Çocukluk çağı obezitesi konusunda uzmanlaşmış bir klinikte, neredeyse tüm çocukların okula gitmediği tespit edildi. Bu çarpıcı gözlem, obezite krizinin altında yatan ve genellikle göz ardı edilen bir faktöre işaret ediyor: okul dışı kalmak. Uzmanlar, obezite tedavisi gören çocukların büyük bir kısmının kronik devamsızlık, okul fobisi veya sistemden kopma gibi nedenlerle eğitimden uzak kaldığını belirtiyor. Bu durum, obezite ile eğitim arasında iki yönlü bir ilişki olduğunu gösteriyor.
Obezite ve okul devamsızlığı arasındaki kısır döngü
Uzmanlar, obezitenin çocukların okula gitmesini zorlaştırdığını, okula gitmeyen çocukların ise daha da obez hale geldiğini vurguluyor. Obez çocuklar akran zorbalığı, düşük özgüven, depresyon ve anksiyete gibi sorunlarla karşılaşabiliyor. Bu durum okuldan kaçınmaya yol açıyor. Okuldan uzak kalan çocuklar ise fiziksel aktiviteden mahrum kalıyor, evde daha fazla hareketsiz zaman geçiriyor ve sağlıksız beslenmeye daha yatkın hale geliyor. Böylece obezite daha da ilerliyor ve okula dönüş daha da zorlaşıyor.
Klinikte tedavi gören çocukların aileleri, çocuklarının okula gitmek istemediğini, sabahları karın ağrısı, baş ağrısı gibi şikayetlerle uyandığını belirtiyor. Bazı çocuklar ise okulda zorbalığa maruz kaldıkları için okula gitmeyi reddediyor. Uzmanlar, bu çocukların sadece obezite tedavisi değil, aynı zamanda psikolojik destek ve eğitim hayatına yeniden kazandırılma ihtiyacı olduğunu vurguluyor.
Okul dışı kalan çocukların obezite riski daha yüksek. Çünkü okul, çocukların düzenli fiziksel aktivite yaptığı, dengeli beslenme alışkanlığı kazandığı ve sosyal etkileşimde bulunduğu bir ortam sunuyor. Okuldan uzak kalan çocuklar bu imkanlardan yoksun kalıyor. Ayrıca, okul çağındaki çocukların evde yalnız kalması, bilgisayar ve televizyon karşısında daha fazla zaman geçirmesine neden oluyor. Bu da hareketsizliği artırıyor.
Küresel bir sorun mu?
Çocukluk çağı obezitesi tüm dünyada hızla artıyor. Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre, 1975'te 5-19 yaş arası çocuk ve ergenlerde obezite prevalansı %1'in altındayken, 2016'da bu oran kızlarda %6, erkeklerde %8'e yükseldi. 2020'de ise dünya genelinde 39 milyon çocuğun fazla kilolu veya obez olduğu tahmin ediliyor. Türkiye'de de durum endişe verici. Sağlık Bakanlığı verilerine göre, Türkiye'de çocukluk çağı obezitesi son 20 yılda iki katına çıktı. 7-8 yaş grubundaki çocukların %15'i obez, %20'si fazla kilolu.
Uzmanlar, obeziteyle mücadelede sadece diyet ve egzersiz değil, aynı zamanda çocukların okula devamını sağlamak, akran zorbalığını önlemek ve ruh sağlığını desteklemek gerektiğini belirtiyor. Okul dışı kalan çocukların tespit edilip desteklenmesi, obezite krizinin çözümünde kilit rol oynayabilir.
Ancak bu konuda yeterli veri ve araştırma bulunmuyor. Obezite kliniklerine başvuran çocukların okul durumu genellikle kayıt altına alınmıyor. Bu nedenle, obezite ile okul devamsızlığı arasındaki ilişki sistematik olarak incelenemiyor. Uzmanlar, sağlık ve eğitim sistemlerinin işbirliği yapması gerektiğini söylüyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, çocukluk çağı obezitesinde Avrupa'nın en kötü durumdaki ülkelerinden biri. Okul dışı kalan çocukların obezite riski taşıdığı gerçeği, Türkiye için de önemli. Milli Eğitim Bakanlığı ve Sağlık Bakanlığı'nın ortak çalışmasıyla, obezite tedavisi gören çocukların okula devamı takip edilmeli, devamsızlık nedenleri araştırılmalı. Ayrıca, okullarda obezite taramaları yaygınlaştırılmalı ve obez çocuklara yönelik zorbalıkla mücadele programları uygulanmalı. Bu, hem çocuk sağlığı hem de eğitim başarısı için kritik.