ABD'de Cumhuriyetçiler, 3 Kasım seçimleri öncesinde iç anketlerin bazı bölgelerde savunmasız olduklarını göstermesi üzerine, daha önce 'güvenli' olarak değerlendirilen 36'dan fazla Temsilciler Meclisi yarışına kaynak aktarmaya başladı. Parti içi düşünce yapısına aşina üç Cumhuriyetçi yetkiliye göre, bu strateji değişikliği, Başkan Donald Trump'ın anketlerdeki düşüşü ve Kovid-19 salgınının seçmen davranışı üzerindeki etkisiyle şekilleniyor. Söz konusu bölgelerin büyük bölümü, banliyölerde ve 2016'da Trump'ın kazandığı ancak 2018 ara seçimlerinde Demokratların kazandığı alanlardan oluşuyor.
Gelişmenin Arka Planı: İç Anketlerdeki Uyarı Sinyalleri
Cumhuriyetçi Parti'nin seçim kampanyası kolları, yaz aylarından bu yana yapılan iç anketlerde, geleneksel olarak güvenli sayılan bazı bölgelerde Demokrat adayların oy oranlarının beklenenden yüksek çıktığını gördü. Özellikle Teksas, Georgia, Kuzey Karolina, Florida ve Arizona gibi eyaletlerdeki banliyö bölgelerinde, eğitimli beyaz seçmenler ve kadın seçmenler arasında Cumhuriyetçi adaylara desteğin eridiği tespit edildi. Bu durum, parti yönetimini ulusal düzeyde bir kaynak kaydırması yapmaya itti.
Üç Cumhuriyetçi yetkilinin verdiği bilgiye göre, Ulusal Cumhuriyetçi Kongre Komitesi (NRCC) ve bağlantılı süper PAC'ler, reklam bütçelerini yeniden düzenleyerek, önceden 'güvenli' addedilen 36 bölgeye milyonlarca dolar aktardı. Bu bölgelerin toplamda 40 milyon dolardan fazla ek harcama gerektirebileceği belirtiliyor. Ancak yetkililer, kesin rakamların kampanya stratejisi gereği açıklanmayacağını ifade ediyor.
Bu hamle, Cumhuriyetçilerin Meclis çoğunluğunu koruma hedefine yönelik bir savunma refleksi olarak yorumlanıyor. Zira 2018'de 40 sandalye kazanan Demokratlar, bu kez de benzer bir dalga yakalamayı hedefliyor. Cumhuriyetçiler ise hem Beyaz Saray'ı hem de Senato'yu korumak için Meclis'teki kayıpları sınırlamak zorunda.
Parti içinde bazı isimler, kaynakların bu şekilde dağıtılmasının, aslında kazanılabilecek marjinal bölgelerden çekilmesi anlamına geldiğini ve bunun riskli bir strateji olduğunu dile getiriyor. Ancak parti yönetimi, öncelikli hedefin mevcut sandalyeleri korumak olduğunu vurguluyor.
Seçim Dinamikleri ve Bölgesel Boyut
ABD Temsilciler Meclisi'nde 435 sandalye bulunuyor ve seçimler her iki yılda bir yapılıyor. Şu anda Demokratlar 232, Cumhuriyetçiler 197 sandalyeye sahip; 6 sandalye boş. Cumhuriyetçilerin çoğunluğu kazanması için en az 218 sandalyeye ulaşması gerekiyor. Bu da yaklaşık 20 sandalye kazanmaları anlamına geliyor; ancak anketler Demokratların lehine bir rüzgar olduğunu gösteriyor.
Kovid-19 salgını nedeniyle posta yoluyla oy kullanımının artması, seçim sonuçlarının açıklanmasını geciktirebilir ve belirsizlik yaratabilir. Bu durum, her iki partinin de kaynak planlamasını etkiliyor. Cumhuriyetçiler, özellikle yaşlı seçmenler arasında posta oylamasına yönelik güvensizlik nedeniyle sandık başı oylamaya daha fazla yatırım yapıyor.
Demokratlar ise, Cumhuriyetçilerin bu hamlesini, kendi kampanyalarının etkili olduğunun bir işareti olarak yorumluyor. Demokratik Kongre Kampanya Komitesi (DCCC) sözcüsü, "Cumhuriyetçilerin kendi kalelerine para akıtması, panik içinde olduklarını gösteriyor" değerlendirmesinde bulundu. Ancak Cumhuriyetçi stratejistler, bunun bir panik değil, akıllıca bir savunma hamlesi olduğunu savunuyor.
Seçim kampanyası finansmanı açısından, Demokratlar son çeyrekte önemli ölçüde daha fazla bağış topladı. Ancak Cumhuriyetçiler, büyük bağışçılar ve süper PAC'ler aracılığıyla harcama üstünlüğünü koruyor. Bu kaynak akışı, reklam ve saha çalışmalarında belirleyici olabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD Temsilciler Meclisi seçimleri, Türkiye'yi doğrudan etkileyen kararların alındığı bir zemin olması nedeniyle önemli. Meclis'teki çoğunluk değişikliği, Türkiye'ye yönelik yaptırım tasarıları, F-35 krizi ve Suriye politikası gibi konularda yasama sürecini etkileyebilir. Cumhuriyetçilerin çoğunluğu kaybetmesi halinde, Türkiye karşıtı tasarıların geçme ihtimali artabilir; ancak Demokratlar da insan hakları ve demokrasi konularında baskı yapabilir. Türkiye'nin Washington'daki lobi faaliyetleri açısından, her iki partiyle dengeli ilişkiler kurmak kritik. Seçim sonuçları, Türk-Amerikan ilişkilerinin yasama ayağını şekillendirecek.