ABD Temsilciler Meclisi'nde Cumhuriyetçi Parti üyesi Brian Fitzpatrick (Pensilvanya), Cumartesi günü Rus petrolü alımlarını engellemek amacıyla Meclis'te oylama yapılmasını zorlama sözü verdi. Fitzpatrick, eski Başkan Ronald Reagan'ın mirasına atıfta bulunarak, Başkan Donald Trump'ın Rusya ile yapmayı planladığı petrol anlaşmasına karşı çıktı. Bu hamle, parti içinde Rusya politikası konusunda yaşanan derin görüş ayrılıklarını gözler önüne seriyor.
Reagan'ın mirası ve Fitzpatrick'in hamlesi
Fitzpatrick, yaptığı açıklamada, Reagan'ın Sovyetler Birliği'ne karşı izlediği sert çizgiyi hatırlatarak, Rusya'nın Ukrayna'yı işgalinin ardından enerji gelirlerinin Kremlin'in savaş makinesini finanse ettiğini vurguladı. Temsilciler Meclisi'nde daha önce Ukrayna'ya yardım konusunda imza kampanyası başlatan Fitzpatrick, şimdi de Rus petrolüne yönelik yasak çağrısını yineliyor. Fitzpatrick, "Reagan gibi, biz de özgürlük ile baskı arasında bir seçimle karşı karşıyayız" diyerek, Kongre'nin iradesini göstermesi gerektiğini belirtti. Bu çıkış, Beyaz Saray'ın Rusya ile enerji alanında işbirliğine sıcak bakabileceği yönündeki sinyallerin ardından geldi.
Trump yönetiminin Rusya'ya yönelik yaptırımları hafifletme veya Rus petrolünün uluslararası piyasalara dönüşüne göz yumma ihtimali, Kongre'deki Rusya şahinlerini harekete geçirdi. Fitzpatrick, söz konusu anlaşmanın ABD'nin Ukrayna'ya verdiği desteği zayıflatacağını ve Moskova'ya ekonomik rahatlama sağlayacağını savunuyor. Temsilciler Meclisi'nde her iki partiden de destek bulabilecek bir yasa tasarısı hazırlığı içinde olduğu öğrenildi.
Kongre'deki dengeler ve olası sonuçlar
Fitzpatrick'in girişimi, Cumhuriyetçi Parti içindeki iki farklı eğilimi temsil ediyor: Bir yanda Reagan döneminin sert Sovyet karşıtı çizgisini sürdüren gelenekçiler, diğer yanda Trump'ın "Amerika Birinci" yaklaşımıyla Rusya ile ilişkileri normalleştirmeye sıcak bakan izolasyonistler. Temsilciler Meclisi Başkanı Mike Johnson'ın bu tür bir oylamaya izin verip vermeyeceği belirsizliğini koruyor. Ancak Fitzpatrick'in imza kampanyası, Ukrayna yardımı konusunda olduğu gibi, Johnson üzerinde baskı oluşturabilir. Geçtiğimiz aylarda Ukrayna yardımı için başlatılan imza kampanyası, Johnson'ı zor durumda bırakmış ve sonunda yardım paketi onaylanmıştı.
Rus petrolüne yönelik yasak, küresel enerji piyasalarını da yakından ilgilendiriyor. ABD'nin Rus petrolü ithalatı zaten 2022'de yasaklanmıştı, ancak Trump'ın olası anlaşması bu yasağı delen bir nitelik taşıyabilir. Fitzpatrick'in hamlesi, Kongre'nin yaptırım rejimini sıkılaştırma ve Başkan'ın tek taraflı adımlarını kısıtlama çabası olarak görülüyor. Tasarının yasalaşması halinde, Rus petrolüne uygulanan fiyat tavanı ve diğer kısıtlamaların güçlendirilmesi bekleniyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'de Kongre ile Beyaz Saray arasında Rus petrolü konusunda yaşanan bu gerilim, Türkiye'nin enerji güvenliği ve dış politikası açısından yakından izlenmeli. Türkiye, Rusya'dan önemli miktarda petrol ve doğalgaz ithal ediyor ve Batı'nın yaptırımlarına rağmen ticari ilişkilerini sürdürüyor. Eğer ABD Kongresi Rus petrolüne yönelik yeni yaptırımlar getirirse, Türkiye gibi Rus enerjisine bağımlı ülkeler üzerindeki baskı artabilir ve Ankara'nın denge politikası zorlaşabilir. Ayrıca, Trump yönetiminin Rusya ile anlaşma arayışı, NATO içinde yeni bölünmelere yol açabilir; Türkiye ise hem ittifak içindeki konumunu hem de Rusya ile pragmatik ilişkilerini korumak arasında kalabilir. Bu gelişme, Türkiye'nin enerji koridorları ve yaptırım politikaları konusunda dikkatli bir diplomasi yürütmesini gerektiriyor.