Tompkins County Bölge Savcısı Matthew Van Houten, Cornell Üniversitesi'nde bir öğrencinin tecavüz iddiasına ilişkin soruşturmada ek delilleri incelemeyi reddetti. Van Houten, daha önce verdiği kovuşturmama kararını savunarak, sunulan yeni delillerin davayı yeniden açmayı gerektirecek nitelikte olmadığını belirtti. Karar, mağdurun avukatları ve öğrenci grupları tarafından eleştirilirken, savcılık makamı delillerin kapsamlı şekilde değerlendirildiğini öne sürdü.
Olayın Arka Planı ve Hukuki Süreç
Cornell Üniversitesi kampüsünde 2019 yılında meydana geldiği iddia edilen cinsel saldırı olayı, üniversite yönetiminin disiplin süreci ve yerel savcılığın ceza soruşturmasıyla gündeme geldi. İddiaya göre, bir kadın öğrenci, başka bir öğrenci tarafından tecavüze uğradığını bildirdi. Üniversite içi soruşturma sonucunda ilgili öğrenci hakkında disiplin cezası uygulandı; ancak Tompkins County Bölge Savcılığı, ceza davası açmak için yeterli delil bulunmadığı gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığı kararı verdi.
Mağdurun avukatları, kararın ardından savcılığa yeni deliller sundu. Bu deliller arasında, olay gecesine ilişkin tanık ifadeleri, dijital mesajlaşma kayıtları ve üniversite soruşturma dosyasının bazı bölümleri yer aldığı iddia edildi. Savcı Van Houten, ek delilleri incelemeyi reddederek, "Sunulan materyaller, ilk soruşturmada elde edilen bilgilerin ötesine geçmemekte ve kovuşturma kararını değiştirecek yeni bir kanıt sunmamaktadır" açıklamasını yaptı. Van Houten, kararın siyasi baskılardan bağımsız olarak, yalnızca hukuki kriterlere göre alındığını vurguladı.
Ancak mağdurun hukuk ekibi, savcının ek delilleri incelemeyi reddetmesinin, mağdurun adalete erişimini engellediğini savundu. Avukatlar, özellikle üniversite soruşturmasında elde edilen ve ceza soruşturmasına dahil edilmeyen bazı kanıtların, davanın seyrini değiştirebileceğini belirtti. Cornell Üniversitesi yönetimi ise konuya ilişkin yaptığı yazılı açıklamada, "Üniversite olarak cinsel saldırı iddialarını ciddiye alıyor ve kendi soruşturma süreçlerini titizlikle yürütüyoruz. Ancak ceza soruşturması yerel savcılığın yetkisindedir" ifadelerine yer verdi.
Kampüs ve Kamuoyu Tepkileri
Karar, Cornell Üniversitesi kampüsünde öğrenci grupları ve cinsel saldırı karşıtı aktivistler tarafından protesto edildi. Öğrenciler, savcılığın kararını "mağduru yalnız bırakmak" olarak nitelendirirken, üniversite yönetiminden daha şeffaf bir süreç talep etti. Kampüste düzenlenen bir yürüyüşte, "Adalet istiyoruz" ve "Mağdurları koruyun" yazılı pankartlar taşındı. Bazı öğrenci temsilcileri, olayın üniversitenin cinsel saldırı politikalarının gözden geçirilmesi için bir fırsat olduğunu belirtti.
Ulusal basında da geniş yankı bulan karar, ABD'de cinsel saldırı davalarında savcıların takdir yetkisi ve mağdur hakları tartışmalarını yeniden alevlendirdi. Hukuk uzmanları, savcıların kovuşturma kararlarında delil yeterliliği kadar mağdurun beyanına da ağırlık verilmesi gerektiğini savunuyor. Ancak bazı uzmanlar, savcılığın kaynak kısıtları ve delil standartları nedeniyle her iddiayı mahkemeye taşıyamadığını hatırlatıyor. Tompkins County Savcılığı, son yıllarda cinsel saldırı davalarında kovuşturma oranlarının düşük olduğu gerekçesiyle eleştiriliyordu. Van Houten, görev süresi boyunca birçok cinsel saldırı iddiasında kovuşturmaya yer olmadığı kararı verdiği için mağdur hakları savunucularının hedefi haline gelmişti.
Hukuki ve Toplumsal Boyut
ABD'de cinsel saldırı davalarında savcıların takdir yetkisi, federal ve eyalet yasaları çerçevesinde geniş bir alanı kapsıyor. Savcılar, delil yetersizliği, mağdurun ifade vermek istememesi veya sanığın suçunu kabul etmesi gibi durumlarda kovuşturmama kararı verebiliyor. Ancak bu tür kararlar, özellikle üniversite kampüslerinde, mağdurların adalete erişimini zorlaştırdığı gerekçesiyle sık sık eleştiriliyor. Cornell olayında olduğu gibi, üniversite disiplin süreçleri ile ceza soruşturmaları arasındaki farklı delil standartları, mağdurlar için kafa karışıklığı yaratabiliyor. Üniversite soruşturmalarında "delillerin üstünlüğü" (preponderance of evidence) standardı uygulanırken, ceza davalarında "makul şüphenin ötesinde" (beyond a reasonable doubt) kanıt aranıyor. Bu fark, aynı olayda üniversitenin disiplin cezası vermesine rağmen savcılığın dava açmamasına yol açabiliyor.
Olay, ABD'deki üniversitelerin cinsel saldırı politikaları ve yerel savcılıklarla iş birliği konusundaki eksiklikleri bir kez daha gözler önüne serdi. Bazı eyaletlerde, üniversite soruşturmalarının savcılığa otomatik olarak bildirilmesini zorunlu kılan yasalar bulunuyor; ancak New York eyaletinde böyle bir zorunluluk yok. Mağdur hakları savunucuları, bu tür olayların önlenmesi için yasal düzenlemelerin gerekliliğini vurguluyor. Cornell yönetimi, olayın ardından cinsel saldırı önleme ve müdahale programlarını genişlettiğini duyurdu; ancak öğrenci grupları, somut adımların hala eksik olduğunu belirtiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'de bir üniversite kampüsünde yaşanan bu olay, doğrudan Türkiye'yi ilgilendirmese de, cinsel saldırı davalarında savcılık takdiri ve mağdur hakları konusunda evrensel bir tartışmayı yansıtıyor. Türkiye'de de benzer şekilde, cinsel saldırı iddialarında delil yetersizliği veya usul sorunları nedeniyle kovuşturmaya yer olmadığı kararları eleştiriliyor. Kadın örgütleri, mağdurların adalete erişiminin güçlendirilmesi için yasal reform çağrısı yapıyor. Cornell örneği, üniversite içi disiplin süreçleri ile ceza yargılaması arasındaki uyumsuzluğun mağdurlar aleyhine sonuçlar doğurabileceğini gösteriyor. Türkiye'deki üniversitelerin de benzer politikaları gözden geçirmesi, mağdurların korunması ve faillerin cezalandırılması açısından önem taşıyor.