New York'un Ithaca kentindeki Cornell Üniversitesi'nde 2021 yılında meydana geldiği öne sürülen çete tecavüzü iddiasına ilişkin soruşturma, mağdurun açtığı hukuk davasının ardından yeniden açıldı. Tompkins County Bölge Savcılığı, olayla ilgili daha önce delil yetersizliği gerekçesiyle kapatılan dosyayı, mağdurun kimliğinin açıklanmasını talep eden ve üniversite yönetimini ihmalle suçlayan dava dilekçesi sonrası yeniden ele aldığını duyurdu. Savcılık sözcüsü, "Yeni bilgiler ışığında soruşturma yeniden başlatılmıştır" açıklamasını yaptı ancak ayrıntı vermedi.
Olayın Geçmişi ve Hukuki Süreç
İddiaya göre, 2021 sonbaharında Cornell Üniversitesi kampüsünde bir öğrenci kulübü etkinliği sırasında bir grup erkek öğrenci, birinci sınıf öğrencisi olduğu belirtilen genç bir kadına cinsel saldırıda bulundu. Genç kadın, olayı üniversite yönetimine ve polise bildirdi ancak savcılık, yeterli delil bulunmadığı gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığı kararı verdi. Mağdur, 2024 yılı başında Cornell Üniversitesi'ne, olayı bildirmesine rağmen gerekli önlemleri almadığı ve kendisini korumadığı iddiasıyla dava açtı. Dava dilekçesinde, üniversitenin "başlık IX" (Title IX) kapsamındaki yükümlülüklerini ihlal ettiği ve mağduru mağdurlaştıran bir tutum sergilediği öne sürüldü. Dilekçede ayrıca, saldırıya karıştığı öne sürülen öğrencilerin kimliklerinin tespit edilmesi ve haklarında disiplin soruşturması başlatılması talep edildi. Cornell Üniversitesi yönetimi ise yaptığı yazılı açıklamada, "Cinsel saldırı iddialarını ciddiye alıyoruz ve tüm öğrencilerimizin güvenliği için gerekli adımları atıyoruz" ifadelerine yer verdi. Üniversite, davanın devam ettiğini belirterek detaylı yorum yapmaktan kaçındı. Mağdurun avukatı, müvekkilinin yaşadığı travmayı atlatmaya çalıştığını ve adaletin yerini bulması için mücadelesini sürdürdüğünü belirtti. Savcılığın yeniden başlattığı soruşturma kapsamında, olayla ilgili yeni tanık ifadelerine başvurulacağı ve dijital delillerin inceleneceği öğrenildi. Soruşturmanın seyri, mağdurun açtığı hukuk davasının sonucunu da etkileyebilir. ABD'de son yıllarda üniversite kampüslerinde cinsel saldırı iddialarına yönelik soruşturmaların yeniden açılması, genellikle kamuoyu baskısı veya yeni delillerin ortaya çıkmasıyla ilişkilendiriliyor. Cornell davası, üniversitelerin cinsel saldırı iddialarına karşı tutumunu ve yasal yükümlülüklerini bir kez daha gündeme taşıdı.
ABD'de Kampüs Cinsel Saldırıları ve Yasal Çerçeve
ABD'de üniversite kampüslerinde cinsel saldırı, uzun süredir tartışılan ve sistematik bir sorun olarak kabul ediliyor. Federal verilere göre, her 5 kadın üniversite öğrencisinden biri cinsel saldırıya maruz kalıyor ancak vakaların büyük bir kısmı bildirilmiyor. 1972 tarihli Eğitim Değişiklikleri'nin Başlık IX maddesi, federal fon alan eğitim kurumlarının cinsiyete dayalı ayrımcılığı önlemesini ve cinsel saldırı iddialarını etkin şekilde soruşturmasını zorunlu kılıyor. Ancak uygulamada birçok üniversite, iddiaları yeterince ciddiye almamak veya mağdurları koruyucu önlemlerden yoksun bırakmakla eleştiriliyor. Son yıllarda öğrenci aktivistleri ve mağdur hakları savunucuları, üniversitelerin soruşturma süreçlerinde şeffaflık ve hesap verebilirlik talep ediyor. Cornell gibi prestijli okullarda yaşanan skandallar, kampüs güvenliği politikalarının gözden geçirilmesine yol açıyor. Öte yandan, savcılıkların delil yetersizliği nedeniyle dosyaları kapatması, mağdurların hukuk davaları yoluyla hak arama çabalarını artırıyor. Hukuk uzmanları, ceza davalarının yanı sıra hukuk davalarının da üniversiteler üzerinde maddi ve itibar kaybı baskısı oluşturduğunu belirtiyor. Cornell davasında olduğu gibi, mağdurun kimliğini açıklama talebi, kampüslerde mağdur mahremiyeti ile kamu yararı arasındaki dengeyi de tartışmaya açıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Cornell Üniversitesi'ndeki cinsel saldırı iddiasına ilişkin soruşturmanın yeniden açılması, doğrudan Türkiye'yi ilgilendiren bir gelişme olmasa da, ABD'deki üniversite kampüslerinde cinsel saldırı vakalarının yaygınlığını ve hukuki süreçleri gözler önüne seriyor. Türkiye'de de benzer sorunlar yaşanmakla birlikte, yasal çerçeve ve üniversitelerin tutumu farklılık gösteriyor. Bu haber, Türk kamuoyunda kampüs güvenliği ve mağdur hakları konusundaki farkındalığı artırabilir. Ayrıca, ABD'deki hukuk davalarının üniversiteler üzerindeki etkisi, Türkiye'deki üniversitelerin cinsel saldırı iddialarına yaklaşımı için bir karşılaştırma noktası oluşturabilir. Küresel ölçekte kadına yönelik şiddetle mücadele, Türkiye'nin de taraf olduğu uluslararası sözleşmeler kapsamında önem taşıyor.