Çin'de komünist yönetime karşı bir protesto düzenleyen ve ardından Birleşik Krallık'a kaçan Çinli muhalif Hong Qi, İngiliz polisinin acil olmayan 101 numaralı hattını aradığında kendisine yardımcı olması için atanan tercümanın, "rejim yanlısı" bir tavırla uzun bir siyasi nutuk çektiğini iddia etti. Hong Qi, isminin açıklanmaması kaydıyla konuşan bir tercümanın, kendisini azarladığını ve Çin hükümetine yönelik eleştirilerine sert tepki gösterdiğini söyledi.
Olayın arka planı
Hong Qi, 2019 yılında Çin'de düzenlediği protesto eylemleri nedeniyle yetkililer tarafından aranmaya başlanmış ve ülkeden kaçarak Birleşik Krallık'a sığınma talebinde bulunmuştu. Kendisi, Çin'deki insan hakları ihlallerine dikkat çekmek amacıyla çeşitli etkinlikler düzenlemiş ve uluslararası kamuoyunun dikkatini çekmişti. İddiaya göre, son olarak Londra'da bir olay yaşadığı için polisi arayan Hong Qi, kendisine yardımcı olması için yönlendirilen tercümanın, telefonda Çin Komünist Partisi'ni öven ve muhalifleri eleştiren uzun bir konuşma yaptığını belirtti. Tercümanın, Hong Qi'nin şikayetini dinlemek yerine siyasi bir söylemle kendisini azarladığını ve protestolarının yanlış olduğunu ima ettiğini iddia etti. Hong Qi, bu durumun İngiltere'deki Çin diasporası arasında yaygın olan siyasi baskı ve gözdağı verme pratiğinin bir yansıması olduğunu söyledi. İngiliz polisi, konuyla ilgili olarak henüz resmi bir açıklama yapmazken, olayın Çin'in yurtdışındaki etkisi bağlamında yeniden tartışmalara yol açması bekleniyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Bu olay, Çin hükümetinin yurtdışında yaşayan Çinli vatandaşlar üzerindeki etkisini ve rejim karşıtı sesleri susturma çabalarını yeniden gündeme getirdi. Çin, yurtdışındaki vatandaşlarını "vatanseverlik" duygusuyla hareket etmeye teşvik ederken, muhalifler sıklıkla tehdit ve baskıya maruz kaldıklarını belirtiyor. Hong Qi'nin iddiası, bu bağlamda bir örnek teşkil ediyor. İngiltere'deki Çin toplumu içinde siyasi bölünmeler derinleşirken, benzer olayların artması, ülkelerin yabancı istihbarat faaliyetlerine karşı önlemler almasına neden olabilir. Özellikle Batılı ülkeler, Çin'in bir miktar etkisini endişeyle izliyor. Hong Qi'nin yaşadığı bu deneyim, uluslararası insan hakları örgütlerinin de dikkatini çekti; bazı gruplar İngiliz hükümetine tercümanların tarafsızlığı konusunda daha sıkı denetim çağrısında bulundu. Olay, aynı zamanda Çin'den kaçan muhaliflerin Batı ülkelerinde bile tam anlamıyla güvende olmadıklarını gösteriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu olay doğrudan Türkiye'yi ilgilendirmese de, yurtdışında yaşayan Çinli muhaliflere yönelik baskı pratiklerinin küresel boyutuna işaret etmektedir. Türkiye, Çin ile ekonomik ve siyasi ilişkilerini geliştirirken, Uygur Türklerine yönelik politikalar nedeniyle zaman zaman iki ülke arasında gerginlik yaşanmaktadır. Benzer baskı mekanizmalarının Türkiye'deki Çin vatandaşları veya Türkiye'den Çin'e giden diplomatlar üzerinde de uygulanabileceği endişesi, Ankara'nın dış politikasında dengeli bir tutum izlemesini gerektirmektedir. Ayrıca, bu tür olaylar, Türkiye'nin ev sahipliği yaptığı mülteciler ve sığınmacılar açısından da emsal teşkil edebilir.