ABD'de Cornell Üniversitesi, Trump yönetiminin hedef aldığı Filistin yanlısı iki lisansüstü öğrencisine, eğitimlerine devam edebilmeleri için ABD'ye dönmeleri ya da mali desteklerini kaybetmeleri konusunda ültimatom verdi. İngiltere'de bulunan Momodou Taal ve Amandla Thomas-Johnson, İç Güvenlik Bakanlığı'nın (ICE) kendilerini hedef alması nedeniyle yurt dışında kalmayı tercih etmişti. Cornell yönetimi ise öğrencilerin kampüse dönmemesi halinde finansal desteklerinin kesileceğini bildirdi. Bu gelişme, ABD'de üniversitelerin uluslararası öğrenciler üzerindeki siyasi baskıların merkezinde yer aldığı tartışmaları alevlendirdi.
Öğrencilerin Hikayesi ve Baskılar
Momodou Taal, Gambiya asıllı bir doktora öğrencisi; Amandla Thomas-Johnson ise Güney Afrika asıllı bir yüksek lisans öğrencisi. Her ikisi de kampüslerinde Filistin'e destek eylemlerine katıldıkları için Georgia Cumhuriyetçi Senatörü ve Trump yönetiminin hedef listesine alınmıştı. Geçtiğimiz aylarda vize durumlarının iptal edilmesi üzerine eğitimlerini uzaktan sürdürmek amacıyla İngiltere'ye gitmişlerdi.
Cornell Üniversitesi, öğrencilerin lisansüstü eğitimlerine devam edebilmeleri için ABD'ye dönmelerini ve yüz yüze eğitime katılmalarını şart koştu. Üniversite yönetimi, aksi takdirde mali desteklerin (hibe, burs, araştırma görevliliği gibi) kesileceğini açıkladı. Taal ve Thomas-Johnson ise ABD'ye dönmeleri halinde tutuklanma riskiyle karşı karşıya olduklarını belirterek bu talebi reddetti. Öğrenciler, ICE'in kendilerini sınır dışı etmekle tehdit ettiğini ve hukuki süreçlerin sürdüğünü ifade etti.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Bu olay, ABD'deki üniversitelerin Filistin yanlısı protestolara katılan öğrencilere yönelik baskılarının bir parçası olarak değerlendiriliyor. Trump yönetimi, İsrail'e yönelik eleştirileri ve kampüs protestolarını 'antisemitizm' çerçevesinde ele alarak çok sayıda öğrencinin vizesini iptal etmişti. Amerikan Sivil Özgürlükler Birliği (ACLU) gibi kuruluşlar bu uygulamaları ifade özgürlüğüne aykırı buluyor ve dava açıyor.
Uluslararası alanda, bu durum ABD'nin akademik özgürlük ve insan hakları konusundaki itibarını zedeleyen bir örnek olarak gösteriliyor. Özellikle Orta Doğu'da ABD karşıtı duyguları güçlendiriyor ve üniversitelerin siyasi baskı altında olduğu algısını yaygınlaştırıyor. Öğrencilerin yaşadığı bu mağduriyet, küresel akademik camiada dayanışma çağrılarına yol açtı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Filistin davasına verdiği güçlü destekle biliniyor. Bu tür olaylar, Türk kamuoyunda ABD'nin çifte standardını gösteren bir örnek olarak değerlendiriliyor. Ankara yönetimi, uluslararası platformlarda Filistin hakkındaki duruşunu sıklıkla dile getiriyor; bu tür gelişmeler, Türkiye'nin Filistin'e yönelik politikalarını haklı çıkarmak için kullanılabiliyor. Ayrıca, Türkiye'deki üniversitelerin uluslararası öğrencilere yönelik daha güvenli ve özgürlükçü bir ortam sunduğu mesajı öne çıkıyor. Türkiye, bu tür olayları, küresel adalet ve insan hakları mücadelesinde bir argüman olarak kullanabilir.