Birleşmiş Milletler Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesi'nin 17. Taraflar Konferansı (COP17), 2023 yılında Erivan'da başladı. Zirve, Ermenistan'ın ev sahipliğinde gerçekleşirken, ülkenin madencilik sektöründeki faaliyetleri ve çevre koruma uygulamalarına ilişkin endişeler giderek daha fazla dile getiriliyor. Uluslararası toplum, biyoçeşitlilik kaybını durdurma taahhütlerini gözden geçirirken, Ermenistan'ın kendi çevre sicili de mercek altına alınmış durumda.
Zirvenin Arka Planı ve Ermenistan'ın Çevre Politikaları
COP17, biyolojik çeşitliliğin korunması ve sürdürülebilir kullanımı konusunda küresel hedeflerin belirlendiği kritik bir platform. Ermenistan, 2022 yılında Montreal'de kabul edilen Küresel Biyoçeşitlilik Çerçevesi'nin uygulanmasını değerlendirmek üzere ev sahipliği yapıyor. Ancak ülke, özellikle madencilik faaliyetlerinin yol açtığı çevresel tahribat nedeniyle eleştirilerle karşı karşıya. Ermenistan'da altın, bakır ve molibden madenciliği önemli bir ekonomik sektör olsa da, bu faaliyetlerin ormanlık alanlara, su kaynaklarına ve biyolojik çeşitliliğe etkileri tartışılıyor.
Uluslararası kuruluşların raporlarına göre, Ermenistan'da madencilik ruhsatları denetimden yoksun ve çevresel etki değerlendirmeleri yetersiz. Özellikle Syunik ve Lori bölgelerindeki maden sahaları, habitat tahribatı ve su kirliliği açısından risk oluşturuyor. Hükümet, son yıllarda çevre mevzuatını güçlendirme yönünde adımlar atsa da, uygulamada şeffaflık ve denetim eksikliği devam ediyor.
Zirve sırasında sivil toplum kuruluşları, Ermenistan'ın çevre sicilini sorgulayan raporlar yayınlayarak, madencilik şirketlerine verilen imtiyazların ekosistem üzerindeki olumsuz etkilerine dikkat çekti. Ayrıca, iklim değişikliğiyle mücadelede finansman taahhütlerinin yerine getirilmesi ve biyoçeşitlilik koruma hedeflerine ulaşılması için somut adımlar bekleniyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut: Kafkasya'da Çevre Diplomasisi
COP17'nin Erivan'da toplanması, Güney Kafkasya'da çevre diplomasisi açısından da önemli. Bölge ülkeleri arasında sınır aşan çevre sorunları (su kirliliği, hava kirliliği, ormansızlaşma) işbirliği gerektiriyor. Ancak siyasi gerilimler, ortak çevre politikalarının geliştirilmesini zorlaştırıyor. Ermenistan'ın Azerbaycan ve Gürcistan ile çevre konularında diyaloğu sınırlı. Zirve, bu anlamda bölgesel işbirliği için bir fırsat olarak görülse de, somut mekanizmaların oluşturulması zaman alacak.
Küresel ölçekte ise COP17, 2030 yılına kadar biyoçeşitlilik kaybını durdurma hedefine ulaşılması için kritik bir dönemeç. Ülkeler, korunan alanların artırılması, sürdürülebilir tarım ve ormancılık uygulamaları, kirliliğin azaltılması gibi konularda taahhütlerini yenileyecek. Ermenistan gibi gelişmekte olan ülkeler, bu hedeflere ulaşmak için finansal ve teknik desteğe ihtiyaç duyuyor. Zirve, aynı zamanda özel sektörün biyoçeşitlilik üzerindeki etkilerinin azaltılması ve doğa dostu yatırımların teşvik edilmesi konularını da ele alıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Ermenistan'da düzenlenen COP17, Türkiye'nin çevre diplomasisi ve bölgesel işbirliği açısından dolaylı da olsa önem taşıyor. Türkiye, biyoçeşitlilik kaybıyla mücadelede kendi hedeflerini belirlemiş durumda ve sınır aşan çevre sorunlarına yönelik işbirliğine açık. Ancak Ermenistan ile siyasi ilişkilerdeki normalleşme süreci sınırlı olduğundan, çevre konularında ortak projeler geliştirilmesi şu an için zor görünüyor. Yine de Kafkasya'da istikrar ve çevre güvenliği, Türkiye'nin bölgesel çıkarlarıyla örtüşüyor. Zirve sonuçları, Türkiye'nin yeşil mutabakat ve sürdürülebilir kalkınma politikalarına ışık tutabilir. Ayrıca, Türk iş dünyası için yeşil teknoloji ve çevre danışmanlığı alanlarında işbirliği fırsatları doğabilir.