ETF'e (JEPI) güçlü bir rakip olduğunu ve aslında daha yüksek kaliteli hisse senetlerine odaklandığını söyledi. Magoon, DIVO'nun yatırım stratejisinin JEPI'den farklılaştığını ve uzun vadeli temettü büyümesi arayan yatırımcılar için cazip bir alternatif sunduğunu vurguladı. Programın sunucuları Scarlet Fu ve Eric Balchunas ile yaptığı söyleşide Magoon, iki fon arasındaki temel farklara ve DIVO'nun portföy yapısına ilişkin detaylı bilgiler verdi.
Gelişmenin arka planı: DIVO'nun yükselişi
Son yıllarda gelir odaklı ETF'ler yatırımcılar arasında büyük ilgi görüyor. Özellikle düşük faiz ortamının getirdiği zorluklar, temettü ödeyen hisse senetlerine olan talebi artırdı. Bu bağlamda JPMorgan'ın JEPI fonu, kapalı uçlu prim stratejisiyle yüksek gelir vaat ederek kısa sürede popülerlik kazandı. Ancak Magoon, DIVO'nun farklı bir yaklaşım benimsediğini belirtiyor: DIVO, S&P 500 endeksindeki yüksek kaliteli, temettü ödeyen şirketlere yatırım yaparken, aynı zamanda opsiyon primi stratejisiyle ek gelir elde ediyor. Magoon'a göre bu çifte strateji, hem sermaye kazancı potansiyeli hem de gelir sağlıyor. DIVO'nun portföyünde Microsoft, Apple, Johnson & Johnson gibi finansal istikrarı yüksek, uzun vadeli büyüme geçmişi olan şirketler bulunuyor. Bu şirketlerin seçiminde CWP (Capital Wealth Partners) araştırmaları temel alınıyor. Magoon, bu yaklaşımın JEPI'nin daha geniş ancak daha düşük kaliteli hisse senedi sepetinden ayrıştığını savunuyor.
JEPI ise JPMorgan'ın geliştirdiği bir stratejiye dayanıyor: S&P 500'ün en düşük volatiliteye sahip hisselerine yatırım yapıyor ve bu hisseler üzerinde kısa vadeli opsiyonlar satarak prim elde ediyor. Bu strateji, piyasa dalgalanmalarında daha az etkilenme ve istikrarlı nakit akışı sağlamayı hedefliyor. Ancak Magoon'a göre JEPI'nin portföyünde yer alan hisselerin büyüme potansiyeli sınırlı ve şirketlerin finansal kalitesi DIVO'dakilere kıyasla daha düşük. Magoon, yatırımcıların sadece yüksek getiriye değil, aynı zamanda portföyün uzun vadeli dayanıklılığına da odaklanması gerektiğini belirtiyor. Bu nedenle DIVO, büyüme ve gelir dengesini arayan yatırımcılar için daha cazip olabilir.
Magoon ayrıca, DIVO'nun yönetim ücretinin %0.55 olduğunu, JEPI'nin ise %0.35 olduğunu kabul etmekle birlikte, daha yüksek kaliteli hisse portföyünün getiri farkını kapatabileceğini savunuyor. Son beş yılda DIVO'nun yıllık ortalama getirisinin %11'in üzerinde olduğunu, JEPI'nin ise %9 civarında kaldığını iddia ediyor. Elbette geçmiş performans geleceğin garantisi değildir, ancak bu veriler DIVO'nun uzun vadede daha başarılı olduğunu gösteriyor.
Bölgesel veya küresel boyut: ETF pazarındaki rekabetin önemi
Bu iki ETF arasındaki rekabet, yalnızca ABD'li yatırımcıları ilgilendirmiyor; küresel gelir arayışının bir yansıması olarak dünya genelindeki bireysel ve kurumsal yatırımcıları da etkiliyor. Özellikle gelişmiş ülkelerdeki düşük faiz ortamı, yatırımcıları daha riskli varlıklara yönlendiriyor. Bu bağlamda gelir odaklı ETF'ler, yatırımcıların düzenli nakit akışı elde etmeleri için bir araç olarak öne çıkıyor. DIVO ve JEPI gibi fonların stratejik farkları, global portföy yöneticilerinin kararlarını etkiliyor. Türkiye'deki yatırımcılar da uluslararası borsalarda işlem gören bu ETF'lere ilgi gösteriyor; ancak Türk yatırımcıların çoğunlukla yerel menkul kıymetlere yatırım yaptığı düşünülürse, bu ürünler daha çok kurumsal veya sofistike yatırımcıların ilgi alanına giriyor.
Bloombberg'in programında ele alınan bu karşılaştırma, ETF endüstrisindeki yenilikçi ürün geliştirme eğilimini de gözler önüne seriyor. Gelir odaklı ETF pazarı son beş yılda %40 büyüdü ve bu büyüme, yeni fonların ortaya çıkmasına neden oldu. Magoon gibi sektör liderleri, yatırımcılara daha fazla seçenek sunarak pazarın genişlemesine katkıda bulunuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme doğrudan Türkiye'yi ilgilendirmese de, uluslararası yatırım trendleri Türk sermaye piyasalarını etkileyebilir. Türkiye'de yaşayan yatırımcılar, döviz bazlı getiri arayışlarında bu tür ETF'lere yönelebilir; ancak kur riski nedeniyle dikkatli olunmalıdır. Ayrıca, Türk finansal kurumları benzer stratejileri yerel piyasada değerlendirebilir. Bu tür ürünlerin Türkiye'de sunulması, tasarruf sahiplerine alternatif gelir imkânı yaratabilir. Ancak Türk piyasalarının derinliği ve volatilitesi göz önüne alındığında, benzer bir ürünün başarılı olması için dikkatli bir yapılandırma gereklidir. Sonuç olarak, küresel gelir odaklı ETF rekabeti, Türkiye'deki finansal okuryazarlığın artmasına ve yatırım ürünlerinin çeşitlenmesine katkı sağlayabilir.