Birleşmiş Milletler Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesi'nin (CBD) 17. Taraflar Konferansı (COP17) kapsamında yapılan değerlendirmelerde, gelişmiş ülkelerin doğanın korunması için sağladığı finansmanın BM hedeflerinin çok altında kaldığı belirlendi. Carbon Brief'te yer alan habere göre, bugüne kadar doğa için sağlanan finansman miktarı, 2030 yılına kadar belirlenen küresel biyolojik çeşitlilik hedeflerine ulaşmak için gereken seviyeden "oldukça uzak".
Gelişmiş ülkelerin finansman taahhütleri yetersiz
COP17, 2020 sonrası Küresel Biyolojik Çeşitlilik Çerçevesi'nin (Kunming-Montreal anlaşması olarak da bilinir) uygulanmasının ilk yıllarını değerlendirmek üzere toplandı. Çerçeve, 2030'a kadar dünyanın %30'ının korunmasını ve biyolojik çeşitlilik kaybının durdurulmasını hedefliyor. Bu hedeflere ulaşmak için gelişmiş ülkelerin yıllık 20 milyar doları aşan bir finansman sağlaması bekleniyordu. Ancak mevcut veriler, bu taahhütlerin yerine getirilmediğini gösteriyor.
Zengin ülkelerin sağladığı fonların büyük ölçüde mevcut kalkınma yardımlarının yeniden etiketlenmesinden oluştuğu ve gerçek anlamda ek kaynak yaratmadığı eleştirisi dile getiriliyor. Ayrıca, özel sektörün katkısının da beklentilerin altında kaldığı ifade ediliyor.
Küresel biyolojik çeşitlilik krizi derinleşiyor
Bilim insanları, dünyanın altıncı büyük yok oluş dalgasıyla karşı karşıya olduğunu ve türlerin yok olma hızının doğal seviyelerin 100 ila 1000 katına çıktığını vurguluyor. Biyolojik çeşitlilik kaybı, gıda güvenliği, su kaynakları ve iklim düzenlemesi gibi kritik ekosistem hizmetlerini tehdit ediyor. Gelişmiş ülkelerin finansman eksikliği, bu krizle mücadelede en büyük engellerden biri olarak gösteriliyor.
COP17'de ayrıca, 2020'de belirlenen ve 2025'e kadar uygulanması gereken hedeflerin çoğuna ulaşılamadığı ortaya çıktı. Özellikle, biyolojik çeşitliliğe zararlı sübvansiyonların azaltılması ve sürdürülebilir tarım uygulamalarının yaygınlaştırılması konularında ilerleme kaydedilemedi.
Gelişmekte olan ülkeler, doğa koruma çabalarının finansmanı için daha fazla desteğe ihtiyaç duyduklarını belirtiyor. Bu ülkeler, zengin ülkelerin hem iklim hem de biyolojik çeşitlilik finansmanı taahhütlerini yerine getirmemelerinin, kendi kalkınma öncelikleriyle çeliştiğini savunuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, biyolojik çeşitlilik açısından zengin bir ülke olup, Akdeniz havzasının en önemli ekosistemlerine ev sahipliği yapmaktadır. COP17'de ortaya çıkan finansman açığı, Türkiye'nin doğa koruma çabalarını doğrudan etkileyebilir. Türkiye, gelişmekte olan bir ülke olarak, uluslararası fonlardan yeterli pay alamaması durumunda, kendi kaynaklarıyla biyolojik çeşitlilik hedeflerine ulaşmakta zorlanabilir. Ayrıca, iklim değişikliğiyle mücadelede doğa temelli çözümlerin finansmanı, Türkiye'nin yeşil dönüşüm sürecinde kritik bir rol oynayabilir. Bu gelişme, Türkiye'nin uluslararası iklim ve biyolojik çeşitlilik müzakerelerinde daha aktif bir tutum alması gerektiğini gösteriyor.