Hong Kong Politeknik Üniversitesi'nden Profesör Shara Lee Wee-yee, çocuk kanser hastalarının radyoterapi öncesinde yaşadığı korku ve belirsizliği azaltmak amacıyla karma gerçeklik (mixed reality) programı geliştirdi. Ailelerin hastaneye gitmeden önce tedavi sürecini deneyimlemesine olanak tanıyan kişiselleştirilmiş provalar sayesinde çocuklar, hastane ortamına ve tedaviye daha hazırlıklı hale geliyor. Program, sanal gerçeklik gözlükleriyle 360 derece video ve etkileşimli simülasyonlar içeriyor. Lee, bu yenilikçi yaklaşımın çocukların anksiyetesini önemli ölçüde düşürdüğünü ve tedaviye uyumlarını artırdığını belirtiyor.
Gelişmenin Arka Planı
Profesör Shara Lee Wee-yee, Hong Kong Politeknik Üniversitesi'nde sağlık bilimleri alanında öğretim üyesi olarak görev yapıyor. Son yıllarda çocukluk çağı kanserlerinde radyoterapi, cerrahi ve kemoterapi gibi tedavilerin etkinliği artarken, bu süreçlerin çocuklar üzerindeki psikolojik etkileri sıklıkla göz ardı ediliyor. Lee, bu açığı kapatmak için 2019 yılında bir proje başlattı. Proje kapsamında, radyoterapi görecek çocuklar için hastane koridorlarından tedavi odasına, maskelerden ışınlama cihazına kadar tüm aşamaları kapsayan sanal bir tur oluşturuldu. Aileler, çocuklarıyla birlikte bu simülasyonu evde veya klinikte deneyimleyerek tedavi gününe hazırlanıyor. Lee, "Çocuklar için en büyük korku bilinmezliktir. Onlara ne olacağını önceden gösterdiğimizde, kontrol duygusu kazanıyorlar ve işbirliği yapma oranları artıyor" diyor. Program, Hong Kong'daki devlet hastanelerinde pilot olarak uygulanıyor ve şu ana kadar 50'den fazla çocuk ve ailesi tarafından kullanıldı. Geri bildirimler, çocukların işlem sırasında daha az ağladığını ve anestezi ihtiyacının azaldığını gösteriyor.
Karma gerçeklik teknolojisi, sadece hastane ortamında değil, aynı zamanda evde de kullanılabiliyor. Aileler, akıllı telefon veya tablet aracılığıyla çocuklarına sanal turu izletebiliyor. Lee'nin ekibi, programı sürekli güncelleyerek farklı yaş gruplarına ve kanser türlerine göre özelleştiriyor. Örneğin, beyin tümörü olan çocuklar için özel maske tasarımları ve sesli yönlendirmeler eklenmiş durumda. Proje, Hong Kong'un yanı sıra Singapur ve Tayvan'daki hastanelerden de ilgi görüyor. Lee, "Amacımız bu teknolojiyi tüm Asya'ya yaymak ve her çocuğun tedaviye korkusuz adım atmasını sağlamak" şeklinde konuşuyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Çocukluk çağı kanserleri dünya genelinde her yıl yaklaşık 400 bin yeni vaka ile karşılaşılıyor. Dünya Sağlık Örgütü'ne göre, düşük ve orta gelirli ülkelerde bu vakaların yarısından fazlası teşhis edilemiyor veya geç teşhis ediliyor. Radyoterapi, birçok çocuk kanserinde hayat kurtarıcı bir tedavi yöntemi olsa da, özellikle 3-7 yaş arası çocuklarda anksiyete ve korku nedeniyle tedaviye uyum sorunları yaşanabiliyor. Bu durum, anestezi kullanımını gerektirebiliyor ve tedavi süresini uzatıyor. Sanal gerçeklik ve karma gerçeklik uygulamaları, son yıllarda pediatrik onkolojide umut verici bir araç olarak öne çıkıyor. ABD ve Avrupa'da benzer programlar kullanılıyor ancak Asya'da yaygınlık kazanmış değil. Lee'nin çalışması, Asya'da bu alandaki ilk kapsamlı girişimlerden biri olması nedeniyle önem taşıyor. Ayrıca, Hong Kong gibi yoğun nüfuslu şehirlerde hastane kaynaklarının kısıtlı olması, evde hazırlık imkanı sunan bu tür programları daha da değerli kılıyor.
Uzmanlar, bu tür teknolojilerin sadece çocuklar için değil, aileler için de faydalı olduğunu vurguluyor. Ebeveynler, çocuklarının tedavi sürecini önceden görerek daha bilinçli destek sağlayabiliyor. Aynı zamanda, sağlık personelinin iş yükünü azaltma potansiyeli de taşıyor. Lee'nin projesi, Hong Kong Politeknik Üniversitesi'nin yanı sıra yerel hastaneler ve sivil toplum kuruluşları tarafından destekleniyor. Gelecek planları arasında programın Çince ve İngilizce dışında diğer Asya dillerine çevrilmesi ve düşük gelirli ülkelerde ücretsiz erişim sağlanması var.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye'de çocuk kanser hastalarının tedavi süreçlerinde psikososyal destek önemli bir ihtiyaç olarak öne çıkıyor. Sağlık Bakanlığı verilerine göre, her yıl yaklaşık 3 bin çocuk kanser teşhisi alıyor ve bu çocukların önemli bir kısmı radyoterapi görüyor. Ancak, hastanelerde çocuklara yönelik sanal gerçeklik uygulamaları henüz yaygın değil. Hong Kong'ta geliştirilen bu tür bir program, Türkiye'deki sağlık kuruluşları için örnek teşkil edebilir. Özellikle pandemi sonrası uzaktan sağlık hizmetlerinin yaygınlaşması, evde tedavi hazırlığı gibi çözümleri daha da önemli kılıyor. Türkiye'nin sağlık turizmi potansiyeli düşünüldüğünde, bu tür yenilikçi yaklaşımlar uluslararası hastalar için de cazibe unsuru olabilir. Ayrıca, yerli teknoloji firmalarının bu alanda Ar-Ge yatırımları yapması teşvik edilebilir. Kısacası, Hong Kong'daki bu gelişme, Türkiye'nin pediatrik onkoloji hizmetlerinde dijital dönüşümü hızlandırması için bir fırsat sunuyor.