New York savcılığı, Cornell Üniversitesi'nin Chi Phi kardeşlik örgütüne bağlı yedi üyesinin karıştığı iddia edilen cinsel saldırı olayıyla ilgili soruşturmayı yeniden açtı. 2024 yılında meydana geldiği öne sürülen olay, ABD'de üniversite kampüslerinde cinsel saldırı ve kardeşlik örgütleri kültürüne dair hararetli bir tartışmayı tetikledi.
Olayın Arka Planı ve Hukuki Süreç
İddiaya göre, 2024 yılında Cornell Üniversitesi'nin Ithaca, New York'taki kampüsünde düzenlenen bir etkinlik sırasında Chi Phi kardeşlik örgütünün yedi üyesi, bir öğrenciye cinsel saldırıda bulundu. Olayın ardından üniversite yönetimi ve yerel polis harekete geçmiş, ancak soruşturma bir süre askıya alınmıştı. New York savcılığının dosyayı yeniden açması, yeni deliller veya tanık ifadeleri ortaya çıkmış olabileceği ihtimalini gündeme getirdi. Savcılık yetkilileri, soruşturmanın titizlikle yürütüldüğünü ve kamuoyunu yanıltmamak adına detay paylaşmaktan kaçındıklarını belirtti.
Chi Phi kardeşlik örgütü, iddiaları reddederek üyelerinin masum olduğunu savunuyor. Örgüt sözcüsü, "Olayla ilgili yürütülen soruşturmada işbirliği yapıyoruz ve üyelerimizin suçsuz olduğuna inanıyoruz" açıklamasında bulundu. Cornell Üniversitesi yönetimi ise konuyla ilgili yazılı bir açıklama yapmaktan kaçınarak, soruşturmanın devam ettiğini ve sürecin gizliliğine saygı gösterilmesi gerektiğini vurguladı.
Olay, ABD'de üniversite kampüslerinde cinsel saldırı vakalarının sıklıkla göz ardı edildiği ve kardeşlik örgütlerinin dokunulmazlık zırhına sahip olduğu eleştirilerini yeniden alevlendirdi. Öğrenci grupları, üniversite yönetimini şeffaf olmamakla ve failleri korumakla suçluyor. Sosyal medyada #Cornell ve #ChiPhi etiketleriyle binlerce paylaşım yapıldı; birçok öğrenci, kampüste güvenliklerinin tehdit altında olduğunu dile getirdi.
ABD'de Kampüs Güvenliği ve Kardeşlik Örgütleri Tartışması
ABD'de kardeşlik örgütleri (fraternities) uzun yıllardır cinsel saldırı, alkol zehirlenmesi ve şiddet olaylarıyla anılıyor. 2023'te yayınlanan bir araştırmaya göre, üniversite öğrencilerinin yaklaşık %13'ü rızası olmadan cinsel ilişkiye zorlandığını bildiriyor. Kardeşlik örgütleri üyeleri arasında bu oran daha da yüksek. Cornell olayı, ülke genelinde kampüs güvenliği politikalarının sorgulanmasına yol açtı. Bazı üniversiteler, kardeşlik örgütlerine yönelik denetimi sıkılaştırmayı veya bu tür örgütleri tamamen yasaklamayı düşünüyor.
Öte yandan, olayın siyasi yansımaları da var. Cumhuriyetçi senatörler, üniversitelerin cinsel saldırı iddialarını örtbas ettiğini öne sürerken, Demokratlar kampüslerde cinsel saldırıyla mücadele için federal fonların artırılması çağrısı yapıyor. Beyaz Saray sözcüsü, "Her öğrencinin güvenli bir ortamda eğitim alması en temel haktır" dedi ve Adalet Bakanlığı'nın konuyu yakından takip ettiğini belirtti.
New York savcılığının soruşturmayı yeniden açması, benzer davalarda emsal teşkil edebilir. Hukuk uzmanları, delillerin yıllar sonra bile toplanabileceğini ve faillerin yargı önüne çıkarılabileceğini vurguluyor. Ancak davanın seyri, mağdurun işbirliğine ve tanıkların cesaretine bağlı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Cornell Üniversitesi'ndeki toplu tecavüz iddiası, doğrudan Türkiye'yi ilgilendirmese de küresel kampüs güvenliği ve cinsel saldırıyla mücadele konusunda önemli dersler içeriyor. Türkiye'de de üniversite kampüslerinde cinsel taciz ve saldırı vakaları zaman zaman gündeme geliyor; ancak yasal süreçler ve üniversite yönetimlerinin tutumu sıklıkla eleştiriliyor. ABD'deki bu dava, mağdurların sesini yükseltmesi ve yargının harekete geçmesi açısından bir örnek teşkil edebilir. Ayrıca, Türk öğrencilerin yoğun olarak bulunduğu ABD üniversitelerinde güvenlik endişeleri artabilir. Türkiye, kendi kampüslerinde önleyici politikalar geliştirmek için uluslararası deneyimlerden faydalanmalı.