Birleşmiş Milletler Biyoçeşitlilik Sözleşmesi'nin (CBD) 17. Taraflar Konferansı (COP17), bu ay Ermenistan'ın başkenti Erivan'da düzenleniyor. Toplantı, 2022'de kabul edilen ve 2030 yılına kadar doğa kaybını durdurmayı ve tersine çevirmeyi amaçlayan Küresel Biyoçeşitlilik Çerçevesi'nin uygulanmasında kaydedilen ilerlemenin ilk kez küresel düzeyde gözden geçirilmesine sahne olacak. Yaklaşık 190 ülkeden temsilcilerin katılması beklenen konferans, biyoçeşitlilik krizine karşı verilen taahhütlerin ne kadarının hayata geçirildiğini ortaya koyacak.
Küresel Biyoçerçeve ve İzleme Mekanizması
COP17'nin ana gündem maddesi, 2022'de Montreal'de kabul edilen Kunming-Montreal Küresel Biyoçeşitlilik Çerçevesi'nin uygulanmasının ilk kez kapsamlı şekilde değerlendirilmesi. Çerçeve, 2030'a kadar korunan alanların gezegenin yüzde 30'unu kapsaması, bozulmuş ekosistemlerin yüzde 30'unun restore edilmesi ve biyoçeşitlilik kaybının durdurulması gibi 23 hedef belirliyor. Bu hedeflere ulaşmak için ülkelerin ulusal biyoçeşitlilik stratejilerini ve eylem planlarını güncellemeleri gerekiyor. COP17, bu planların ne kadarının hazırlandığını ve uygulamaya konulduğunu ilk kez resmi olarak inceleyecek.
Toplantıda ayrıca, biyoçeşitlilik finansmanı, yeni bir izleme çerçevesi ve dijital dizi bilgilerinin (DSI) paylaşımı gibi konular da ele alınacak. Gelişmekte olan ülkeler, biyoçeşitlilik koruma çabaları için daha fazla mali destek çağrısında bulunuyor. 2022'de kabul edilen çerçeve, 2030'a kadar yıllık 200 milyar dolarlık biyoçeşitlilik finansmanı sağlanmasını öngörüyor, ancak bu hedefe ulaşmak için somut adımların atılması gerekiyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Biyoçeşitlilik kaybı, iklim değişikliğiyle birlikte gezegenin karşı karşıya olduğu en büyük çevresel tehditlerden biri. Bilimsel raporlar, mevcut yok oluş hızının doğal süreçlerin bin katı olduğunu ve bir milyon türün yok olma tehlikesiyle karşı karşıya olduğunu gösteriyor. COP17, bu gidişatı tersine çevirmek için ülkelerin siyasi irade ve kaynak taahhütlerini somutlaştırması açısından kritik bir eşik.
Konferans, aynı zamanda iklim değişikliği ile biyoçeşitlilik arasındaki bağlantıyı da vurgulayacak. Ormanların, okyanusların ve diğer ekosistemlerin korunması, karbon emisyonlarının azaltılmasında hayati rol oynuyor. Ancak, iklim finansmanı ile biyoçeşitlilik finansmanı arasındaki koordinasyon hâlâ yetersiz. COP17'nin bu iki süreci birbirine daha fazla yaklaştırması bekleniyor.
Ermenistan'ın ev sahipliği yapması da sembolik önem taşıyor. Ülke, Kafkasya'da biyoçeşitlilik açısından zengin bir bölgede yer alıyor ve son yıllarda koruma çabalarını artırmış durumda. Ancak, bölgedeki siyasi istikrarsızlıklar ve ekonomik zorluklar, çevre politikalarını gölgeleyebiliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, biyoçeşitlilik açısından Avrupa ve Orta Doğu'nun en zengin ülkelerinden biri; üç farklı biyocoğrafik bölgenin kesişiminde yer alıyor. COP17'de alınacak kararlar, Türkiye'nin 2030 hedeflerine uyum sağlaması ve ulusal biyoçeşitlilik stratejisini güncellemesi açısından bağlayıcı olmasa da yönlendirici olacak. Özellikle tarım, turizm ve su kaynakları yönetimi gibi sektörlerde doğa koruma politikalarının güçlendirilmesi gerekiyor. Ayrıca, Türkiye'nin iklim finansmanı ve biyoçeşitlilik fonlarından daha fazla pay alması, yeşil dönüşüm sürecine katkı sağlayabilir. Bölgesel istikrarsızlık ve ekonomik baskılar, çevre politikalarının önceliklendirilmesini zorlaştırsa da uluslararası taahhütler Türkiye'nin elini güçlendirebilir.