ABD Başkanı Donald Trump'ın Çin ile başlattığı ticaret savaşı, dünyanın en büyük iki ekonomisi arasındaki soya fasulyesi akışını kesintiye uğratarak 'eziyetli bir deneyim' yarattı. Bu açıklama, Cuma günü bir Çinli diplomat tarafından yapıldı. Çin'in Washington Büyükelçiliği'nde görevli bir yetkili, küresel soya ticaretinin en önemli hatlarından birini oluşturan bu iki ülke arasındaki ticari ilişkilerin, uygulanan karşılıklı gümrük tarifeleri nedeniyle ciddi şekilde bozulduğunu belirtti. Bu gelişme, iki ülke arasında 2018'de başlayan ve zaman zaman yumuşama sinyalleri verse de devam eden ticaret savaşının tarım sektörü üzerindeki etkilerini bir kez daha gözler önüne seriyor.
Gelişmenin arka planı
Söz konusu açıklama, Çin'in önde gelen tarım eyaletlerinden Heilongjiang'da düzenlenen bir tarım fuarı sırasında yapıldı. Çin'in Washington Büyükelçiliği Tarım Müsteşarı olarak görev yapan diplomat, fuarda yaptığı konuşmada, soya fasulyesi ticaretindeki kesintilerin her iki ülkenin çiftçilerini de olumsuz etkilediğini ifade etti. Müsteşar, 'Ticaret savaşının başlangıcından bu yana, soya fasulyesi ticareti eziyetli bir deneyim haline geldi. Bu durum, hem Amerikalı hem de Çinli çiftçilerin gelirlerini doğrudan etkiledi' dedi.
ABD, 2018 yılında Çin'den ithal edilen ürünlere uyguladığı gümrük tarifelerini artırarak ticaret savaşını başlatmış, Çin de buna misilleme olarak Amerikan soya fasulyesi, domuz eti ve diğer tarım ürünlerine ek gümrük vergileri getirmişti. Bu durum, ABD'nin en büyük soya fasulyesi ihracat pazarı olan Çin'e yönelik satışlarını önemli ölçüde azalttı. Pandemi sonrası dönemde iki ülke arasında bazı diplomatik temaslar yaşansa da, gümrük tarifeleri konusunda kalıcı bir çözüm sağlanamadı. ABD'li çiftçiler, Çin pazarına erişimdeki bu daralma nedeniyle büyük kayıplar yaşarken, Çin ise Brezilya gibi alternatif tedarikçilere yönelmek zorunda kaldı.
Çinli diplomatın açıklamaları, iki ülke arasında son dönemde artan diplomasi trafiği ve ticaret görüşmeleri ışığında önem taşıyor. ABD Hazine Bakanı Janet Yellen ve Ticaret Temsilcisi Katherine Tai'nin Çinli mevkidaşlarıyla yaptığı görüşmelerde tarifelerin kaldırılması konusunun gündeme geldiği, ancak henüz somut bir ilerleme kaydedilmediği biliniyor.
Bölgesel veya küresel boyut
Soya fasulyesi ticareti, küresel gıda güvenliği açısından kritik bir öneme sahip. Çin, dünyanın en büyük soya fasulyesi ithalatçısı konumunda ve küresel soya ticaretinin yaklaşık üçte ikisini tek başına gerçekleştiriyor. Bu nedenle, Çin'in ticaret politikalarındaki değişimler, sadece ABD ile olan ilişkilerini değil, aynı zamanda Brezilya, Arjantin gibi diğer büyük ihracatçı ülkeleri ve küresel gıda fiyatlarını da doğrudan etkiliyor.
ABD Tarım Bakanlığı verilerine göre, 2023 yılında Çin, ABD soya fasulyesi ihracatında ilk sıradaki yerini korudu ancak toplam ihracattaki payı, ticaret savaşının başlangıcındaki %60 seviyelerinden %50'nin altına geriledi. Brezilya, bu dönemde Çin'in en büyük soya tedarikçisi haline gelerek ABD'yi ikinci sıraya itti. Bu durum, Güney Amerika ülkelerinin küresel tarım ticaretindeki ağırlığını artırırken, ABD'li çiftçilerin gelir kayıplarını da derinleştirdi.
Uzmanlar, ticaret savaşının yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda jeopolitik sonuçları olduğuna dikkat çekiyor. İki süper güç arasındaki bu gerilim, teknoloji, güvenlik ve insan hakları gibi alanlarda da sürtüşmeleri beraberinde getirdi. Soya fasulyesi ticaretinin, bu geniş çaplı rekabetin sadece bir yansıması olduğu belirtiliyor. Ancak tarım ürünleri ticareti, iki ülke arasındaki ilişkilerin normalleşmesi için bir zemin oluşturma potansiyeli taşıyor. Uzmanlar, tarife indirimlerinin, iki ülke arasındaki diğer anlaşmazlıkların çözümüne de katkı sağlayabileceğini ifade ediyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, soya fasulyesi ihtiyacının büyük bölümünü ithalatla karşılayan bir ülke konumunda. ABD ve Çin arasındaki ticaret savaşı, küresel soya fiyatlarında dalgalanmalara neden olarak Türkiye'nin yem sanayisini ve dolayısıyla et süt ürünleri fiyatlarını etkileyebilir. Türkiye, bu dönemde Brezilya ve ABD'den yapılan soya ithalatında çeşitlendirmeye giderek riskleri yönetmeye çalışıyor. Ayrıca, iki ülke arasındaki ticaret savaşının, Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerin gıda güvenliği politikalarında daha fazla kendi kendine yeterliliğe odaklanmasına yol açabileceği değerlendiriliyor. Bu küresel gelişmeler, Türkiye'nin tarım politikalarını gözden geçirmesi ve stratejik ürünlerde dışa bağımlılığı azaltması gerektiğini bir kez daha hatırlatıyor.