ABD merkez bankası Federal Rezerv’in (Fed) bu hafta sonuçlanacak toplantısında faiz oranlarını nasıl şekillendireceği, küresel piyasaların en çok odaklandığı konuların başında geliyor. Citigroup Inc. bünyesindeki traderlar, Fed’in bu toplantıda faiz oranlarını değiştirmeyerek mevcut politika duruşunu koruyacağını öngörüyor. Ancak swap piyasalarındaki fiyatlamalar, piyasa aktörlerinin önemli bir bölümünün hâlâ çeyrek puanlık bir faiz artışına kesin gözüyle baktığını gösteriyor. Bu tablo, yatırımcılar arasında görüş ayrılıklarının devam ettiğine ve Fed’in yaklaşan kararının belirsizliğinin sürdüğüne işaret ediyor.
Fed’in İzleyeceği Yol Haritası ve Piyasa Beklentileri
Fed’in iki günlük Federal Açık Piyasa Komitesi (FOMC) toplantısı, Çarşamba günü yapılacak duyuru ile sona erecek. Citigroup’un trader ekibi, bu toplantıda Fed Başkanı Jerome Powell ve meslektaşlarının, enflasyonla mücadele konusunda temkinli bir yaklaşım benimseyerek faiz oranlarını %5,25-%5,50 aralığında sabit tutacağını düşünüyor. Citi’nin bu tahmini, bankanın kendi ekonomistlerinin analizlerine ve piyasa dinamiklerine dayandırılıyor. Ancak swap piyasalarındaki fiyatlamalar, yatırımcıların yaklaşık %35’lik bir kısmının bu toplantıda 25 baz puanlık bir faiz artırımı olasılığını fiyatladığını ortaya koyuyor. Bu oran, piyasa katılımcılarının Fed’in sıkılaşma döngüsüne ara vermeyeceği ihtimalini hâlâ ciddiye aldığını gösteriyor.
Citigroup’un kısa vadeli faiz stratejisti Jason Williams, konuya ilişkin değerlendirmesinde, “Fed’in yakın zamanda yaptığı açıklamalar ve ekonomik veriler, merkez bankasının bu ay faizleri sabit tutması için yeterli zemin hazırlıyor. Ancak enflasyonun yapışkanlığı, piyasaların temkinli olmasına neden oluyor,” ifadelerini kullandı. Williams, Fed’in özellikle çekirdek enflasyonun hedefin üzerinde seyretmesi nedeniyle daha fazla sıkılaşma yapabileceğini ancak bu toplantıda bekleyerek veri odaklı hareket etmeyi tercih edeceğini kaydetti. Bankanın ekonomistleri, enflasyonun gelecek aylarda kademeli şekilde düşeceğini ve Fed’in bu yıl içinde faiz indirimine başlayabileceğini öngörüyor.
Öte yandan, swap piyasalarındaki fiyatlamalar, yatırımcıların yakın gelecekte faiz artırımı olasılığını tamamen göz ardı etmediğini gösteriyor. CME Group’un FedWatch aracına göre, piyasalar Fed’in eylül toplantısında faiz artırma ihtimalini %35 ile %40 arasında fiyatlıyor. Bu da, ABD ekonomisinin dirençli seyrini sürdürmesi ve işgücü piyasasının güçlü kalmaya devam etmesi durumunda, Fed’in ek bir sıkılaşma adımı atabileceği beklentisindense kaynaklanıyor. Ancak özellikle son dönemde açıklanan verilerde enflasyon göstergelerinin bir miktar yavaşlaması, faiz artırımı ihtimalinin düşmesine neden oldu.
Küresel Piyasalar ve Gelişmekte Olan Ekonomilere Yansımaları
Fed’in faiz kararı, yalnızca ABD ekonomisini değil, aynı zamanda küresel piyasaları da doğrudan etkiliyor. Özellikle gelişmekte olan ülkeler, Fed’in faiz politikalarına duyarlı bir seyir izliyor. Bu ülkeler, ABD faizlerinin yüksek seyretmesi durumunda sermaye çıkışları, para birimlerinde değer kaybı ve borçlanma maliyetlerinde artış gibi sorunlarla karşı karşıya kalabiliyor. Bu nedenle, Fed’in bu hafta alacağı karar, küresel finansal koşulların yönü açısından büyük önem taşıyor. Piyasa analistleri, Fed’in faizleri sabit tutması halinde gelişmekte olan ülke piyasalarının bir miktar rahatlama yaşayabileceğini, ancak Fed Başkanı Powell’ın açıklamalarının tonunun belirleyici olacağını vurguluyor.
ABD ekonomisinin dayanıklılığı, dünyanın en büyük ekonomisinin diğer bölgelerle olan ticaret ve finansal bağları nedeniyle küresel büyüme üzerinde de etkili oluyor. Fed’in faiz artırımına ara vermesi, küresel likidite koşullarının gevşemesine katkı sağlayabilir ve bu da Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelere sermaye akışını artırabilir. Ancak uzmanlar, bu etkilerin yavaş ve sınırlı olacağını, asıl belirleyicinin Fed’in gelecek dönemdeki politika adımları ve küresel büyüme görünümü olduğunu belirtiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Fed’in bu hafta faizleri sabit tutması, Türkiye ekonomisi açısından kısa vadede olumlu bir gelişme olarak değerlendirilebilir. Bu durum, gelişmekte olan ülke piyasalarına sermaye akışını teşvik edebilir ve Türk lirası varlıklara olan ilgiyi artırabilir. Ancak Fed’in enflasyonla mücadele konusunda kararlılığını sürdürmesi, küresel finansal koşulların sıkılaşmaya devam edeceği anlamına gelebilir. Bu nedenle, Türkiye’nin dış dengeleri ve enflasyonla mücadelede uyguladığı politikalar, bu küresel gelişmelerden etkilenebilir. Uzmanlar, Türkiye’nin kendi para politikasını şekillendirirken Fed’in kararlarını yakından izlemesi gerektiği görüşünde. Ayrıca, Fed’in politika duruşu, Türkiye ile ABD arasındaki ekonomik ilişkilerin geleceği açısından da belirleyici olabilir.