New York eyaleti savcıları, Cornell Üniversitesi'nin bir kardeşlik evinde 2024 yılında meydana geldiği iddia edilen toplu tecavüz olayına ilişkin soruşturmayı yeniden açtı. Bölge savcısı tarafından Pazartesi günü doğrulanan karar, iddia sahibi genç kadının bu ay içinde açtığı hukuk davasının kamuoyunda yeniden büyük tepki yaratmasının ardından geldi. Olay, ABD'de üniversite kampüslerinde cinsel saldırı iddialarının nasıl ele alındığına dair tartışmaları bir kez daha alevlendirdi.
Olayın geçmişi ve soruşturmanın seyri
İddiaya göre, 2024 yılında Cornell Üniversitesi'ne bağlı bir kardeşlik evinde düzenlenen bir etkinlik sırasında bir kız öğrenci, birden fazla kişinin cinsel saldırısına maruz kaldı. Olayın ardından genç kadın yetkililere başvuruda bulundu ancak soruşturma sürecinin yavaş ilerlediği ve yeterince titiz yürütülmediği yönünde eleştiriler ortaya çıktı. New York eyaleti savcılığı, başlangıçta delil yetersizliği veya usule ilişkin nedenlerle soruşturmayı askıya almıştı. Ancak iddia sahibinin avukatları aracılığıyla bu ay açtığı hukuk davası, dosyanın yeniden açılmasını sağladı. Dava dilekçesinde, üniversite yönetiminin ve kardeşlik kuruluşunun olayı örtbas ettiği, gerekli soruşturmayı yapmadığı ve mağduru korumadığı öne sürülüyor. Ayrıca, genç kadının olaydan sonra psikolojik travma yaşadığı ve eğitim hayatının olumsuz etkilendiği belirtiliyor.
Bölge savcısı, yaptığı yazılı açıklamada, "Yeni deliller ve tanık ifadeleri doğrultusunda dosyayı yeniden açma kararı aldık. Adaletin tecellisi için titiz bir soruşturma yürüteceğiz" dedi. Savcılık, soruşturmanın kapsamının genişletildiğini ve olaya karıştığı iddia edilen kişilerin ifadelerine başvurulacağını duyurdu. Cornell Üniversitesi yönetimi ise konuyla ilgili yaptığı açıklamada, "Üniversitemiz her türlü cinsel saldırı iddiasını ciddiye alır ve yetkililerle tam işbirliği içindedir. Kampüsümüzde güvenli bir ortam sağlamak önceliğimizdir" ifadelerine yer verdi. Kardeşlik evi yöneticileri ise henüz bir açıklama yapmadı.
Kampüslerde cinsel saldırı tartışması
Olay, ABD'de üniversite kampüslerinde cinsel saldırı vakalarının yaygınlığı ve bu tür iddiaların nasıl ele alındığına dair uzun süredir devam eden tartışmaları yeniden gündeme taşıdı. Kadın hakları örgütleri ve öğrenci grupları, üniversite yönetimlerinin cinsel saldırı iddialarını yeterince araştırmadığını, mağdurları korumadığını ve faillere yönelik yaptırımların caydırıcı olmadığını savunuyor. Cornell Üniversitesi'nde daha önce de benzer olayların yaşandığı ve bu konuda öğrencilerin protestolar düzenlediği biliniyor. ABD Eğitim Bakanlığı'nın verilerine göre, üniversite kampüslerinde her yıl binlerce cinsel saldırı vakası bildiriliyor; ancak birçoğunun karanlıkta kaldığı ve mağdurların çeşitli nedenlerle şikayetçi olmaktan çekindiği belirtiliyor. Uzmanlar, kardeşlik evleri gibi ortamlarda alkol tüketiminin ve grup baskısının bu tür olayları tetikleyebildiğine dikkat çekiyor.
New York eyaleti, son yıllarda cinsel saldırı suçlarına yönelik yasal düzenlemeleri sıkılaştırdı. 2024'te yürürlüğe giren bir yasa, üniversitelerin cinsel saldırı iddialarını derhal yetkililere bildirmesini ve mağdurlara destek hizmetleri sunmasını zorunlu kılıyor. Ancak uygulamada hâlâ eksiklikler olduğu yönünde eleştiriler var. Bu dava, söz konusu yasanın etkinliğini test edecek bir örnek olarak görülüyor. Savcılığın soruşturmayı yeniden açması, mağdurların hukuk mücadelesinin ne kadar önemli olduğunu bir kez daha gösterdi.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Cornell Üniversitesi'ndeki bu olay, doğrudan Türkiye'yi ilgilendirmese de, ABD'deki üniversite kampüslerinde cinsel saldırı iddialarına yönelik artan hassasiyet ve hukuki süreçler, küresel çapta kadın hakları ve eğitim güvenliği tartışmalarını etkiliyor. Türkiye'de de benzer vakalar zaman zaman gündeme gelmekte; yükseköğretim kurumlarında cinsel taciz ve saldırı iddialarına karşı yasal ve idari mekanizmaların güçlendirilmesi yönünde talepler bulunuyor. ABD'deki bu dava, mağdurların hukuk yoluyla hak arama mücadelesinin önemini gösterirken, Türkiye'deki üniversiteler ve sivil toplum kuruluşları için de örnek teşkil edebilir. Ayrıca, ABD'deki kampüs güvenliği politikaları, Türk öğrencilerin de bulunduğu uluslararası öğrenci toplulukları açısından takip edilmesi gereken bir konu olarak öne çıkıyor.