Amerika Birleşik Devletleri’nin Arizona eyaletinde, çok eşlilik temelli bir dini tarikatın lideri Samuel Bateman, 10’u 18 yaş altı olmak üzere 20’den fazla 'ruhani eş' edindiği ve bu kız çocuklarını havalandırmasız bir karavanda alıkoyduğu gerekçesiyle çocuk istismarı suçundan mahkum edildi. Federal mahkeme, Bateman’ın küçük yaştaki kızları cinsel istismara maruz bıraktığına ve onları insanlık dışı koşullarda yaşamaya zorladığına hükmetti. Karar, ABD’deki köktendinci dini grupların çocuk hakları ihlalleri konusunda nadir görülen bir yargılama olarak dikkat çekiyor.
Tarikatın Yapısı ve İstismar Boyutu
Samuel Bateman, 'Jesus Christ Church of Latter-day Saints' adlı grubun lideriydi. Grup, Mormonizm’in çok eşliliğe izin veren köktendinci bir yorumunu benimsiyordu. Federal soruşturma kapsamında, Bateman’ın 10 kız çocuğu da dahil olmak üzere 20’den fazla kadınla 'ruhani evlilik' yaptığı ve bu kızları cinsel ilişkiye zorladığı belirlendi. Kızlar, Colorado Nehri yakınındaki bir arazide bulunan havalandırmasız bir karavanda, hijyenik olmayan şartlarda tutuluyordu. Savcılık ifadelerine göre, Bateman bu kızları 'evlilik' adı altında istismar ederken, grubun diğer üyeleri de bu durumu sorgulamadan kabul ediyordu. Olay, 2022 yılında 2 kızın kaçarak yetkililere ihbarda bulunmasıyla ortaya çıktı. Polis baskınında, karavanda 9 çocuk daha bulundu ve hepsi devlet korumasına alındı.
Hukuki Süreç ve Bölgesel Tepkiler
Bateman, 2023 yılında federal çocuk istismarı, kaçakçılık ve reşit olmayanları eyalet sınırı boyunca taşıma suçlamalarıyla yargılanmaya başladı. Mahkeme, tanık ifadeleri ve fiziksel deliller ışığında, Bateman’ın küçük yaştaki kızları sistematik olarak istismar ettiğine ve onları özgürlüklerinden mahrum bıraktığına karar verdi. Suçlu bulunan Bateman, ömür boyu hapis cezasıyla karşı karşıya. Karar, Arizona’daki dini tarikatlara yönelik endişeleri artırdı. Bölgedeki insan hakları örgütleri, çok eşlilik ve çocuk istismarının iç içe geçtiği bu tür yapıların daha sıkı denetlenmesi çağrısında bulundu. ABD’de dini özgürlükler kapsamında korunan bazı uygulamaların, çocuk hakları ihlaline dönüştüğünde cezai yaptırıma tabi tutulması gerektiği vurgulanıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu dava, Türkiye’de dini istismar ve çocuk koruma politikaları açısından dolaylı da olsa önemli bir referans noktası oluşturuyor. Türkiye, çocuk istismarıyla mücadelede uluslararası standartları benimsemiş olsa da, dini gruplar içindeki istismar vakaları benzer şekilde gizli kalabiliyor. ABD’deki bu yargılama, dini özgürlük adı altında çocuk haklarının ihlal edilmesine izin verilmemesi gerektiğini gösteriyor. Türkiye’nin, özellikle kapalı topluluklarda çocuklara yönelik riskleri tespit etmek için erken uyarı mekanizmalarını güçlendirmesi ve bu tür davalardan çıkarılacak dersleri kendi hukuk sistemine entegre etmesi faydalı olabilir. Ayrıca, uluslararası işbirliğiyle çocuk istismarı vakalarının takibi, Türkiye’nin insan hakları karnesini güçlendirecektir.