Birleşmiş Milletler Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesi'nin (CBD) 17. Taraflar Konferansı (Cop17) Ermenistan'ın başkenti Erivan'da devam ediyor. Dört yıl önce kabul edilen ve 2030 yılına kadar doğa kaybını durdurmayı amaçlayan Küresel Biyolojik Çeşitlilik Çerçevesi'nin (Kunming-Montreal Anlaşması) uygulanmasında yaşanan gecikmeler, zirveye damga vurdu. Dünya liderleri, taahhütlerini yerine getirme konusunda artan bir baskıyla karşı karşıya. Ev sahibi ülke Ermenistan'ın dağlık bölgelerinde yaşayan ve nesli tükenme tehlikesi altındaki Kafkas leoparı, müzakerelerin ne kadar hayati olduğunu simgeliyor.
Geciken Taahhütler ve Baskı
2022 yılında Montreal'de düzenlenen Cop15'te kabul edilen çerçeve, 2030'a kadar kara ve deniz alanlarının en az yüzde 30'unu koruma altına almayı, biyolojik çeşitlilik kaybını tersine çevirmeyi ve 30 milyar dolarlık bir doğa koruma fonu oluşturmayı hedefliyordu. Ancak aradan geçen sürede ülkelerin büyük çoğunluğu ulusal stratejilerini ve eylem planlarını sunmadı. Cop17, bu hedeflere ulaşmak için son şans olarak görülüyor. Toplantıda, özellikle gelişmiş ülkelerin finansal taahhütlerini yerine getirmesi ve biyolojik çeşitlilik projelerine ayrılan fonların artırılması çağrıları öne çıkıyor. Zirve başkanı, tarafları somut adımlar atmaya ve 2030 hedeflerini tutturmaya davet etti.
Ermenistan'ın ev sahipliği, sembolik açıdan da önem taşıyor. Ülkenin güneyindeki dağlık bölgelerde, yalnızca birkaç yüz bireyi kaldığı tahmin edilen Kafkas leoparı, habitat kaybı ve kaçak avlanma nedeniyle kritik tehlike altında. Doğa koruma örgütleri, bu türün korunmasının bölgesel işbirliğine ve etkili koruma alanlarına bağlı olduğunu vurguluyor. Leoparın varlığı, aynı zamanda Ermenistan'ın biyolojik çeşitlilik açısından ne kadar zengin olduğunu da gösteriyor.
Cop17'de ayrıca, biyolojik çeşitlilik verilerinin paylaşımı, dijital dizi bilgilerinin (DSI) adil kullanımı ve yerli halkların haklarının korunması gibi konular da tartışılıyor. Gelişmekte olan ülkeler, doğa koruma projelerine ayrılan fonların yetersizliğinden şikayet ediyor. Sivil toplum kuruluşları, müzakerelerin hızlı sonuçlanması için baskı yapıyor.
Küresel ve Bölgesel Boyut
Biyolojik çeşitlilik kaybı, iklim değişikliği kadar acil bir küresel kriz olarak kabul ediliyor. Dünya Ekonomik Forumu'nun son raporuna göre, doğa kaybı küresel GSYH'nin yarısından fazlasını tehdit ediyor. Cop17'de alınacak kararlar, sadece ekosistemleri değil, aynı zamanda gıda güvenliği, su kaynakları ve ekonomik istikrarı da doğrudan etkileyecek. Avrupa Birliği, 2030 Biyolojik Çeşitlilik Stratejisi ile öncü bir rol üstlenirken, ABD gibi ülkelerin finansal katkıları yetersiz kalıyor. Türkiye ise biyolojik çeşitlilik açısından zengin bir ülke olarak, hem kendi ekosistemlerini korumak hem de bölgesel işbirliklerinde aktif rol almak durumunda.
Kafkasya bölgesi, iklim değişikliğinden en çok etkilenecek bölgeler arasında. Ermenistan'da düzenlenen zirve, bölgesel çevre sorunlarına da dikkat çekiyor. Türkiye, Ermenistan ile sınır komşusu olmasa da, Kafkasya'daki çevresel gelişmeleri yakından takip ediyor. Zirve, aynı zamanda Türkiye'nin de taraf olduğu Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesi kapsamında taahhütlerini gözden geçirmesi için bir fırsat sunuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, biyolojik çeşitlilik açısından Avrupa'nın en zengin ülkelerinden biri ve üç farklı biyocoğrafik bölgenin kesişim noktasında yer alıyor. Cop17'de alınacak kararlar, Türkiye'nin 2030 doğa koruma hedeflerine ulaşması için önemli bir çerçeve oluşturacak. Özellikle tarım, ormancılık ve turizm sektörlerinde doğa kaybının etkileri hissediliyor. Türkiye'nin Kunming-Montreal Anlaşması kapsamındaki ulusal stratejisini bir an önce tamamlaması ve koruma alanlarını artırması bekleniyor. Ayrıca, bölgesel işbirlikleri ve finansal mekanizmalara erişim, Türkiye için kritik. Zirve, Türkiye'nin çevre diplomasisinde aktif rol alması ve yeşil dönüşüm politikalarını güçlendirmesi için bir fırsat olarak görülmeli.